Pop passion in quotation marks – A review of Emerald Fennell’s “Wuthering Heights”

A commercial fairytale designed to hit you at extremes – you are either unbearably horny and obsessed with Jacob Elordi, or heartbroken, devastated, and borderline insane. Emerald Fennell’s “Wuthering Heights” (2026) has nothing to do with Emily Brontë. This is not an adaptation, the quotation marks make that impossible to ignore, it’s a pop fantasy … Okumaya devam et Pop passion in quotation marks – A review of Emerald Fennell’s “Wuthering Heights”

EXIT 8: Mekânsal Süreklilikte Metro Koridorlarının Jeopolitik Döngüsü

Genki Kawamura’nın, Kotake Create tarafından tasarlanan aynı adlı video oyunundan uyarladığı Exit 8 (2025) filmi, sıradan bir mekâna hapsolma anlatısından ziyade sistematik bir akış sunuyor. Daha önce 78. Cannes Film Festivali'nde gösterilen ama başka seanslarla çakıştığı için kaçırdığımız bu filmi, Dial M for Movie olarak 55. Uluslararası Rotterdam Film Festivali (IFFR) kapsamında izleme fırsatı bulduk. … Okumaya devam et EXIT 8: Mekânsal Süreklilikte Metro Koridorlarının Jeopolitik Döngüsü

LATE FAME: Bir Şehir Kültürü Olarak Sanatın Sahiciliği Üzerine Düşünmek

Bu yıl 55. Uluslararası Rotterdam Film Festivali (IFFR) kapsamında Limelight kategorisinde izleme fırsatı bulduğumuz Kent Jones’un Late Fame (“Geç Gelen Şöhret”, 2025) adlı filmi sanat ve kültürel yansımalar üzerinden sadece karakterlerinin hikâyesini değil şehir olarak New York’un da aynı temalar ışığındaki yansımalarını ele alıyor. Arthur Schnitzler’in aynı adlı 19. yüzyılda geçen novellasından uyarlanan film, Jones’un … Okumaya devam et LATE FAME: Bir Şehir Kültürü Olarak Sanatın Sahiciliği Üzerine Düşünmek

HAMNET: Kamusal Bir Efsanenin Boş Beşikte Sallanan Etkileyici Bir Portresi

Maggie O’Farrell’ın 2020’de yayınlanan aynı adlı romanından uyarlanan Hamnet (2025), Chloé Zhao’nun yönetmenliğinde kendisini doğadan inşa edilmiş bir prodüksiyonun içerisine bırakıyor ve orada “yapay” bir şekilde hayat bulmayı bekliyor. Film, William Shakespeare’i merkezine asla almıyor ancak onun etkisi altında kalmayı olabilecek en sade anlatımla gerçekleştiriyor. O’Farrell’ın romanına göre, “Hamlet” ve “Hamnet” aynı isim niteliği taşıyor, … Okumaya devam et HAMNET: Kamusal Bir Efsanenin Boş Beşikte Sallanan Etkileyici Bir Portresi

28 YEARS LATER: THE BONE TEMPLE – Yetişkinler için Teletubby’ler

Daha önce Candyman (2021), The Marvels (2023) ve Hedda (2025) gibi filmlerin hem yönetmen hem de senaryo koltuğunda yer alan Nia DaCosta’nın yönetmenliğinde gerçekleşen 28 Years Later: The Bone Temple (28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı, 2026), 28 Years Later (2025) filmiyle ton bakımından fazlasıyla uyuşuyor. Dramatik olanı çoğu zaman komedi unsurlarıyla besleyen filmin senaryo koltuğunda … Okumaya devam et 28 YEARS LATER: THE BONE TEMPLE – Yetişkinler için Teletubby’ler

POSSESSION: When Love Becomes an Entity

Directed by Andrzej Żuławski and written by Żuławski together with Frederic Tuten, Possession is a 1981 psychological horror drama set in Berlin, in a city already divided, surveilled, and internally fractured. The setting is not incidental. It functions as a structural extension of the film’s psychic landscape. A city split by walls and ideology becomes … Okumaya devam et POSSESSION: When Love Becomes an Entity

POOLS: Suyun Esrik Hali

Sam Hayes’ın ilk uzun metrajı Pools (2025), bir yetişkinliğe geçiş (coming-of-age) filmi olarak değerlendirilebilir. Başrollerinde Odessa A'zion (Kennedy), Mason Gooding (Reed), Michael Vlamis (Michael), Tyler Alvarez (Blake) ve Suzanne Cryer (Lewis) gibi isimler yer alıyor. Havuzun ve su kavramlarının birer “geçiş dönemi” adı altında metafor olarak kullanılması hikâyenin temelini mizahi olarak beslerken diğer yandan karakterlerin … Okumaya devam et POOLS: Suyun Esrik Hali

THE MASTERMIND: Bir Toplumsal Depresyonun Habercisi Olarak Cazı Puro Gibi Kullanmak

Görünüşte en basit anlamıyla aynı tema etrafında dönen bir soygun zincirini konu alan Kelly Reichardt’ın The Mastermind (2025) filmi her ne kadar belirli bir tarihsel çerçevede anlatısını 1970'lerle çizse de klasik herhangi bir dönemin toplumsal çöküşüyle beraber görünmez depresyonunun uğultularına kulak veriyor. Bunu yaparken karakterlerinin seslerini gölgelemek için kompozisyonunun içerisine cazı araç olarak yerleştirerek sosyolojik … Okumaya devam et THE MASTERMIND: Bir Toplumsal Depresyonun Habercisi Olarak Cazı Puro Gibi Kullanmak

Bitmişliğe Karşı Bir Yapı: Tanpınar’dan Skomsvold’a – İŞE YARAR BİR ŞEY

Deneyimlerimizden, gözlemlerimizden, onların bizde bıraktığı duygu ve düşüncelerden kaç ayrı hikâye kurgularız? Birden fazla kişinin ortaklaşa deneyimlediği bir durum hikâyeleştirildiğinde bakış açıları ne kadar farklı olursa olsun temelde kesişen noktalar, nasıl bir gerçeği hatırlatır bize? Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Bir Tren Yolculuğu” adlı öyküsünün anlatıcısının yaşantılarımızdaki benzerliklere ilişkin şöyle bir savı vardır: “İnsan hayatı, sandığımız kadar … Okumaya devam et Bitmişliğe Karşı Bir Yapı: Tanpınar’dan Skomsvold’a – İŞE YARAR BİR ŞEY

Mccarthyizm Gölgesinde Bir Noir Romantik Anlatı: SWEET SMELL OF SUCCESS

Herkese merhabalar. Bu yazımızda siz okuyucularımıza yönetmen Alexander Mackendrick’in 1957 yapımı filmi Sweet Smell of Success’in analizini yapmaya çalışacağız. Filmin okumasında 1950’lerde Amerika’daki sosyo-politik ve ekonomik durum, halkın sosyolojik ve psikolojik nabzı, McCarthyizm ve Soğuk Savaş kavramlarını da deşerek filmin bu olgular arasında nerede durduğunun haritasını çıkartırken medyanın gücü, manipülasyon ve iş etiği kavramlarına da … Okumaya devam et Mccarthyizm Gölgesinde Bir Noir Romantik Anlatı: SWEET SMELL OF SUCCESS