Bir Hitchcock Güzellemesi: THE STRANGE LOVE of MARTHA IVERS

En az Hitchcock filmleri kadar karanlık, acımasız ve gölge oyunlarıyla aklınızı başınızdan alan 1946 yapımı The Strange Love of Martha Ivers (Martha Ivers’in Tuhaf Aşkı), masum maskelerinin altındaki tehlikeli sayılabilecek insan karakterlerini ince bir şekilde işleyen bir film. Başrollerini Martha karakteriyle Barbara Stanwyck, Sam karakteriyle Van Heflin ve Toni karakteriyle Lizabeth Scott’ın paylaştığı filmde Kirk … Continue reading Bir Hitchcock Güzellemesi: THE STRANGE LOVE of MARTHA IVERS

Bergman’ın SKAMMEN’i Üzerine Göstergebilimsel Bir İnceleme

Tiyatro kökenli, sinema tarihinde saygın bir yer edinmiş, birçok yönetmeni ve izleyiciyi derinden etkilemiş yapıtlar sunan Ingmar Bergman’ın senaryosunu yazıp yönettiği, 1968 yapımı Skammen, Türkçe’ye Utanç olarak çevrilmiştir. İsveç iç savaşının etkilerinden kurtulmak için bir adada yaşam sürmeye karar veren Jan (Max von Sydow) ve Eva Rosenberg (Liv Ullman) karakterleri üzerinden ele alınan hikâye; kadın … Continue reading Bergman’ın SKAMMEN’i Üzerine Göstergebilimsel Bir İnceleme

NOSFERATU: Ekspresyonist Bir Tutku

Karanlık İmgesi Günümüze değin vampir temasına sırtını dayayan o kadar çok yapım var ki, yıllar geçtikçe bunlar içerisinde belli klişelerin ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bir nevi mimetik altyapıya sahip olan bu filmlerin babası, F. W. Murnau’nun 1922 yapımı Nosferatu’sudur. Nosferatu, izleyeni etkilerken aynı zamanda ona bulaşan gizli ve yıkıcı bir yapımdır. Filmde vampir karakterini … Continue reading NOSFERATU: Ekspresyonist Bir Tutku

Ernst LUBITSCH: Berlin’den Hollywood’a Sinemada Mikro Evrim

BÖLÜM I: Die Bergkatze (1921) “Göz, şeylerin, varlıkların yardımıyla görülmesine izin verir…” Gilles Deleuze Zamanda geriye gidip, sinemanın başlangıç dönemlerinde kendimizi bulduğumuzda, eğer zekice göndermeleri olan, “komedi” türünde bir yapımdan söz edilirse, birçoğumuzun aklına kaçınılmaz bir şekilde Ernst Lubitsch gelecektir. Hikâye ve diyalog yaratımında verdiği mesajlar doğrultusunda ortaya koyduğu komedi unsurunu bir dönüm noktası olarak … Continue reading Ernst LUBITSCH: Berlin’den Hollywood’a Sinemada Mikro Evrim

FEHERLOFIA – Son of the White Mare

İstanbul Modern’in ev sahipliği yaptığı, Can Koç “küratörlüğünde” devam eden Fantastik Filmler Festivali’nin ilk günü son derece zengin bir seçki sundu. Gösterilen dört filmi de arka arkaya izlemiş olmanın sarhoşluğunu (cine-lag) üzerimizden attıktan sonra klavyeye sarıldık. 17 Ekim 2019’da gösterilen filmler sırasıyla şöyle: Les yeux sans visage (Çehresiz Gözler) – 1960Féherlófia (Beyaz Kısrağın Oğlu) – … Continue reading FEHERLOFIA – Son of the White Mare

SATYRICON: Fellini’ye Özgü Düşlemsel Bir Dünya

Sinema dünyasında pek çok yönetmen, yapımcı, senarist bir şekilde kendisine yer buluyor sinemanın bir yerlerinde, ancak bunlardan çok azı adlarını tek filmin başlığı altına çimentoyla kazıyabiliyor. İtalyan yönetmen Federico Fellini işte bu “çok az” diye nitelendirdiğimiz kategoriye giriyor. Sadece Satyricon değil diğer filmleriyle de oldukça ön plana çıkan yönetmen, hemen her filminde neler olacağını tam … Continue reading SATYRICON: Fellini’ye Özgü Düşlemsel Bir Dünya

Todd Phillips’in JOKER’ine Göstergebilimsel Bir Bakış

Joker filminin gösterime girme sürecinde tüm dünyadaki sinemaseverlerin heyecanlanması için birçok sebep vardı. Joaquin Phoenix gibi sıradışı bir oyuncunun söz konusu rolü üstlenmesi, C. Nolan’ın Batman üçlemesinden bu yana ikinci defa çizgi roman karakterlerine büyük ciddiyetle yaklaşılacağı umudu, filmin daha önceki hiçbir Batman filmine benzemeyeceği hissiyatı ve tabii ki tüm bunların üzerine, yapımın 76. Venedik … Continue reading Todd Phillips’in JOKER’ine Göstergebilimsel Bir Bakış

The Seventh Continent: Hedef Yedinci Kıta

“Yabancılaşma”, “aidiyetsizlik” ve “varoluşsal sıkıntılar” denildiğinde akla gelen yönetmenlerden biri olan Michael Haneke, 1989 tarihli The Seventh Continent (Yedinci Kıta) ile kariyerine derinlikli ve bir o kadar da kışkırtıcı bir başlangıç yaptı ve bu film onun kariyerini çizmesinde önemli bir marka haline geldi. Bir yerde mutlu bir aile varsa, maddi ve manevi olarak uzaktan güçlü … Continue reading The Seventh Continent: Hedef Yedinci Kıta

READY OR NOT: Zengin Kesimi Eleştiren Orta Halli Bir Gerilim Filmi

Bir ailenin parçası olmak, kendini aileden biri gibi hissetmek ne kadar zor olabilir? Eğer içine sızmak istediğiniz bu aile çok zenginse ve zenginliklerinin getirdiği farklı inanışları varsa o zaman her şeyin rengi değişir. Yönetmen koltuğunda Matt Bettinelli-Olpin ve Tyler Gillett bulunan bu film her ne kadar korku-gerilim türüne yerleştirilse de, yakalamaya çalıştığı kendine özgü eleştirel … Continue reading READY OR NOT: Zengin Kesimi Eleştiren Orta Halli Bir Gerilim Filmi

Vivarium: İki Ayaklı Hayvanların Doğal Yaşam Alanı

René Magritte’in Tablolarından Fırlamış Bulutlar Yönetmen Lorcan Finnegan’ın ikinci uzun metraj filmi olan Vivarium’u ilk kez L'Étrange Festival’de (Paris) izleme fırsatı bulmuştuk; geçtiğimiz günlerde Filmekimi’nde de gösterilen yapım izleyiciyi adeta bir René Magritte tablosunun içine hapsediyor. Dünyanın sonunun gelişini, hiç şekil değiştirmeyen bulutlar, esmeyen rüzgâr ve her gün aynı olan havanın sıkıcılığı eşliğinde karşılıyormuş hissine … Continue reading Vivarium: İki Ayaklı Hayvanların Doğal Yaşam Alanı