Geçtiğimiz 6 Eylül’de kapanışını yapan 82. Venedik Film Festivali’nde yarışma kategorisinde yer alan Park Chan-Wook’un son filmi No Other Choice (Eojjeol Suga Eopda, 2025), özgürlüğe bağlı gelişen planlanmış şiddetin yelpazesini/tonlarını yansıtan ve karanlığını her sekansında yoğunlaştıran, özellikle dikkat çeken bir yapım. Çekimi toplamda 20 yıl süren filmin temasında insanoğluna dair doğrudan eleştirel bir duruş hâkim; bu da çoğunlukla evcilleştirilemeyen düzeneğin kendisini bir şiddet silahına yine kendi çıkarı için dönüştürerek etrafındaki olumsuzlukları yok etmesi. Çoktan yıkılmış olan modern dünya düzenini doğrudan hedef alan Park Chan-Wook, yine insanı kendi silahı olarak resmedip çaresizliğin güçsüz yanından yeniden doğan güçlü yanına göndermede bulunuyor.

Filmin başrolünde Squid Game’den tanıdık bir yüz olan Lee Byung-hun (Man-soo), ayrıca Park Hee-soon (Choi Seon-chul) yer alıyor, onlara ise Son Ye-jin (Mi-ri), Lee Sung-min (Goo Beom-mo), Yeom Hye-ran (Lee A Ra) ve Cha Seung-won (Go Si-jo) gibi isimler eşlik ediyor. Her ne kadar filmin senaryo koltuğunda Park Chan-Wook’un kendisi ve ona eşlik edenler olsa da film, Donald E. Westlake’in The Ax (1997) adlı romanından uyarlama. Filmin adının No Other Choice olması ise kesinlikle bir tesadüf değil. Öte yandan filmin ana karakteri Man-soo’nun başta kendisi ve ailesi adına vermiş olduğu kararların hepsi, bir bakıma onun en başından beri planladığı, sonrasında ise gerçekleşmesini istemediği, olayların onu nihayetinde getirdiği bir varış noktası olarak düşünülebilir. Bu şekilde özgür iradenin olmayışına vurgu yapan Park Chan-Wook, iradenin sadece bize gönüllü bir şekilde katılan ihtiyar bir yabancı olduğunun altını çiziyor.

Çantanın İçinden Bana Bir Ölüm Ver
Filmin hemen ilk sekanslarında mutlu bir aile tablosundan ödünç alınan bir zamanın izlerine ve renklerine eşlik ediyoruz. Burada teknik anlamda renk tonları ve yansımalarıyla oynanırken aynı zamanda karakterlerin mevcut durumunun değiştirilebilir yanlarına da işaret eden No Other Choice, kimi izleyicilerce karanlık komedi olarak da değerlendirilebilir. Örnek gösterilebilir bir aile yapısını bütünüyle pürüzsüz yansıtmaktansa hikâyeye gerektiği dozda sorun parçacıkları ekleyen Park Chan-Wook, etik kavramları bir köşeye yeri değiştirilebilir şekilde atması ve etik olanı sevginin savunmasız yanıyla değiştirmesi filmin anlatımının daha çok keşfedilebilir yanlarının olduğunu simgeliyor.

Yine filmin adına bir gönderme olarak Man-soo’nun iş görüşmelerinde, başvurduğu iş dışında daha düşük bir iş teklifi almış olmasına rağmen, başvurduğu işten “başka bir seçeneğinin olmadığını” söylemesi gibi örnekler üzerinden, filmin tüm akışı temelde insanların en basit düzeyde ellerinde başka bir seçenek olmayışından kaynaklanan bir sarmalı hedefliyor. Bunu takiben, cinayetin bir anda elde başka seçenek olmayıştan hareketle ahlaki ve etik kuralları yıkıp yerine bireyin kendi ahlak ve etik kurallarını getirmesiyle bir bakıma meslekî/toplumsal rekabetin yer aldığı acımasız bir tabloyu gözler önüne seriyor. İstenilen şeye duyulan büyük arzunun önce zihni, sonra tüm bedeni bir ambalaj gibi sıkıca ve hava almayacak şekilde kaplaması amaca hizmet eden tüm negatif yönleri müzede sergilenmeyi bekleyen dokunulmaz birer nesne haline getiriyor. Park Chan-Wook’un, özünde politik bir alt yapı da barındıran No Other Choice filminin, aile yapısına bağlı kolektif bir çemberi aynı zamanda kapitalizmin dalgalanmış haliyle belli bir dengeye oturtması bireyin kendi kendini tüketmesine de işaret ediyor.

Yapabiliyor Olmanın Mülkiyet Hakkı Yanılsaması
Bir eylemi sırf yapabiliyor olmanın vermiş olduğu bilinmez ve çoğu zaman onaydan geçmemiş olan hak, bireyin etrafındakileri etkilemeye başladığında artık bahsi geçen aynı hak, sistem tarafından yönetilen bir araç haline geliyor. Tüm bunların tam ortasında nihai bir amaç olarak bir ayna gibi izleyicinin üzerine yansıyan Man-soo’nun başvurduğu ve ileri teknoloji ile yeni bir kâğıt türü sunan şirketin yapısı, ekolojik sisteme eleştirel yaklaşım biçimi, hepsi yönetmenin kara mizah duruşunu açığa çıkarıyor. Bu iş yapısına ve içeriğine bağlı olarak insan eliyle yapılan işlerle teknolojinin kendisini karşılıklı olarak bir uzlaşmada bulması ancak yine de hepsinin belli bir insan değerine, onayına ve kararına bağlı olması gülünç, bir noktada da önemsiz bir değerler bütününü hedef alıyor.

Park Chan-Wook’un sekanslar arası montaj ve renk tercihlerini karakterlerin herhangi bir karedeki duygusal derinliğine göre değiştirmesi ve kendi içinde bir denge oluşturması yine onun sinema dilinin estetiğini gösteriyor. No Other Choice özelinde, gerçeğin ortaya çıkmasında ilginç bir yan yok, hakikat bu filmde ortaya çıkmak için kendisine en yakın araca sarılıyor ve onu Man-soo karakteri üzerinden tamamlıyor. Filmin anlatı eyleminin geliştiği olay örgüsünün merkezi ise, ana karakterlerin yapmaya zorunlu olarak itildiği eylemlerin bütünüyle büyük bir uyum halinde ilerliyor. Doğal, ilkel bir istencin kölesi olma yolunda kendisini bulan modern bir anlatının mecazi olarak bir yamyamlık anlatısına sırtını dayaması ve bunu yaparken en modern çatışma araçlarını kullanması ise filmdeki karanlık tonun törpülendiği nokta oluyor.

Sahte Olanın Yinelenmesi ve Ortaya Çıkan Hipermetin
Park Chan-Wook filmin ana argümanına kesinlik kazandırması için karakterleri arasına zamansal ve metinlerarası mesafeler kuruyor. Bu türden bir yaklaşım, filmin en gülünç noktalarda dahi sert bir karanlık barındırmasını sağlıyor. Sistematik olarak ana karakterinin üzerinde açık noktalar bırakarak, onu aynı karakterin etrafında toplanan ve birer birer kaybolan karakterler aracılığıyla inşa ediyor. Bunun gibi karakterlere ve olay örgüsüne bağlı göndermeler, birbirleriyle bağlantılı oldukları için yaratıcısından uzakta bir konuma atılmış olmuyorlar. No Other Choice’ta, tam anlamıyla insanın kendi bireysel düşüşünden sonraki en ilkel haline rastlayabilirsiniz. Park Chan-Wook’un bu filminin 82. Venedik Film Festivali’nin dikkat çeken filmleri arasında yer almaya devam edeceğinden ve yıl boyunca yarışma kategorilerinde de kendisinden sıklıkla bahsedileceğinden eminiz. Şimdiden iyi seyirler.

