Site icon Dial M for Movie

MATERIALISTS: Geleneksel ve Modern Arasına Sıkışmış Sıfır Riskli Bir Aşk Hikayesi

Celine Song’un ikinci uzun metraj filmi olan Materialists (Tam Bana Göre, 2025) yönetmenin ilk filmi Past Lives’ın (2023) minimalist hikâye anlatımına yakın görünse de bunu popüler kültürün bilinen ve sevilen yüzleriyle zenginleştirir. Başrollerinde Dakota Johnson, Pedro Pascal ve Chris Evans’ın yer aldığı film aşkı insanlığın ilk zamanlarından günümüze kadar ulaşan, belki de ulaşmaya çalışan tarihini üç karakter arasındaki ilişki deneyimleriyle aktarmaya çalışır. Neoliberalizm ve liberal feminizmin imkansızlıkları çeperinde salınan hikâye aşka dair basit söylemler geliştirir ancak filme yapılan en büyük eleştirilerden birisi de filmin “fakir erkek propagandası” olduğuna yöneliktir.

Dakota Johnson, Pedro Pascal

Adore isimli bir çöpçatanlık şirketinde çalışan Lucy (Dakota Johnson) müşterilerini beklentileri, istekleri ve arzularına yönelik olarak birbirleriyle eşleştirmektedir. Lucy’nin söylemiyle aşk basit bir durumken flört etmek bir o kadar zordur çünkü süreklilik ve ölçülülük gerektirir. İki insanın bir çift olabilmesinin bir matematiği vardır. Bu ölçülebilirlik sayesinde elmanın “kusursuz ve tam uyumlu” diğer yarısına ulaşılabilmektedir. Byung-Chul Han Şeffaflık Toplumu eserinde olumluluk toplumunun bireylerin ruhlarını yeniden organize ettiğini belirtir. Bu olumlulaştırma ve organize etme eylemleri sonucunda aşk da sığlaşır ve aşka içkin olan tüm karmaşıklıklar, olumsuzluk olarak sayılan özellikler silinir (Han, 2024: 20). Alain Badiou Aşka Övgü kitabında Meetic adlı tanışma sitesinin sloganlarına odaklanır: “Aşka düşmeden âşık olunabilir!”, “Acı çekmeden pekâlâ âşık olabilirsiniz!” Badiou bu sloganları Amerikan ordusunun “sıfır ölümlü” savaş propagandasına benzetir. Bu tür şirketler “risksiz ilişki” sunduklarını iddia ederek iki kişinin ortaklaşa olarak kuracağı bir ilişki yerine kapitalist sistemin işe alım sistemine benzer bir ilişki pratiği sunmaktadırlar (Badiou, 2011: 15-16). Aşk bir tür tüketim nesnesi haline gelir ve tüm olumsuzlukları silinerek evcilleştirilerek olumlulaştırılır. Aşkın ve birlikteliğin getireceği her türlü üzüntü, yara, hayal kırıklığı dışlanır ve olumsuzlukla damgalanır. Aşkın getirdiği tutku da ilişkinin dışında bırakılır. Olumsuzluklardan sıyrılmış ilişki aşırı olumluluktan kaynaklanan bitkinlik ve yorgunluk getirmektedir (Han, 2024: 20).

Dakota Johnson

Lucy, müşterilerinin düğününde damadın kardeşi olan Harry (Pedro Pascal) ile tanışır ve onu tüm kadınlar için değeri yüksek bir ürün olarak görüp müşterisi olması için kartını verir ancak sonunda Lucy bu değerli ürünü başkalarına kaptırmak yerine kendisine almayı tercih eder. Lucy için Harry ile aralarındaki terazi eşit değildir. Ne ortak bir aile geçmişine ne ortak bir hayat deneyimine ne de birbiriyle eşit bir maddiyata sahiplerdir. Tüm bunlara rağmen Lucy ve Harry aşka düşmek yerine birbirlerini tam zamanlı ilişki işine alırlar. Ancak Lucy’nin hayatının bir tarafında aşka düştüğü ancak tam zamanlı ilişki işine uygun görmediği eski sevgilisi John (Chris Evans) vardır. John, Harry gibi sermayeye ve lüks arabalara sahip değildir. Ev arkadaşlarıyla yaşar ve oyunculuk kariyerini yaratmak için hiçlikten bir varlık oluşturmaya çalışır. Lucy için bu hiçlik ilişkilerinin de var olmasını engellemektedir. Lucy her ne kadar liberal feminizmin savunduğu ve oluşturduğu güçlü ve kendi ayakları üzerinde duran kadın rolünü sergilese de en nihayetinde ilişki içinde olacağı erkeğin varlıklı olmasını arzulamaktadır. Tam da bu nokta liberal feminizmin en büyük çelişkisine işaret eder.

Dakota Johnson, Chris Evans

Liberal feminizm erkek bakış açısını yansıtarak erkeklerin her alandaki üstünlüğünü baştan kabul ederek kadınların bu kusursuz erkek dünyasına entegre olmalarını amaçlamaktadır (Altınbaş, 2010: 50).  Aynı zamanda liberal feminizm aile kurumunu en fazla koruyan feminizm türüdür. Aile kurumunun desteklenmesi de kapitalizmin sürekliliği için ihtiyaç duyulmasından kaynaklanmaktadır (Whelehan’dan akt. Altınbaş, 2010: 48). Liberal feministlerin eşitlik arayışları yalnızca orta sınıf, beyaz sınıfın sorunları ile sınırlanmıştır. Irksal ve sınıfsal eşitsizlikler dışarda bırakılmıştır. Onlar için eşitlik kadınların yalnızca beyaz, burjuva, rasyonel, erkek prototipine benzemeleriyle sağlanabilecektir (Altınbaş, 2010: 47). Neo-liberalizm toplumsal sorunların bireysel çaba ve öz sorumluluk üzerinden çözülebileceğini iddia eder ve bireyin hayatını, ilişkilerini birer “yatırım” gibi yönetmesini savunur. Liberal feminizm de bu anlamda yapısal ve toplumsal bir dönüşüm yerine kadınların bireysel olarak fırsat eşitliği ve özgürlük elde etmelerini savunur. Neo-liberalizm ve liberal feminizm bireyin mevcut sistem içinde güçlenmesini hedefler. Lucy de her ne kadar kendi kendine yetebilen bir kadın imgesi olarak yaratılsa da konformist ve materyalist tarafının etkisiyle kendini “rahat ettirecek” olan Harry ile bir ilişkiye başlar. Öncesinde de John ile kendini “rahat ettirememesi” sonucu ayrılmıştır ancak Harry ile olan ilişkisinde dahi sürekli olarak John’a geri dönme düşüncesi aklının bir köşesinde yer etmektedir. Filmin açılış sekansında Lucy’nin hazırlanırken birçok aynanın yansımasından çekilmesi ve görülmesi bu içsel parçalanmasını somutlaştırmaktadır.

Lucy’nin Harry ile olan ilişkisi oldukça sterilize edilmiştir. Birbirlerini tanımak için çaba harcamazlar. İlişkileri yalnızca pahalı hediyeler ve pahalı restoranlarda yenilen yemeklerden oluşur. Duygulardan, özellikle de aşktan arındırılmış bu ilişki bir noktada Lucy’yi tatmin etmemeye başlar. Birbirleri ile hiçbir şey paylaşmadıkları için Lucy, müşterisi olan Sophie’nin (Zoë Winters) eşleştirdiği bir erkek müşterisi tarafından tacize uğradığında duyduğu suçluluk duygusunu eski sevgilisi John ile paylaşabilir. Yaptığı iş hakkında şüphelerini ve hayal kırıklıklarını dinleyen tek kişi John’dur. Bir gece Harry’nin bacağındaki yara izini gördüğünde ve Harry bu izin boy uzatma ameliyatı sonucunda oluştuğunu anlattığında Lucy ona bir yakınlık hissedebilir. Kusursuz bir ürün yerine onu ilk kez kusurlu bir insan olarak görür. Harry’nin bu ameliyat sayesinde kadınlarla ilişki şansının arttığını söylemesi dikkat çekicidir. Teşhircilik toplumunda her özne birer reklam nesnesidir ve her özne sergi değeriyle ölçülmektedir. Sergi değeri ise güzel görünüşe göre belirlenmektedir. Bu durumda güzellik ve dinçlik zorlaması ortaya çıkmaktadır. Estetik ameliyatlar da sergilenme değerini en yüksek düzeye ulaştırmaktadır.

Özneler içsel değerleriyle değil zorlama bir güzellikle değerlerini sunmaktadırlar. İçsel değer görünmez olduğu için sergi değerine katılmamaktadır (Han, 2024: 27, 29). Tüketim toplumlarında bireyler de tüketilecek ve yatırım yapılacak nesneler konumuna indirgendiğinden dolayı ne kadar zeki ne kadar varlıklı veya ne kadar iyi olduklarıyla ilgilenilmemektedir. Dışsal olan içsel olanın üzerini kapatır ve öznenin varlığı muğlaklaşır. Bu muğlaklığı gidermenin yolu ise dışsal olanı en yüksek düzeye çekmektir. Bundan dolayı hem Lucy hem de Harry çeşitli estetik ameliyatlardan geçmişlerdir. Gelecekte gerçekleşmesi muhtemel heteronormatif materyalist ilişkileri için yatırımı ilk başta kendilerine yapmışlardır. Dışsal olarak her ne kadar kusursuz görünseler de ortada içsel olarak aşk olmadığı için Lucy ve Harry’nin ilişkisi ilerlemez. Lucy konformist ve romantik kişilikleri arasında salınır ve en sonunda her “normal” insandan beklenildiği gibi romantizm tarafını seçer.

Lucy’nin John ile olan ilişkisi pek insancadır. Harry ile aralarında olan steril ve matematiksel ilişkinin izleri burada görülmez. John kusurludur ve elinde sadece Lucy’ye duyduğu sarsılmaz sevgisi vardır. İlk insanlardan bu yana da aşkın temelini bu iki unsur oluşturmaktadır; kusurluluk ve sarsılmaz sevgi. Her şeyin olumlu ilerlediği ve tek bir pürüzün bile bulunmadığı bir ilişki devinimsiz ve yaşam ünitesine bağımlı bir stabil olma durumu içerir. Bu stabil olma durumunda ise insanı insan yapan yaralardan ve tutkulardan bahsedilemez. “Sıfır ölümlü” bir savaş ve “sıfır riskli” bir ilişki neoliberal toplumların benzer propaganda söylemleridir. Güvenlik ve rahatlığa karşı hayatın rastlantısallığı ve serüveni günümüz toplumlarında yeniden keşfedilmesi gereken unsurlardır.

Filmin eleştirilmesi gereken noktası aslında “fakir erkek propagandasından” çok Lucy’nin kişisel tamamlanmasını, bir erkekle olan ilişkisiyle gerçekleştirmesidir. Liberal feminizmin savunduğu gibi Lucy kariyerinde başarılı bir kadındır ancak heteronormatif ilişkisinin sonunda konvansiyonel bir kadın temsiline dönüşür. John ile evlenmesiyle aile kurumu desteklenmiş olur ve kadının kariyerinde başarılı olmasının onu tanımlayamayacağı; ancak bir erkekle aile kurduğunda, onunla evlendiğinde tam bir varlık olacağı mesajı verilmiş olur. “Fakir erkek propagandası” eleştirisinde odak yine erkek üzerinedir. Özellikle romantik-komedi türüne ait olduğu söylenen film ve filmlerde incelenmesi gereken temel temsil kadın karakterlerdir. Bu türe ait filmlerin özellikle kadın seyirciler için yapıldığı göz önüne alındığında kadın karakterlerin tekrar ve tekrar konvansiyonel kadınlık rollerine hapsedilmesi asıl sorunlu ve çelişik olan taraftır.

Celine Song’un Materialists filmi yüzeysel bir okumayla oldukça romantik ve iç ısıtan bir aşk hikayesi olarak görülebilmesine karşın yüzeyi kazıdıkça altından neoliberalizm ve liberal feminizmin açtığı yarıklara düşen ve bu yarıkları tekrar yaratan bir söyleme sahiptir. Romantik-komedi türünde bu çelişik söylemleri romantizm kisvesi altında süslemek ve gizlemek çok da kolay olduğundan dolayı filmin bu sorunlu taraflarını üzerindeki süsleri kazıyarak ortaya çıkarmak daha zorlu görünebilmektedir. Filmin sonunda konvansiyonel olana geri dönmesiyle hikâyenin ilk başlarındaki güçlü yapısını yok ettiği söylenebilir. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olan Past Lives ile karşılaştırıldığında Materialists, ünlü isimlerine rağmen çok daha yüzeysel ve acemice hatalara düşen bir yapım olarak karşımıza çıkar. Tüm bu okumalar bir yana bırakıldığında ise Materialists izleyiciye, onu şaşırtmadan beklediğini veren ve son derece romantik bir aşk hikayesi sunar. İzleyiciyi şaşırtmadığı ve türün özelliklerini yapıbozuma uğratmadığından dolayı, Song’un Materialists’i hikayesindeki “sıfır riskli” ilişkilere benzer şekilde “sıfır riskli” bir romantik-komedi örneğidir.

Berfin Tutucu

Kaynakça

İlgili okuma: Past Lives (Berfin Tutucu)

Exit mobile version