THE LAST DUEL: Ortaçağ Fransa’sında Adalet Arayışı

Sinema tarihine Alien (1979), Blade Runner (1982), Thelma and Louise (1991), 1492: Conquest of Paradise (1992), Gladiator (2000) gibi birçok önemli yapım hediye eden ve geçtiğimiz günlerde 84 yaşına basan yönetmen Ridley Scott’ın en yeni filmi The Last Duel (Son Düello - 2021) sinemasal değerinden çok, filmin gösterime giriş tarihi ve şekli, veya Scott’ın verdiği … Okumaya devam et THE LAST DUEL: Ortaçağ Fransa’sında Adalet Arayışı

SHERLOCK: Final Sezonu İncelemesi

Sherlock dizisinin son sezonuyla karşınızdayız! Bu sezon Game of Thrones'un (2011-2019) final sezonundan sonra belki de en çok eleştirilen sezonlardan bir tanesi oldu. Tabii izleyicinin bir kısmı uzun zamandır beklemekte olduğu yeni sezonla karşılaşınca, otomatik olarak bu sezona karşı beğeniden başka bir şey hissedemedi. Tıpkı az da olsa karşılığında bir ücret ödediğimiz veya ulaşmak için … Okumaya devam et SHERLOCK: Final Sezonu İncelemesi

SPENCER: Gırtlağı Tırmalayan Ebedi Bir Halüsinasyon

Varoluş, birey tarafından kabul edildiğinde ona evrensel bir anlam, etiket vermek gerekir. Kimi zaman erdemleri ve arzuları bu uğurda gevşetmek ya da sıkmak en az bir ayakkabının bağcıklarını sıkmak ya da gevşetmek kadar kolaydır. Bireyi bu duruma düşüren varoluş, bir anlamda kişiyi önceki kendi’nden ayrılmaya, kopmaya iter. Bir sonraki ben’in ne olacağını bilmeden ansızın terk … Okumaya devam et SPENCER: Gırtlağı Tırmalayan Ebedi Bir Halüsinasyon

OZU Sineması (2) – Late Spring

Yasujiro Ozu’nun Noriko Üçlemesi’nin ilk ayağı sayılan 1949 tarihli Late Spring / Geç Gelen Bahar (Banshun) yine bir aile dramı ancak bu sefer Ozu merceğini annelerini kaybetmiş bir çekirdek aileye, Chishû Ryû’nun canlandırdığı baba Shukichi Somiya ile kızına, Setsuko Hara’nın hayat verdiği Noriko Somiya’ya yöneltiyor. Sırasıyla Late Spring (1949), Early Summer (1951) ve Tokyo Story … Okumaya devam et OZU Sineması (2) – Late Spring

LAST NIGHT in SOHO’ya İlham Veren Filmleri Derledik!

Gizemini beslendiği sinema tutkusundan son derece yüksek biçimde alan Last Night in Soho (2021), peşini bırakmayan bir kâbusun ardında heyecanlı bir şekilde nefes alan bir çift dudağın temsili. Dönemsel popüler kültür öğelerinden son derece iyi bir şekilde beslenmiş olan film, karakterler arasında bireysel hikâye anlatıcılığına eğilmenin yanı sıra kolektif hayal gücünün de sınırlarını zorluyor. İzleyiciye … Okumaya devam et LAST NIGHT in SOHO’ya İlham Veren Filmleri Derledik!

OZU Sineması (1) – Tokyo Monogatari

Japon yönetmen Yasujiro Ozu’nun (1903-1963) filmlerine ayırmayı planladığımız eleştiri dizisine, izledikten sonra bazı eleştirmenlerin ve hatta yönetmenlerin “bu film neden bu kadar iyi?” sorusu peşinde, işi her bir sekansın uzunluk sürelerini hesaplayıp ortaya bir şablon çıkıp çıkmayacağını araştırmaya kadar vardırmalarına neden olan, 1953 yapımı Tokyo Story / Tokyo Hikayesi (Tokyo Monogatari) ile başlamayı uygun gördük. … Okumaya devam et OZU Sineması (1) – Tokyo Monogatari

LAST NIGHT in SOHO: Merkeze Giden Yolu Gölgelerle Temizlemek

Çarpık gerçekliğin labirent estetiğiyle aktarıldığı noktada dolaylı olarak içine girdiğimiz labirentin başlangıç noktasından merkeze varmak pek de güç değildir. Her ne kadar başlangıç ile merkez arasındaki mesafe yeterince uzak gibi gözükse de daha önce labirentte yürümüş olanlar bu uzaklığın aslında ne kadar kısa olduğunu bilirler. Kıvrımlar ve dönüşler, söz konusu labirentin en vazgeçilmez varoluş noktalarıdır. … Okumaya devam et LAST NIGHT in SOHO: Merkeze Giden Yolu Gölgelerle Temizlemek

BENEDETTA ya da Verhoeven Sinemasında İçerik Yoksunluğu

Benedetta’yı 12 Ekim’de Filmekimi’nde izlemişim, demek ki bir aydan fazla olmuş. Film hakkında yazmadık çünkü Dial M for Movie’de negatif enerji yaymayı pek tercih etmiyoruz. Ancak bu bir aylık sürecin sonunda dahi Benedetta’nın (2021) hala farklı platformlarda övgüler almaya devam ettiğine tanık olunca, kendimizi tutamadık. Filmin açılış sekansı ile başlayalım, zira bu denli amatör bir … Okumaya devam et BENEDETTA ya da Verhoeven Sinemasında İçerik Yoksunluğu

VIVE L’AMOUR: Bir Şehir Kendi Gençliğine Yabancılaşınca

Varoluş anlayışı üzerine yeni kumaştan yapılma karakteristik bir ceket atan Tayvanlı yönetmen Tsai Ming-liang, 1994 yapımı Vive l’amour (Yaşasın Aşk) filmi ile birbirinden farklı, bağımsız ve birbirini hiç tanımayan üç kişiyi aynı evde buluşturuyor. Bu her üç kişi için de ev, asla tam anlamıyla ev olarak yansımıyor. Öyle ki evin kendi varoluşu bile inşa edilemeyecek … Okumaya devam et VIVE L’AMOUR: Bir Şehir Kendi Gençliğine Yabancılaşınca

MIDNIGHT MASS: If You Have Ghosts, Then You Have Everything

The third song of the 1981 album The Evil One by the late Roky Erickson, “If You Have Ghosts”, does a pretty accurate description of the act of believing and it seemed a convenient title for this article since Mike Flanagan’s Midnight Mass does a wonderful job in so many levels, including talking about religion … Okumaya devam et MIDNIGHT MASS: If You Have Ghosts, Then You Have Everything