OLDBOY: Modern Zaman İnti-Kan Söyleni

Güney Koreli yönetmen ve senarist Park Chan-Wook'un The Vengeance Trilogy (İntikam Üçlemesi) dizisinin ikinci filmi olan 2003 yapımı Oldboy, Kafkaesk, mitolojik ve aynı zamanda felsefi bir neo-noir yaratımıdır. Mali olarak başarılı olmaya çalışan bir film türü olarak exploitation (istismar) filmlerinin bir alt türü olan rape-revenge (tecavüz ve intikam) konulu Oldboy filmi, yönetmen Chan-Wook'un bu dizisindeki … Continue reading OLDBOY: Modern Zaman İnti-Kan Söyleni

Geç Kalan Bir Güzellik ve Ölümle Dans

Morte a Venezia (1971) yani Venedik’te Ölüm, Alman yazar Thomas Mann’ın aynı isimdeki hikâyesine dayanıyor. Yönetmenlik koltuğunda ise çeşitli romanları filmlerine konu etmesiyle tanıdığımız Luchino Visconti oturuyor. Yönetmen aynı zamanda filmlerine konu edindiği kitaplarda olup biten herşeyi filmlerine aktarmaktan uzak durmasıyla da biliniyor. Öyle ki kitapları okuyup akabinde filmleri izlemek gerektiği söylenebilir. Leopar / Il … Continue reading Geç Kalan Bir Güzellik ve Ölümle Dans

SYMPATHY FOR MR. VENGEANCE: İntikam Yanılgısının Haklılığı ve Haksızlığı Üzerine

Güney Koreli yönetmen ve senarist Park Chan-Wook'un The Vengeance Trilogy (İntikam Üçlemesi) dizisinin ilk filmi olan 2002 yapımı Sympathy for Mr. Vengeance, intikamın en sıcak halini seyirciyi yorarak göstermeyi amaçlarken aynı zamanda ahlaki olan / olmayan davranışların ve sınıf çatışmalarının da bireylerin ruhsal değişimlerindeki etkisini gözler önüne seriyor.  Filmin biçimlenmesinin ardından senaryosu yazılan bu hikâyenin … Continue reading SYMPATHY FOR MR. VENGEANCE: İntikam Yanılgısının Haklılığı ve Haksızlığı Üzerine

LEOPAR: Her Şeyin Değiştiği Bir Dünyada Aynı Kalabilmek İçin Değişmek

Giuseppe Tomasi Di Lampedusa’nın aynı adlı romanına dayanan Leopar (Il Gattopardo), İtalyan Yeni Gerçekçi akımının önemli temsilcilerinden olan Luchino Visconti’nin en değerli filmlerinden bir tanesi olarak anılıyor. 1860’lı yılların Sicilya’sında geçen film, aristokrasinin çökmekte olduğu bir dönemde, yaşlı bir prensi anlatıyor. Bu prensi canlandıran kişi 1946 yılında Amerika’da önemli bir Noir filmi olan The Killers … Continue reading LEOPAR: Her Şeyin Değiştiği Bir Dünyada Aynı Kalabilmek İçin Değişmek

YAŞAMAK

Türkçe’ye Yaşamak olarak çevrilen Ikiru, 1952 yapımı bir Akira Kurosawa filmi. Kurosawa’nın çok bilinen epik filmlerinin yanı sıra Ikiru da kendine has özellikleriyle başköşeyi hak ediyor. Film, savaş filmlerinin macerasından, parıltısından ve şanından uzak, kendi halinde yaşayan bir bürokratın son günlerini konu ediniyor. Çekimler sırasında 47 yaşında olan Takashi Shimura filmde çok daha yaşlı olan … Continue reading YAŞAMAK

‘Kültürel Bir Çöl’de Ağaçlardan Bahsetmek

Suhaib Gasmelbari'nin yönettiği Ağaçlardan Bahsetmek, 2019 Berlin Film Festivali'nde en iyi belgesel ödülünü almasının yanı sıra Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) Ödülü dahil birçok ödüle sahip bir belgesel. Filmde, askeri diktatörlüğün etkisi altındaki Sudan'da sinemayı yeniden halkla paylaşmayı hayal eden dört yönetmenin mücadelesini izliyoruz. Baskıcı rejimin yalnızca film çekmeyi değil topluluklara film göstermeyi de imkansız … Continue reading ‘Kültürel Bir Çöl’de Ağaçlardan Bahsetmek

CARRIE: Kara Safranın Melankolisi ve Rahmin Histerisinden Doğan Kadın

Carrie'yi 1974 yılında Stephen King doğurdu, 1976 yılında Brian De Palma büyüttü. Ataerkillik karşıtlığı üzerine kurulan bu hikâyede anlatılan temel mesele kadınlık eşiğine dayanmış olan genç bir kızın püriten toplum içindeki cadı avcılarına karşı hayatta kalma mücadelesidir.  Carrie White (Sissy Spacek), dindar bir kadın olan Margaret White (Piper Laurie) tarafından dünyaya getirilen ve dünyaya geldiği … Continue reading CARRIE: Kara Safranın Melankolisi ve Rahmin Histerisinden Doğan Kadın

Baskı Rejimine Yanıt Olarak Ekspresyonizm: DAS CABINET DES DR. CALIGARI

Polonya doğumlu yönetmen Robert Wiene’nin 1920 yapımı dışavurumcu filmi Dr. Caligari’nin Muayenehanesi (Das Cabinet Des Dr. Caligari) bu sene 100. yılını kutlarken, izleyenler üzerinde büyük etki bırakmaya devam ediyor. Günümüz izleyicisinin, içinde yer aldığı bu teknolojik çağa rağmen filmi çok yetkin bulacağı ve bir deha ürünü olarak göreceği aşikâr. Öte yandan içinde bulunduğumuz dönemde, biraz … Continue reading Baskı Rejimine Yanıt Olarak Ekspresyonizm: DAS CABINET DES DR. CALIGARI

Roy Andersson ve ABOUT ENDLESSNESS: Düzenden Gelen Kaos ve Hayatın İç Gıcıklayıcı Absürtlüğü

2000 yılının Nisan ayı, 19. İstanbul Film Festivali. Daha 20 yaşımda bile değilim, sinema salonunda yerimizi almış, adını hiç duymadığımız İsveçli bir yönetmenin filminin başlamasını bekliyoruz. Filmin adı Songs From The Second Floor. Neden böyle bir isim koymuş acaba diye düşünürken film başladı. Kelimenin tam anlamıyla gözlerime inanamamış, o yaşımda “sinemada bunları yapmak, bu konuları … Continue reading Roy Andersson ve ABOUT ENDLESSNESS: Düzenden Gelen Kaos ve Hayatın İç Gıcıklayıcı Absürtlüğü

OKJA: HER DEĞİŞİM KENDİ ÇOCUKLARINI YER

Güney Koreli yönetmen Bong Joon-Ho tarafından 2017 yılında hayata geçirilen Okja, görsel bir manifesto niteliğindedir. Mirando şirketi tarafından hipopotam ve domuz genetiğinin birleşiminden laboratuar ortamında yaratılan “superpig” (süper domuz) türüne ait birçok hayvan, dünyanın dört bir yanındaki farklı çiftçilere, bakılmaları için verilir. Okja da Güney Koreli bir çiftçi olan Heebong (Byun Hee-bong) ve torunu Mija (Ahn … Continue reading OKJA: HER DEĞİŞİM KENDİ ÇOCUKLARINI YER