Başar Sabuncu Sineması #3: ASILACAK KADIN Filminde Melek, Emsal Kalfa ve Mefaret

Başar Sabuncu sineması üzerine hazırladığım yazı dizisinin ilk iki bölümünde olduğu gibi Asılacak Kadın (1986) filmini çözümlemek için temel sorumuz yine aynı olsun: Filmin başkarakteri Melek kimdir? Sorunun yanıtını ararken bu kez filmle başvurmamız gereken bir yapıt daha var: Pınar Kür’ün 1979 yılında yayımlanan, aynı adlı romanı. Helmut Kreuzer, edebiyat uyarlamalarını “yazınsal malzemenin devralınması olarak … Okumaya devam et Başar Sabuncu Sineması #3: ASILACAK KADIN Filminde Melek, Emsal Kalfa ve Mefaret

Başar Sabuncu Sineması #2: KUPA KIZI Filmini Umberto Eco’yla İzlemek

Başar Sabuncu sineması üzerine hazırladığım yazı dizisinin birinci bölümüne yönetmenin ilk filmi olan Çıplak Vatandaş’ın (1985) başkarakteri İbrahim’in (Şener Şen) kim olduğunu sorarak başlamıştım ve bu soruya vereceğimiz yanıtların karakterin anlatı boyunca izlediğimiz dönüşümüne bağlı olarak değişeceğini işaret ederek çözümlemenin genel hatlarını belirlemiştim. Aynı soruyu yönetmenin ikinci filmi olan Kupa Kızı’nın (1986) başkarakteri Nilgün (Müjde … Okumaya devam et Başar Sabuncu Sineması #2: KUPA KIZI Filmini Umberto Eco’yla İzlemek

Başar Sabuncu Sineması #1: ÇIPLAK VATANDAŞ Filmini Baudrillard’la İzlemek

Başar Sabuncu’nun senaryosunu yazıp yönettiği, 1985 yapımı Çıplak Vatandaş filminin başkarakteri İbrahim (Şener Şen) kimdir? Bu soruyu ona yaşamındaki eşik anından önce ve sonra sorabilseydik nasıl yanıtlar alırdık? İki ayrı İbrahim var filmde. Sadece çocuklarını düşünen, bütün gereksinimlerini karşılamanın bir yolunu arayıp onları el üstünde tutan bir baba, devamlı biten tüpten ödenmesi gereken faturalara önlerindeki … Okumaya devam et Başar Sabuncu Sineması #1: ÇIPLAK VATANDAŞ Filmini Baudrillard’la İzlemek

Nazan Kesal’ın SALINCAK ile Ramin Matin’in DİSONANS Filmlerinde Ses ve Uzam

Sinemada sessizlik, kimi zaman edilgenliği pekiştirir, kimi zaman da izleyicinin anlam üretirken bunu bir sese dönüştürmesi için anlatılarda önemli bir gösterge olarak karşımıza çıkar. Örneğin Pascal Bonitzer, Marguerite Duras sinemasındaki kadın karakterlerin sessizliğinin eril tahakkümü güçlendirmek için değil, “onu felç etmek […] sesi kadınlara geri vermek için” olduğunu ileri sürer (1995, s. 37). Peki ya … Okumaya devam et Nazan Kesal’ın SALINCAK ile Ramin Matin’in DİSONANS Filmlerinde Ses ve Uzam

VANYA DAYI’nın Kişilerinin Tek Bedendeki Hüzünle Hemhal Kahkahası

Anton Çehov, 1889’da yazdığı Orman Perisi (ya da Türkçe’deki kimi çevirilerde geçen adıyla Orman Cini) adlı oyununun ilk sahnelenişinin ardından gelen ağır eleştiriler üzerine bu metni bir kenara bırakır ama ondan yola çıkarak yeni bir oyun yazar. Aleksandr Vladimiroviç Serebryakov adlı bir emekli profesörün çiftliğinde bir araya gelmiş amaçsız, umutsuz, geçmişe ve bu geçmişi onların … Okumaya devam et VANYA DAYI’nın Kişilerinin Tek Bedendeki Hüzünle Hemhal Kahkahası

Cioran, Ertem Eğilmez ve BANKER BİLO

Cioran, Çürümenin Kitabı’nın “Düşmüşlüğün Tahlili”[1] başlıklı bölümünde her birimizin insanlarla alışverişlerimiz boyunca yozlaştırılmaya mahkûm bir saflık dozuyla doğduğumuzu söyler. Bu gerçek, insanın düşmüşlük eğilimini hatırlatır. Cioran’a göre insan, yaşamı boyunca elleri temiz, kalbi bozulmamış biri olarak kalma gücüne sahip değildir. Yabancının kiri, ona da bulaşır. Dahası, bir süre sonra bu kirlilik, kirlenenin de gözünü kamaştıran … Okumaya devam et Cioran, Ertem Eğilmez ve BANKER BİLO