Adımlar, Kumdan Kaleler, Dalgalar… Hayat: ÂDİLE NÂŞİT

Âdile Nâşit’in (oyuncular Meltem Kaptan ve Ayşe Gümüş) 1930 ile 1987 yıllarının arasına sığan, kısa ama gerek kurduğu bağlar gerekse meslek hayatı boyunca Türk sineması ve tiyatrosuna kattıklarını düşündüğümüzde dolu dolu geçtiğini görebildiğimiz ömrü, Çağan Irmak’ın yönettiği, senaryosu Nermin Yıldırım’a ait olan Âdile Nâşit (2025) filmiyle beyazperdeye taşınınca izleyicinin karşısına oldukça katmanlı bir anlatı çıkıyor. … Okumaya devam et Adımlar, Kumdan Kaleler, Dalgalar… Hayat: ÂDİLE NÂŞİT

OBSESSION: Romantik Fantezinin Küflenmiş Popcornu

Vizyona girdiğinden beri adından sıkça bahsedilen Curry Barker’ın Obsession’ı (2025) kuru bir korku komedisi olarak bir duygu organizasyonu filmi. Kült psikoseksüel Amerikan korkusu ile günümüzün “cringe cinema” olarak adlandırılabileceğimiz bir noktasında duran film bireyin duygu mekanizmasıyla oynamak üzerine kurulu. Öyle ki kimi sahnelerde karakterlerin duygu aktarımı, tıpkı yönetmenin That’s A Bad Idea adlı YouTube kanalındaki … Okumaya devam et OBSESSION: Romantik Fantezinin Küflenmiş Popcornu

HOKUM: A Human Horror Story Beneath the Gothic Chaos

Damian McCarthy’s first major Hollywood horror film clearly carries traces of The Shining, but what makes Hokum (2026) genuinely compelling is how it transforms folklore, guilt, and emotional collapse into something deeply human, anchored by one of Adam Scott’s strongest performances to date. Irish filmmaker Damian McCarthy, whom I consider one of the most talented … Okumaya devam et HOKUM: A Human Horror Story Beneath the Gothic Chaos

FJORD: Ahlaki Çürümenin Organik Sınıfsal Dokusu

Aşırı medeni olma durumunu toplumun ortak körlük politikası gibi işleyen Cristian Mungiu, 79. Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye ile ayrılan filmi Fjord’da (2026) bir topluma ait olma ve bu kimlik probleminin yanı sıra göçmenlik politikalarına da değiniyor. Coğrafi sınırlar içerisinde sistematikleşen ve kendi çerisinde belli gerilimler yaratan medeniyete ulaşma hali filmde bir nevi kültürlerarası üstünlüğün … Okumaya devam et FJORD: Ahlaki Çürümenin Organik Sınıfsal Dokusu

SANGUINE: Kısık Ateşte Pişmiş Etin Odunsu Tadı

Marion Le Coroller’nin 79. Cannes Film Festivali’nde Séance de Minuit (Geceyarısı Seansı) kapsamında gösterilen Sanguine (2026) filmi, gore ve body horror dışavurumlarıyla dikkat çekiyor. Julia Ducournau (Titane) ve Coralie Fargeat’dan (The Substance) sonra kadın merkezli body horror serüvenine diğer iki isme oranla daha hafif bir şekilde bağlanan Marion Le Corroller, bedenin tükenmişlik hallerini kademe kademe … Okumaya devam et SANGUINE: Kısık Ateşte Pişmiş Etin Odunsu Tadı

L’INCONNUE: Arzunun Tekinsiz Sahasında Bedeni Erotizm Öğesinden Organikleştirmek

79. Cannes Film Festivali’nde Yarışma kategorisinde dikkatimizi fazlasıyla çeken Arthur Harari’nin yeni filmi L'inconnue (The Unknown, 2026), cinsel ilişki yoluyla kimlik değişimi, beden algısının yerle bir edilmesi ve cinsiyet etiketinin tamamen değişmesi üzerinden oldukça derin ve düşünsel bir katman yaratıyor. Filme kaynaklık eden metin, yönetmenin kardeşi Lucas Harari tarafından yazılan ve çizilen, Le cas David Zimmerman (David Zimmerman Vakası) adlı grafik … Okumaya devam et L’INCONNUE: Arzunun Tekinsiz Sahasında Bedeni Erotizm Öğesinden Organikleştirmek

HER PRIVATE HELL: Neo-Noir Fütürist Şehrin Yorgun Düşmüş Sakinleri

İzleyicinin gerçeklik algısıyla sürekli oynayan bir mekanizmaya sahip olan Her Private Hell (2026), bir yandan fütürist hissettirirken diğer yandan ise arşivde tozlanmış ve uzun süredir izlenilmeyi bekleyen bir filmi andırıyor. Modern toplum eleştirisini tam anlamıyla yapay bir şehrin içerisine yerleştiren Nicolas Winding Refn, karakterlerine kendilerini izleme deneyimi sunuyor. Film tamamen parçalı ve yarım anlatıma sahip; … Okumaya devam et HER PRIVATE HELL: Neo-Noir Fütürist Şehrin Yorgun Düşmüş Sakinleri

FULL PHIL: Kapitalizmin Çöküşüne Gastronomik Bir Bakış

79. Cannes Film Festivali’nde Séances de minuit (Geceyarısı Gösterimleri) kategorisinde gösterilen Quentin Dupieux’nün yeni filmi Full Phil (2026), filmi izlerken izleyicinin aklına adeta La Grande Bouffe (Büyük Tıkınma, 1973), Le Charme discret de la bourgeoisie (Burjuvazinin Gizli Çekiciliği, 1972), Playtime (Oyun Vakti, 1967) ve It Came from Beneath the Sea (Ahtapot, 1955) gibi filmleri getiriyor. … Okumaya devam et FULL PHIL: Kapitalizmin Çöküşüne Gastronomik Bir Bakış

HISTOIRES PARALLÈLES: Yapay Bir Melodramın Yönetmensiz Kalmış Filmi

79. Cannes Film Festivali’nde Yarışma kategorisinde yer alan Asghar Farhadi’nin son filmi Histoires parallèles (Parallel Tales, 2026), tam anlamıyla yönetmenin kendi imzasını bilinçli olarak filmden çektiği ve neredeyse bir Asghar Farhadi ürünü olamayacak bir yapım. Yönetmenin tam anlamıyla yeni bir dokunuş denemek amacıyla kendi kimliğini filmden her anlamda ayırması, filmin en zayıf dokusunu besliyor. Filmin … Okumaya devam et HISTOIRES PARALLÈLES: Yapay Bir Melodramın Yönetmensiz Kalmış Filmi

A SHORT FILM ABOUT KILLING – Sıcak Bir Yaz Gecesinde* Öldürmek Üzerine Kısa Bir Film’in Düşündürdükleri

“Kabil’den bu yana hiçbir ceza dünyayı iyileştirememiştir” der Kieslowski’nin başyapıtının karakterlerinden Avukat Piotr. Bu cümleyi duyduğumuzda, hiç kuşkusuz insanlığın varoluşundan bu yana tüm tarihe dair derin düşüncelere dalmamak elde değildir. Krzysztof Kieslowski’nin efsanevi DEKALOG serisinin 5. bölümünden sinemaya uyarlanan A Short Film About Killing (1988), bize muhtemelen şimdiye kadarki en evrensel, en ‘insani’ soruları sorar. … Okumaya devam et A SHORT FILM ABOUT KILLING – Sıcak Bir Yaz Gecesinde* Öldürmek Üzerine Kısa Bir Film’in Düşündürdükleri