Présenté en Séance de Minuit au 79ème Festival de Cannes, Roma Elastica (2026) de Bertrand Mandico épouse le mouvement d'un rêve où une anarchie visuelle se défait à mesure qu'elle s'étire, jusqu'à rompre ses propres attaches. Dès ses premières images, le film plonge dans la matière du cinéma, laissant ses strates ironiques suspendre toute appartenance au temps. Le terme « elastica » de … Okumaya devam et ROMA ELASTICA : Le corps comme excès d’image
Dagur Kári ile İnsanlık, Sessizlik ve Kendisinin Bile Açıklayamadığı Karakterler Üzerine
Nói the Albino ve Fúsi, izledikten yıllar sonra bile aklımda kalmaya devam eden filmler arasında. Bunun nedeni yalnızca hikâyeleri değil; Dagur Kári'nin karakterlerine bakışındaki şefkat ve sadelik. Onun filmlerinde insanlar çoğu zaman yalnız, başarısız ya da hayatın bir yerinde geride kalmış gibi görünürler. Ama Kári, bu insanlarda trajediden çok insanlık görür. Bu yüzden uzun zamandır merak ettiğim bazı soruları … Okumaya devam et Dagur Kári ile İnsanlık, Sessizlik ve Kendisinin Bile Açıklayamadığı Karakterler Üzerine
Dagur Kári on Humanity, Silence, and the Characters He Can’t Explain
Nói the Albino and Fúsi (Virgin Mountain) are among the films that have stayed with me even years after I first watched them. The reason is not only their stories, but also the compassion and simplicity in the way Dagur Kári looks at his characters. In his films, people often seem lonely, unsuccessful, or somehow left behind by life. Yet Kári sees … Okumaya devam et Dagur Kári on Humanity, Silence, and the Characters He Can’t Explain
Kahramanların Yolculukları: BİZİM OLAN HER ŞEY ve EUDAIMONIA (2025 İzmir Kısa Film Festivali #2)
26. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’nde “Ulusal Kurmaca Kategorisi Finalist Filmleri” arasında olan Deniz Kezik’in Bizim Olan Her Şey (2025) ve Gizem İbak’ın Eudaimonia (2025) filmlerinden biri ayna, diğeri kavak metaforuyla tamamlanan iki yolculuk ekseninde birer anlatı inşa eder. Bizim Olan Her Şey, iki erkekle yola çıkmak zorunda kalan bir kadının; Eudaimonia ise bir babayla oğlunun yaşantılarından kesit sunar. Yolculuk izleği söz konusu olduğunda akla ilk … Okumaya devam et Kahramanların Yolculukları: BİZİM OLAN HER ŞEY ve EUDAIMONIA (2025 İzmir Kısa Film Festivali #2)
VIRGINIA WOOLF’S NIGHT & DAY: Woolf için Fazla Güvenli Bir Uyarlama
İranlı-İngiliz yönetmen Tina Gharavi, son filmi Virginia Woolf's Night & Day'de (2026) kadın hakları ve bir kadının özgürleşmesi üzerine değerli mesajlar vermeye çalışsa da bunu oldukça yüzeysel, güvenli ve artık defalarca kullanılmış bir hikâye formülü üzerinden yapmayı tercih ediyor. Kendine Ait Bir Oda'yı okumuş ve onun 20. yüzyılın en çarpıcı eserlerinden biri olduğunu düşünen biri olarak şunu itiraf … Okumaya devam et VIRGINIA WOOLF’S NIGHT & DAY: Woolf için Fazla Güvenli Bir Uyarlama
GENTLE MONSTER: The Silent Genesis of Ethics
Premiering in Competition at the 79th Cannes Film Festival, Marie Kreutzer’s Gentle Monster (2026) explores the epistemological fault lines underlying the ethical structures that shape individual judgment. The film is preoccupied with the limits of language and knowledge, suggesting that truth can only be assembled from the fragments of information individuals choose to disclose to … Okumaya devam et GENTLE MONSTER: The Silent Genesis of Ethics
Şeytanın Ötesinde: THE EXORCIST’te Abject Kadın Bedeni, Annelik ve Patriyarkal Restorasyon
William Friedkin tarafından yönetilen 1973 yapımı The Exorcist korku sinemasının kanonikleşmiş eserlerinden birisidir. Çekildiği dönemden bu yana feminist film kuramı da hız kaybetmeden çalışma alanlarını genişlettiğinden dolayı filmde göz ardı edilen cinsiyet politikaları ve annelik temsili Barbara Creed’in ortaya koyduğu “canavarsı-dişi” kavramıyla ve annelik çalışmalarıyla incelenebilir hale gelir. Korku sinemasında şeytan tarafından ele geçirilme teması … Okumaya devam et Şeytanın Ötesinde: THE EXORCIST’te Abject Kadın Bedeni, Annelik ve Patriyarkal Restorasyon
Kentsel ve Kişisel Belleğin Minör Bir Anlatıdaki İzdüşümleri: ALİS (2025 İzmir Kısa Film Festivali #1)
26. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’nde “Ulusal Kurmaca Kategorisi Finalist Filmleri” arasında yer alan, senaryosunu Beril Tan’ın yazıp yönettiği Alis (2025), bir sayfiyede kentsel dönüşüm adı altında kentlerin belleğinin silinmesine yol açan kararlara teslim olan komşularının aksine tek başına direnen başkarakteri Alis’in (Deniz Türkali) öyküsünü konu edinir. Uzun bir süredir üzerine çalıştığım metinler olduğu için filmi izledikten … Okumaya devam et Kentsel ve Kişisel Belleğin Minör Bir Anlatıdaki İzdüşümleri: ALİS (2025 İzmir Kısa Film Festivali #1)
COLONY: Enfeksiyonun Kolektif Bilinç Manifestosu
Geçtiğimiz 79. Cannes Film Festivali’nde Geceyarısı Seansı (Séance de Minuit) kategorisinde gösterilen Yeon Sang-ho’nun yeni filmi Colony (2026), klasik bir zombi saldırısına farklı bir dokunuş getiriyor. Filmin adeta bir dans şölenini andıran koreografisi dışında konusu her ne kadar klasik bir zombi filmine göre teknik açıdan farklı bir akış takip etse de Vince Gilligan’ın Pluribus (2025) … Okumaya devam et COLONY: Enfeksiyonun Kolektif Bilinç Manifestosu
SHEEP IN THE BOX: Dijital Mezarı Olmayan Yaşayan Ölüler
79. Cannes Film Festivali’nde yarışma kategorisinde boy gösteren Hirokazu Koreeda’nın yeni filmi Sheep in the Box (2026), insan bedenlerini bir promosyon kutusunun içerisine yerleştiriyor. Bir nevi seri tüketim düzleminde meta konumuna gelen bu bedenler standartlaşmış kargo formatında evlere dağıtılıyor. Hızlı tüketimin anatomisini başka bir kulvara doğru çeken Koreeda, Sheep in the Boxile izleyiciyi adeta bir … Okumaya devam et SHEEP IN THE BOX: Dijital Mezarı Olmayan Yaşayan Ölüler
