CUCKOO: Keşif Gözcüsünün Kulakları Kanatan Radyo İstasyonu – Berlinale #1

Tuhaf, rahatsız edici ve ölümcül bir sesin sahte güvenlik duygusuna kapılmış bir evreni hedef alan Cuckoo (2024), sesin varlığını uyarıcı bir dalga şeklinde kullanarak izleyiciyi gerçeküstü bir rüya anlatısının içerisine davet ediyor. Film boyunca gizemli ve can yakan bir sesin, çığlığın peşinde sürüklenirken şifreli ve trajik konusuyla Cuckoo, bu yıl Dial M for Movie olarak, akreditasyonumuzla yerinde takip ettiğimiz 74. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde (Berlinale) dikkatimizi çeken filmler arasında yerini aldı. Başrollerinde Hunter Schafer (Gretchen), Jessica Henwick (Beth), Dan Stevens (König), Marton Csokas (Luis) ve Astrid Bergès-Frisbey (Ed) gibi isimlerin bulunduğu filmin yönetmen ve senaryo koltuğunda Tilman Singer oturuyor. Türü açısından zaman zaman David Lynch’in Twin Peaks: The Return (2017) sezonundan “Got a light?” bölümünü anımsatan bir akışa sahip olan Cuckoo, izleyiciyi bu türden saydam bir yansıma ile ikiye bölebilme özelliğine sahip duruşunu bozmuyor. Buna rağmen ses dalgalarını kullanarak aşmaya çalıştığı geleneksel gerilim anlarının altını kimi zaman doldurmuyor. Hunter Schafer’ı tamamen farklı bir performansla izlediğimiz filmde gerilimin yumuşak ancak kulağı rahatsız edici döngüsüne tanık oluyoruz. Bu döngü izleyiciyi tam olarak içerisine hapsedip defalarca kez kendisini hatırlatıyor. Bu türden bir döngü kullanımı ise son zamanlarda Quentin Dupieux’nün de Daaaaaali! (2023) filminde gördüğümüz türden bir deneysel zemin oluşturuyor ancak onu hiçbir zaman mizah konusu etmiyor.

Guguk Kuşunun Ateşten Yapılmış İp Üzerindeki Dansı

Sabrı ve dayanıklılığı sorgulayan gerilim katmanlarıyla aksiyonunu derinleştirmeyi tercih etmeyen Cuckoo, gücünü kâbusun vaat edilmiş tehditkâr yanından alıyor. Filmin sonuna değin bu tehditkâr yapısını hem ana karakterlerin hem de ana anlatının içerisine sızdırmaktan asla kaçınmayan Tilman Singer, gerilim sinemasına yenilik bağlamında girişimci bir güçle varlığını gösteriyor. Filmin bu anlamdaki anormal ritmi filmin ismi ile bağdaşıklık kurmayı başarıyor. Özellikle Gretchen’in sessiz yapısı, guguk kuşunun saptanamaz ve durdurulamaz rahatsız edici ses dalgalarını göğüslüyor. Bu da filmde somut ve soyut elementler açısından bir denge oluşturuyor. Ayrıca karakterlerin sessiz yapıdaki duruşu, eylemlerin kelimelerden daha yüksek bir güce de sahip olduğuna işaret ederken diğer yandan yüksek sesle varlığı hiçten doğurmayı da bir eylem olarak tasvir ediyor.  

Hunter Schafer

Masumiyet ile Dehşet Verici Sesin Tehdidi

Korku türünün elementlerine sadık kalmaya çalışsa da Cuckoo kesinlikle klasik bir korku filmi kategorisine girmiyor. Rahatsız edici ve merak uyandıran taraflarını gerilim ve aksiyon kurallarına uygun bir şekilde inşa eden filmde gergin hissetmek ile korkmak arasında ince bir çizgi çekiliyor. Öte yandan filmin mekânsal tasarım öğeleri de bu durumu destekler nitelikte; mekân kompozisyonuna baktığımızda en az Gretchen kadar pasif bir ortamın içerisine giriyoruz. Ortamın kendisi anlatıya dair herhangi bir gücü elinde barındırmıyor. Bu da öğe olarak karakter ve mekân kullanımının ikincil plana teslim edildiğini gösteriyor. Filmin isminin kompozisyon karşısında tam anlam kazandığı noktada filmin ritmini kolaylıkla yakalayabiliyoruz. Diğer yandan çığlıklarıyla tanınan bu kuş türünün sık sık tekrarlanan ötüşlerini film boyunca duymanız mümkün. Bu da en başında Cuckoo’nun kendisini hiçbir şekilde gizlemeden arenaya çıkmasına benziyor. Tam anlamıyla davet edilmeden bir anda kendisiyle tanıştığımız ses, kimi zaman can acıtıcı, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman da oldukça can sıkıcı bir tablo çiziyor.

Sessiz Kalmayı Kalkan Olarak Kullanmak

Alma’nın (Mila Lieu) tam anlamıyla sessiz bir karakter olarak çizilmesi filmdeki en sesli olanı mıknatıs gibi çeken bir başka güç olarak kullanılıyor. Kompozisyonu açısından kimi zaman takibi zorlaştıran bir akışa sahip olan Cuckoo, gerçekleşen herhangi bir fiziksel olayda empati kurabilme yeteneğinizi de elinizden alabilme kapasitesine sahip. Ayrıca genetik yapının oyuncak haline getirilmesini de konusuna dahil eden filmde kimlik kurgusallığı açısından da dışavurumlar mevcut. Ne var ki Cuckoo tematik bir anlatı yapısına sahip olduğu için bu tip dışavurumları bir nevi alt kategori olarak kullanıyor. Tehlikenin kaynağını her zaman en güvendiğimiz yer olarak belirlemesi iğneleyici bir göndermeye imkan verse de film, festivalin güçlü halkalarından biri değil. Buna karşın film baştan sona koruduğu gizemli yapısıyla kendisini sonuna kadar izlettirme potansiyeline de sahip. Tür olarak içerisinde çeşitli oyunların olduğu, müzik kullanımının bu oyunlara alet edildiği bir anlatım yapısı bulunan Cuckoo, sesi figüratif bir kahraman olarak sofraya getirip sonrasında onu afiyetle midesine indiriyor.

Burcu Meltem Tohum

Bir Cevap Yazın