Robert Redford’un ORDINARY PEOPLE Filmini Çevre Psikolojisi Üzerinden İzlemek

Bugüne kadar uzun ya da kısa süre içinde bulunduğunuz mekânları düşünün. Örneğin, çocukluğunuzda yalnızca bir kez gittiğiniz herhangi bir yeri… Oraya aradan on beş, yirmi, belki daha fazla yıl sonra tekrar gittiğinizde ilk ziyaretinize ait görüntüler zihninizde canlanacak ve bu görüntüler, birtakım duyguların taşıyıcısı olacaktır. Daha uzun süre kaldığınız mekânlara farkında olarak ya da olmayarak … Okumaya devam et Robert Redford’un ORDINARY PEOPLE Filmini Çevre Psikolojisi Üzerinden İzlemek

MASUMİYET MÜZESİ: Eşyalara Bulaşan Eril Saplantının Masum Olmayan Anatomisi

Orhan Pamuk’un aynı isimli romanından uyarlanan ve yönetmen koltuğunda Zeynep Güney Tan’ın oturduğu Masumiyet Müzesi (2026), 1970’ler Türkiye’sinin sosyolojik örüntülerini romantize edilmiş bir ilişkide görünür kılan, dayandığı esere ve yazara sadık kalan, estetik açıdan doyurucu bir yapım olarak karşımıza çıkmaktadır. Anlatı, varlıklı bir ailenin oğlu olan Kemal (Selahattin Paşalı) ile onun uzaktan akrabası yoksul Füsun … Okumaya devam et MASUMİYET MÜZESİ: Eşyalara Bulaşan Eril Saplantının Masum Olmayan Anatomisi

THE ONLY LIVING PICKPOCKET IN NEW YORK: Başarısız Bir Deneyime Karşılık Nazik Bir Kayıtsızlık

76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde (Berlinale) yarışma dışı kategoride uluslararası prömiyerini yapan The Only Living Pickpocket in New York, (New York’un Yaşayan Tek Yankesicisi, 2026) New York’a duyulan nostaljik sevginin temel yaklaşımda “hırsızlık” teması altında şehrin dinamiğini ve enerjisini resmetmek için kurgulanmış bir yapım. Noah Segan’ın hem senarist hem de yönetmen koltuğunda oturduğu filmin başrollerinde … Okumaya devam et THE ONLY LIVING PICKPOCKET IN NEW YORK: Başarısız Bir Deneyime Karşılık Nazik Bir Kayıtsızlık

SARI ZARFLAR: Bir Açık Sistem Eleştirisi Olarak İdealizmin Evrensel Gerilimi

76. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde yarışma kategorisinde izlediğimiz ve festivalden Altın Ayı / En İyi Film ödülüyle dönen Sarı Zarflar (Yellow Letters, 2026), politik bağlamda dramatik bagajı oldukça dolu bir Almanya-Türkiye ortak yapımı olarak karşımıza çıkıyor. Yönetmenliğini İlker Çatak’ın yaptığı filmin başrollerinde Özgü Namal (Derya), Tansu Biçer (Aziz), Yusuf Akgün (Fikret), Leyla Smyrna Cabas (Ezgi), … Okumaya devam et SARI ZARFLAR: Bir Açık Sistem Eleştirisi Olarak İdealizmin Evrensel Gerilimi

THE WEIGHT: Psikolojik Yükün Altında Kültürel Yabancılaşma

76. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Berlinale Special Gala’da gösterilen The Weight (2026), endişe ve korku duygusunu doğrudan dram değil de daha çok gerilim yaratsın diye kullanırken, evrensel dünya düzeninden dışlanmış figürlerini oldukça modern gözüken anlatısının içerisine yerleştiriyor. Padraic McKinley’in ilk uzun metraj filmi olan The Weight, insan psikolojisi üzerine doğanın tam ortasında adeta bir keşfe … Okumaya devam et THE WEIGHT: Psikolojik Yükün Altında Kültürel Yabancılaşma

NIGHTBORN: Anne Olmanın Trajikomedisi

76. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde yarışma kategorisinde gösterilen Nightborn / Yön Lapsi (2026), Hanna Bergholm’un ikinci uzun metraj filmi olarak karşımıza çıkıyor. Film anne olmanın, özellikle anne üzerindeki yansımalarından metaforik bir anlatı yakalıyor. Fantastik ve psikolojik gerilim türlerine giren filmin başrollerinde Seidi Haarla (Saga), Rupert Grint (Jon), Pamela Tola (Taru) ve Pirkko Saisio (Saga'nın annesi) … Okumaya devam et NIGHTBORN: Anne Olmanın Trajikomedisi

THE MOMENT: Gerçekliğin Marka Değeri

Dial M for Movie olarak 76. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Panorama kategorisinde izleme şansı bulduğumuz Aidan Zamiri’nin  “uzun metraj video klip” tarzındaki filmi The Moment (2026), Charli XCX’in orijinal fikri üzerinden ortaya çıkmış, daha sonra ise yine Zamiri ve Bertie Brandes tarafından senaryolaştırılmış. Zamiri’nin daha önce Charli XCX’in müzik videolarının yönetmenliğini de yaptığını düşündüğümüzde filmin … Okumaya devam et THE MOMENT: Gerçekliğin Marka Değeri

ROSEBUSH PRUNING: Aile Kavramının Monotonluğundan Manipüle Edilmiş Bir Ritüel Yaratmak

76. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Yarışma kategorisinde gösterilen Karim Aïnouz’un son filmi Rosebush Pruning’de (2026), kokteyl niyetine kullanılan cinsel öğelerin birer leitmotiv gibi sürekli kendini tekrar etmesi, yönetmenin genel olarak film üzerindeki tonunu da belirliyor. Filmin oyuncu kadrosu oldukça dikkat çekici; Elle Fanning (Martha), Callum Turner (Ed), Pamela Anderson (anne), Riley Keough (Anna), Lukas Gage … Okumaya devam et ROSEBUSH PRUNING: Aile Kavramının Monotonluğundan Manipüle Edilmiş Bir Ritüel Yaratmak

SOUVENIR I & II – The Not-So-Quiet Aftermath: Trauma Bonds, False Love, and Cinema as Witness

When I first watched The Souvenir, I thought I was watching a story. Very quickly, it shifted from a viewing experience into a space of mirroring and recognition. This text begins as a film analysis and gradually becomes a personal reckoning: an essay that tries to hold a formal reading of cinema and a subjective … Okumaya devam et SOUVENIR I & II – The Not-So-Quiet Aftermath: Trauma Bonds, False Love, and Cinema as Witness

RETURN to SILENT HILL: İkonik Seriyi Oyunlaştırmak Uğruna Kendi Mitolojisini Pasifleştirmek

Dial M for Movie olarak geçtiğimiz günlerde Paris’teki dünya prömiyeri özel gösterimine katıldığımız Return to Silent Hill (Sessiz Tepe: Dönüş, 2026), sisle örtülü bir mekânda kül parçacıklarını aktif tutmaya çalışıyor. Japon şirketi Konami'nin beğenilen oyunu Silent Hill’den, artık bir uyarlama serisinin parçası haline gelen Return to Silent Hill, her ne kadar oldukça takdir gören 2006 … Okumaya devam et RETURN to SILENT HILL: İkonik Seriyi Oyunlaştırmak Uğruna Kendi Mitolojisini Pasifleştirmek