Paris’te Öğleden Sonra Söylenceleri: L’Amour l’après-midi

Éric Rohmer’in Six Contes Moraux (Ahlak Üzerine Altı Öykü) adlı serisinin yapı taşlarından biri olan 1972 yapımı L'Amour l'après-midi[1], Paris’in sokaklarında, kafelerinde, gözde butiklerinde her öğleden sonra vuku bulan arzunun itici gücünün gerekliliğinin inkâr edilemez yapısını gözler önüne seriyor. Rohmer sinemasında dönemin ahlak yapısının ekrana çeşitli semboller, eşyalar aracılığıyla yansıtılması oldukça rastlanan ve bilinen bir … Continue reading Paris’te Öğleden Sonra Söylenceleri: L’Amour l’après-midi

BAUMBACHER SENDROMU: Tanıdık Yabancı Bir Ses

Kelimelerle eylemlerin ötesine geçebilecek bir ses; tonuyla, rengiyle herhangi bir toplumsal dışa vuruşta, insanların kişisel düşüncelerinin hipotezinden pek de mahrum bırakılmayan sonsuz bir varoluş treni gibidir. Baumbacher Syndrome (Baumbacher Sendromu), toplumsal olarak insanların ortaklaşa kabul ettiği norm taşlarından herhangi birinin eksik olduğunun fark edildiği an bir kişinin hayatının tek kalemde silinebileceğinin eleştirisini masaya yatırıyor. Hatta … Continue reading BAUMBACHER SENDROMU: Tanıdık Yabancı Bir Ses

DEUX: Anti-natüralist Bir Dünya

39. İstanbul Film Festivali’nin bu yılki ikinci online seçkisinde yer alan ve İtalyan asıllı yönetmen Filippo Meneghetti tarafından yönetilen 2019 yapımı Deux (İkimiz), varlıkları dış dünya tarafından istila edilen iki kadının anti natüralist yaşantısının kapısını aralıyor. Filmin senaryosunu ve hikayesini Malysone Bovorasmy, Florence Vignon ile birlikte ele alan yönetmen Meneghetti, hassas dinamikleri olan bir anlatıyı … Continue reading DEUX: Anti-natüralist Bir Dünya

STORY OF MY DEATH: Sonu Kestirilemeyen Mutlak Bir Ölüm

Sinemaya olan yaklaşımı hep sert, yıkıcı, soğuk ve düşündürücü olan Albert Serra’nın 2013 yapımı Story of My Death (Història de la Meva Mort) filmi, soyut felsefi duyum ile somut fikirleri, bedenler aracılığıyla bir araya getiren bir yapım. Yönetmenin 2008 yapımı Birdsong (El cant dels ocells) filmine tam anlamıyla zıt bir kompozisyon çizen, Türkçe’ye “Ölümümün Hikayesi” … Continue reading STORY OF MY DEATH: Sonu Kestirilemeyen Mutlak Bir Ölüm

LA GRANDE BOUFFE: Hazmetmesi Zor, Mideye Taş Gibi Oturan Bir Film

İtalyan yönetmen Marco Ferreri’nin tüketici topluma karşı hicivsel, aynı zamanda şiirsel bir dışavurumu olan 1973 yapımı La Grande Bouffe (Büyük Tıkınma), içinde barındırdığı toplumsal ve sosyolojik eleştirileriyle bugün hala sinema tarihindeki ağırlığını koruyor. Geçtiğimiz ay kaybettiğimiz Michel Piccoli’nin de oyuncu kadrosunda olduğu La Grande Bouffe, bugün sinema tarihinde sadece insanlığın etik olarak çöküşünü simgeleyen gastronomik … Continue reading LA GRANDE BOUFFE: Hazmetmesi Zor, Mideye Taş Gibi Oturan Bir Film

İçkin Sınırlar İçin İçerilmiş Ayrıklıklar: BERLIN ALEXANDERPLATZ (2020)

Afgan kökenli Alman yönetmen Burhan Qurbani tarafından çekilen Berlin Alexanderplatz’ın Dünya prömiyeri geçtiğimiz 70. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde yapıldı. Film, Alman yazar Alfred Bruno Döblin’in, 1929 yılında yayımlanan aynı adlı eserinden uyarlama. Alman edebiyat tarihinde ilk metropol roman olarak yerini alan bu eser yayınlandığı tarihten günümüze dek televizyon ve sinema dünyasında sık sık uyarlamalara konu … Continue reading İçkin Sınırlar İçin İçerilmiş Ayrıklıklar: BERLIN ALEXANDERPLATZ (2020)

Journey to The Ideal Paradise of Abel Ferrara: SIBERIA

Abel Ferrara's Siberia, screened in the Competition section of the 70th Berlin International Film Festival, is based on the promise of the uncanny fields which have strangely the safety of a home. In this sense, Siberia was one of the festival's most remarkable films. Ferrara revealed the harmonious contrasts of spaces, colors, dialogues and existence. … Continue reading Journey to The Ideal Paradise of Abel Ferrara: SIBERIA

A Splendid Oblivion: THE ROADS NOT TAKEN

In the pre-pandemic days of February 2020, The 70th Berlin International Film Festival has greeted us with many beautiful films. One of them, in the Competition category, was Sally Potter’s latest movie The Roads Not Taken, which introduces us to a man suffering from dementia and who has forgotten most of his past, living in … Continue reading A Splendid Oblivion: THE ROADS NOT TAKEN

DAYS (Rizi): Every Second Adds Up to Create Another Day

Ming-liang Tsai, one of the most eminent Taiwanese directors thanks to whom the Taiwanese cinema language keeps growing and being heard globally, joined the 70th Berlin International Film Festival in the Competition category with his latest movie Days (Rizi) which is, in a way, a visual spectacle that never underestimates the importance of time. A … Continue reading DAYS (Rizi): Every Second Adds Up to Create Another Day

THE INVISIBLE MAN: Alternatif Bir “Gone Girl” Uyarlaması

Gillian Flynn’in popüler romanından uyarlanan, David Fincher yönetmenliğindeki Gone Girl 2014 yılında vizyona girmişti. Gerek hikayesi gerekse anlatımıyla o dönem büyük ses getiren bu filmin günümüzde yeniden yorumlanışını bir anlamda Leigh Whannell’in son filmi, H.G. Wells uyarlaması The Invisible Man’de (2020) görüyoruz; tek fark Whannell’in filmine biraz bilim-kurgu serpiştirilmiş ve ses altyapısıyla korku öğeleri daha … Continue reading THE INVISIBLE MAN: Alternatif Bir “Gone Girl” Uyarlaması