GENTLE MONSTER: The Silent Genesis of Ethics

Premiering in Competition at the 79th Cannes Film Festival, Marie Kreutzer’s Gentle Monster (2026) explores the epistemological fault lines underlying the ethical structures that shape individual judgment. The film is preoccupied with the limits of language and knowledge, suggesting that truth can only be assembled from the fragments of information individuals choose to disclose to … Okumaya devam et GENTLE MONSTER: The Silent Genesis of Ethics

Şeytanın Ötesinde: THE EXORCIST’te Abject Kadın Bedeni, Annelik ve Patriyarkal Restorasyon

William Friedkin tarafından yönetilen 1973 yapımı The Exorcist korku sinemasının kanonikleşmiş eserlerinden birisidir. Çekildiği dönemden bu yana feminist film kuramı da hız kaybetmeden çalışma alanlarını genişlettiğinden dolayı filmde göz ardı edilen cinsiyet politikaları ve annelik temsili Barbara Creed’in ortaya koyduğu “canavarsı-dişi” kavramıyla ve annelik çalışmalarıyla incelenebilir hale gelir. Korku sinemasında şeytan tarafından ele geçirilme teması … Okumaya devam et Şeytanın Ötesinde: THE EXORCIST’te Abject Kadın Bedeni, Annelik ve Patriyarkal Restorasyon

Kentsel ve Kişisel Belleğin Minör Bir Anlatıdaki İzdüşümleri: ALİS (2025 İzmir Kısa Film Festivali #1)

26. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’nde “Ulusal Kurmaca Kategorisi Finalist Filmleri” arasında yer alan, senaryosunu Beril Tan’ın yazıp yönettiği Alis (2025), bir sayfiyede kentsel dönüşüm adı altında kentlerin belleğinin silinmesine yol açan kararlara teslim olan komşularının aksine tek başına direnen başkarakteri Alis’in (Deniz Türkali) öyküsünü konu edinir. Uzun bir süredir üzerine çalıştığım metinler olduğu için filmi izledikten … Okumaya devam et Kentsel ve Kişisel Belleğin Minör Bir Anlatıdaki İzdüşümleri: ALİS (2025 İzmir Kısa Film Festivali #1)

COLONY: Enfeksiyonun Kolektif Bilinç Manifestosu

Geçtiğimiz 79. Cannes Film Festivali’nde Geceyarısı Seansı (Séance de Minuit) kategorisinde gösterilen Yeon Sang-ho’nun yeni filmi Colony (2026), klasik bir zombi saldırısına farklı bir dokunuş getiriyor. Filmin adeta bir dans şölenini andıran koreografisi dışında konusu her ne kadar klasik bir zombi filmine göre teknik açıdan farklı bir akış takip etse de Vince Gilligan’ın Pluribus (2025) … Okumaya devam et COLONY: Enfeksiyonun Kolektif Bilinç Manifestosu

SHEEP IN THE BOX: Dijital Mezarı Olmayan Yaşayan Ölüler

79. Cannes Film Festivali’nde yarışma kategorisinde boy gösteren Hirokazu Koreeda’nın yeni filmi Sheep in the Box (2026), insan bedenlerini bir promosyon kutusunun içerisine yerleştiriyor. Bir nevi seri tüketim düzleminde meta konumuna gelen bu bedenler standartlaşmış kargo formatında evlere dağıtılıyor. Hızlı tüketimin anatomisini başka bir kulvara doğru çeken Koreeda, Sheep in the Boxile izleyiciyi adeta bir … Okumaya devam et SHEEP IN THE BOX: Dijital Mezarı Olmayan Yaşayan Ölüler

Feminizmin Yeşilçam Hâli: ŞALVAR DAVASI

Ben antika bir insanım galiba. Hâlâ kitaplığında, kitapların yanında VCD’ler duran ve çok sevdiği filmleri streaming servisleri yerine fiziksel kopyalarından izlemeyi tercih eden insanlardanım. Fiziksel medyanın verdiği hissi seviyorum sanırım. Sevdiğim bir filmin kapağına bakmayı, onu elime almayı, yıllar önce satın aldığım bir VCD’nin arka kapağındaki yazıları okumayı, içindeki silinmiş sahneleri izlemeyi, kamera arkası görüntülerine … Okumaya devam et Feminizmin Yeşilçam Hâli: ŞALVAR DAVASI

BACKROOMS – Çevrimiçi Hayatlar ve Dijital Şehir Efsaneleri

İnternet kendi efsanelerini yaratacak kadar eskidi mi? Hem bilişim hem de şehir efsanesi terimi olan “backrooms” kavramını araştırırken aklıma bu soru geldi. Evet ilk mesaj (Arpanet) 1969 yılında gönderildi, 1983’te de TCP/IP konfigürasyonuna geçildi ama “her evde internet var” diyebileceğimiz yılın 2000 olduğundan bile pek emin değilim, tabii hayatlarımızda baskın olarak belki 20 yıldır var … Okumaya devam et BACKROOMS – Çevrimiçi Hayatlar ve Dijital Şehir Efsaneleri

HOPE: Kadrajın Merkezinde Duygusal Boşluk Olarak Şiddet

79. Cannes Film Festivali’nde yarışma kategorisinde yer alan Na Hong-jin’in Hope (2026) filmi bir yarışma filmine göre oldukça beklenmeyen tempoda ve çizgide bir anlatı sunuyor. Bir travma melodramı fikrinden hareketle gelişen senaryonun düzeneği aynı türde belli başlı yapımları akla getirse de Hope’un kendisini farklı kılan şey tamamen görsel şölenin senaryonun metniyle çok özel bir şekilde … Okumaya devam et HOPE: Kadrajın Merkezinde Duygusal Boşluk Olarak Şiddet

Adımlar, Kumdan Kaleler, Dalgalar… Hayat: ÂDİLE NÂŞİT

Âdile Nâşit’in (oyuncular Meltem Kaptan ve Ayşe Gümüş) 1930 ile 1987 yıllarının arasına sığan, kısa ama gerek kurduğu bağlar gerekse meslek hayatı boyunca Türk sineması ve tiyatrosuna kattıklarını düşündüğümüzde dolu dolu geçtiğini görebildiğimiz ömrü, Çağan Irmak’ın yönettiği, senaryosu Nermin Yıldırım’a ait olan Âdile Nâşit (2025) filmiyle beyazperdeye taşınınca izleyicinin karşısına oldukça katmanlı bir anlatı çıkıyor. … Okumaya devam et Adımlar, Kumdan Kaleler, Dalgalar… Hayat: ÂDİLE NÂŞİT

OBSESSION: Romantik Fantezinin Küflenmiş Popcornu

Vizyona girdiğinden beri adından sıkça bahsedilen Curry Barker’ın Obsession’ı (2025) kuru bir korku komedisi olarak bir duygu organizasyonu filmi. Kült psikoseksüel Amerikan korkusu ile günümüzün “cringe cinema” olarak adlandırılabileceğimiz bir noktasında duran film bireyin duygu mekanizmasıyla oynamak üzerine kurulu. Öyle ki kimi sahnelerde karakterlerin duygu aktarımı, tıpkı yönetmenin That’s A Bad Idea adlı YouTube kanalındaki … Okumaya devam et OBSESSION: Romantik Fantezinin Küflenmiş Popcornu