Vebalaşan Akran Zorbalığı: THE PLAGUE

Bu yazımızda siz okuyucularımıza The Plague (Veba, 2025) filminin analizini yaparken aynı zamanda Stanley Kubrick’in Full Metal Jacket ve A Clockwork Orange’ı (Otomatik Portakal), Michael Haneke’nin The White Ribbon’ı (Beyaz Bant) gibi filmlere de referanslar vererek anlatımızı siz okuyucularımız nezdinde zenginleştirme yoluna gideceğiz. Genç Amerikalı yönetmen Charlie Polinger yazıp yönettiği son filmi The Plague ile … Okumaya devam et Vebalaşan Akran Zorbalığı: THE PLAGUE

DISCLOSURE DAY: Başka Türlü Bir İfşa

Birçok yönetmenin, filmografisindeki sadece bir filmi çekmiş olmak için bir uzvunu vermeyi bile göze alabileceği Steven Spielberg gibi bir ustanın yeni filmi vizyona girince, doğal olarak soluğu sinema salonlarında aldık. Hafızamızı tazeleyelim; Indiana Jones ve Jurassic Park serileri, Jaws, Saving Private Ryan, Catch Me If You Can gibi gişe canavarı filmlere imza atmış bir yönetmen … Okumaya devam et DISCLOSURE DAY: Başka Türlü Bir İfşa

Kimin Aynasından Kendimize Bakıyoruz ve “İç Ses” Aslında Kime Ait? – ÖLÜM BİZİ AYIRANA DEK (2025 İzmir Kısa Film Festivali #4)

26. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’nde “Ulusal Kurmaca Kategorisi”nde en iyi film, en iyi senaryo ve başrol oyuncusu Gülçin Kültür Şahin’in en iyi oyuncu ödüllerini aldığı, 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması’nda en iyi kısa film ve Trabzon Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması’nda Tanju Gürsu Jüri Özel Ödülü’ne layık … Okumaya devam et Kimin Aynasından Kendimize Bakıyoruz ve “İç Ses” Aslında Kime Ait? – ÖLÜM BİZİ AYIRANA DEK (2025 İzmir Kısa Film Festivali #4)

SACCHARINE: Yenmeye Hazır Vücutların Et Kütle Teorisi

Yapay tatlılık ve gizli çürüme yapısına gönderme yapan Saccharine ismi dışarıdan çekici bir bağımlılık gibi görünen ancak içerisine derinlemesine dalındığında arzusal olanın iğrenme eşiğine nasıl adım atılabildiğini gösteren bir harita çiziyor. Natalie Erika James’in yazıp yönettiği Saccharine (2026), yönetmenin Relic (2020) filminden sonra renk doygunluğu en çok tavan yapan film olarak izleyicisini selamlıyor. Kullanılan kimi mekânlar her ne kadar günlük yaşamdan tanıdık … Okumaya devam et SACCHARINE: Yenmeye Hazır Vücutların Et Kütle Teorisi

THE ODYSSEY – Destanların ve Sözlü Geleneğin İzinde Bir Sinemasal Şölen

Günümüzde “bir şeyi unutmamak için yazmak gerekir” bağlamında kullanılan “söz uçar, yazı kalır” (verba volant, scripta manent) deyişi, antik dönemde ve özellikle de Ortaçağ’da tam tersi anlama geliyordu: Bir bilginin her yere ulaşmasını istiyorsan, sakın onu yazma, zira yazı ölüdür, durağandır, onu yüksek sesle defalarca tekrarla ki, duyanlar da tekrarlasın ve böylece bilgi yayılsın, denizleri aşsın, … Okumaya devam et THE ODYSSEY – Destanların ve Sözlü Geleneğin İzinde Bir Sinemasal Şölen

Siyahla Beyazın Karşıtlığında: CENNETSİZ ve ANKARA 1979 (2025 İzmir Kısa Film Festivali #3)

Alain Badiou, Siyah: Olmayan Rengin Işıltıları adlı kitabında siyahı ışık ve renklerin yokluğu olarak tanımlamakta, beyazın ise bütün renklerin “dağılıp yok olduğu bir hayalet” olduğunu ileri sürmektedir. Peki, birbirine karşıt olan siyahla beyaz arasındaki etkileşim, hangi anlamlandırmalara yol açar? “Siyah, renklerin Hiç’i, beyaz Her şeyi’dir” diyen Badiou, ikisinin bir araya gelmesi durumunda gerçeğin rengini kaçırdığımıza … Okumaya devam et Siyahla Beyazın Karşıtlığında: CENNETSİZ ve ANKARA 1979 (2025 İzmir Kısa Film Festivali #3)

Kahramanların Yolculukları: BİZİM OLAN HER ŞEY ve EUDAIMONIA (2025 İzmir Kısa Film Festivali #2)

26. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’nde “Ulusal Kurmaca Kategorisi Finalist Filmleri” arasında olan Deniz Kezik’in Bizim Olan Her Şey (2025) ve Gizem İbak’ın Eudaimonia (2025) filmlerinden biri ayna, diğeri kavak metaforuyla tamamlanan iki yolculuk ekseninde birer anlatı inşa eder. Bizim Olan Her Şey, iki erkekle yola çıkmak zorunda kalan bir kadının; Eudaimonia ise bir babayla oğlunun yaşantılarından kesit sunar. Yolculuk izleği söz konusu olduğunda akla ilk … Okumaya devam et Kahramanların Yolculukları: BİZİM OLAN HER ŞEY ve EUDAIMONIA (2025 İzmir Kısa Film Festivali #2)

VIRGINIA WOOLF’S NIGHT & DAY: Woolf için Fazla Güvenli Bir Uyarlama

İranlı-İngiliz yönetmen Tina Gharavi, son filmi Virginia Woolf's Night & Day'de (2026) kadın hakları ve bir kadının özgürleşmesi üzerine değerli mesajlar vermeye çalışsa da bunu oldukça yüzeysel, güvenli ve artık defalarca kullanılmış bir hikâye formülü üzerinden yapmayı tercih ediyor. Kendine Ait Bir Oda'yı okumuş ve onun 20. yüzyılın en çarpıcı eserlerinden biri olduğunu düşünen biri olarak şunu itiraf … Okumaya devam et VIRGINIA WOOLF’S NIGHT & DAY: Woolf için Fazla Güvenli Bir Uyarlama

GENTLE MONSTER: The Silent Genesis of Ethics

Premiering in Competition at the 79th Cannes Film Festival, Marie Kreutzer’s Gentle Monster (2026) explores the epistemological fault lines underlying the ethical structures that shape individual judgment. The film is preoccupied with the limits of language and knowledge, suggesting that truth can only be assembled from the fragments of information individuals choose to disclose to … Okumaya devam et GENTLE MONSTER: The Silent Genesis of Ethics

Şeytanın Ötesinde: THE EXORCIST’te Abject Kadın Bedeni, Annelik ve Patriyarkal Restorasyon

William Friedkin tarafından yönetilen 1973 yapımı The Exorcist korku sinemasının kanonikleşmiş eserlerinden birisidir. Çekildiği dönemden bu yana feminist film kuramı da hız kaybetmeden çalışma alanlarını genişlettiğinden dolayı filmde göz ardı edilen cinsiyet politikaları ve annelik temsili Barbara Creed’in ortaya koyduğu “canavarsı-dişi” kavramıyla ve annelik çalışmalarıyla incelenebilir hale gelir. Korku sinemasında şeytan tarafından ele geçirilme teması … Okumaya devam et Şeytanın Ötesinde: THE EXORCIST’te Abject Kadın Bedeni, Annelik ve Patriyarkal Restorasyon