SPEAK NO EVIL : Seri Üretim Sonrası Bedenin Defolu Figürleri

Tikel bir toplumun ideal düşünü en dağınık olabilecek şekilde planlayarak gerçekleştirmeye çalışan Speak No Evil (2022) için insan organlarının, temiz bir masaya gelişigüzel serilen yapboz parçacıklarından bir farkı yok. 28. L’Étrange Festival’in öne çıkan seçkilerinden biri olan film, tanıdık bir kötülüğü yabancılaştırarak kurmacasını güçlü bir şekilde gerçek kılmaya çalışıyor. Yönetmen koltuğunda Christian Tafdrup’un oturduğu filmde … Okumaya devam et SPEAK NO EVIL : Seri Üretim Sonrası Bedenin Defolu Figürleri

DON’T WORRY DARLING : Bastırılmış Gerçekliğin Ezici Ağırlığı

Bedenin ve gözlerin hiçe sayıldığı kandan yapılma bir yaşam hücresinde, saplantı haline gelmiş eşsiz bir “benlik” sureti etrafında koşmak yaşamın niceliğini değiştirmeksizin uzayda kapladığı alanının esnekliğini artırıyor. Olivia Wilde’ın ikinci uzun metrajı olan Don't Worry Darling (Dert Etme Sevgilim, 2022), yönetmenin üç yıl önce gösterime giren ilk filmi Booksmart’tan oldukça uzak bir anlatı ve kompozisyon … Okumaya devam et DON’T WORRY DARLING : Bastırılmış Gerçekliğin Ezici Ağırlığı

TRIANGLE of SADNESS : Kızgın Ateşte Közlenmiş Beden Dili

İsveçli yönetmen ve senarist Ruben Östlund’un son filmi Triangle of Sadness (2022), yönetmenin özellikle Snow Therapy (2014) ile The Square (2017) filmlerinden sonra en çok beklenen yapım oldu. Geçtiğimiz Cannes Film Festivali’nde açılışını yapan film, bu yıl 28. L'Étrange Festival’in de odağı altında izleyicilerle buluştu. İlişkiler arası güç ve temsil edilen etiketler arasında belli bir … Okumaya devam et TRIANGLE of SADNESS : Kızgın Ateşte Közlenmiş Beden Dili

UNDER THE BLOSSOMING CHERRY TREES: İlkbahar, Örtük Sadizmin Dallarına İliştiğinde

Dial M for Movie olarak, festivalin incelik göstererek sağladığı basın kartı sayesinde bu sene “resmen” katıldığımız 28. L'Étrange Festival’in programında, dikkatimizi en çok çekenlerden biri de Masahiro Shinoda retrospektifi oldu. En son restorasyonlarıyla beraber beyazperdede izleme şansı bulduğumuz yönetmenin retrospektif seçkisinde My Face Red in the Sunset (Yûhi ni akai ore no kao, 1961), Pale … Okumaya devam et UNDER THE BLOSSOMING CHERRY TREES: İlkbahar, Örtük Sadizmin Dallarına İliştiğinde

AU PAN COUPÉ – Uyanışın Son Gecesi Orakçı’dan Korkmaz*

Kayıp bir kimliğin peşinden sürüklenen, görünür bir gölgenin siyah-beyaz tonlardaki yaşayan yalnızlığına tanık olduğumuz Au pan coupé (1968), Guy Gilles’in şiirsel yaklaşımlarla tüm kompozisyonu özenle boyadığı bir yapım. Jeanne Delaître (Macha Méril) ve Jean Doit (Patrick Jouané) karakterleri sonsuz bir hüzün havuzunda kaybolmuş, birbirine çok yakın ancak aynı zamanda da birbirine son derece yabancı bir … Okumaya devam et AU PAN COUPÉ – Uyanışın Son Gecesi Orakçı’dan Korkmaz*

28. L’ÉTRANGE FESTIVAL Paris’te Başlamak Üzere! (6 – 18 Eylül 2022)

Bu yıl 28’incisi düzenlenecek olan L'Étrange Festival 80’i uzun, 90’ı da kısa metraj olmak üzere toplamda 170’in üzerinde, festivalin adı gibi birbirinden “tuhaf” filmle her zamanki mekanında, Paris’te sinema severleri karşılıyor. Dial M for Movie olarak 2019 yılından bu yana katıldığımız festivali bu sene yine sizler için, yerinde takip edeceğiz. Sébastien Marnier'nin, Dünya Prömiyerini geçtiğimiz … Okumaya devam et 28. L’ÉTRANGE FESTIVAL Paris’te Başlamak Üzere! (6 – 18 Eylül 2022)

PIAFFE – Surrealism is my Body

When the existence of an abstract body built on the skin defined by dictionaries shares the same vital cell with its host, Ann Oren’s “Piaffe” (2022) opens many doors for concrete dreams, while hypnagogic images proceed in the manner of an intervention of a "chance of a surrealist order". Throughout the film, we breathe with … Okumaya devam et PIAFFE – Surrealism is my Body

NOPE – Dörtnala Giden Atların Toynakları Toprağa Değmez

Birincil “tehdit” merkezi etrafına kurulmuş olan Nope, anlatısı gereği -her anlamda- tüketme eyleminin olasılıklarını genişletip keskinleştiriyor. Tehditkâr olanın üreticisinin koltuğuna insanı yerleştirirken hazım mevzusunu “fark edilebilir” olanın bedeli olarak karşımıza çıkarıyor. Tüm gücünü ise izleyiciye yakınlaştırdığı “görülebilir tehdit”in uzaklığından alıyor. Gerçeklik uzlaşılamaz, anlaşılamaz olanın avucunun içinde olduğundan film boyunca yaşanılamaz olan hakikati, mekânların sınırlarını itekleyip … Okumaya devam et NOPE – Dörtnala Giden Atların Toynakları Toprağa Değmez

JOHN and THE HOLE – Sıkıntının Pençesine Düşmüş Ruhu Midede Açılan Delik Yaralamaz

Nesnenin bir mekân üzerindeki etkisini eğer ona mekân özelliği veren sınırları etrafında değerlendirecek olursak, sahici olmayan nesnelerin etrafta açtığı “boşluk” savaşını da göz ardı etmemek gerekir. Boşluğun ait olduğu mekânda, yanındaki diğer nesnelere oranla ağırlığını ele alacak olursak bireyin bu mekân içinde belli bir meşguliyet halinde olduğunu fark edebiliriz. Pascual Sisto’nun ilk uzun metrajı olan … Okumaya devam et JOHN and THE HOLE – Sıkıntının Pençesine Düşmüş Ruhu Midede Açılan Delik Yaralamaz

LE DAIM / DEERSKIN: Mükemmel Olma Talebinin Reddedilişi

İçindeki “canavar” ile tanışabilmek adına birçok yol denemekten asla kaçınmayan Georges (Jean Dujardin), “doğal insan”ın her hattına sahip. Ülkemizde Deri Ceket adıyla gösterime giren filmin yönetmen koltuğunda oturan Quentin Dupieux, bir nevi ana karakteri kendi giyotinine davet eder nitelikte çizdiği hikâye ile birbirleriyle sürekli olarak etkileşim halinde olan eylemleri romantize ediyor. Henüz isimlendirilmemiş -yakın- gelecekteki … Okumaya devam et LE DAIM / DEERSKIN: Mükemmel Olma Talebinin Reddedilişi