EARWIG: Varoluşsal Temastan Kaçınan Bireysel Yaratının Temsili Biçemi

Bu yıl 41. İstanbul Film Festivali’de Hanna Bergholm’un Hatching (Pahanhautoja, Kuluçka, 2022) adlı filminden sonra “fantastik ve gotik kıyılarında” çok merak ettiğimiz diğer bir yapım da Lucile Hadzihalilovic’in 2021 tarihli Earwig (Kulağakaçan) filmiydi. Fiziksel ya da maddesel olarak var olmanın bilincini sırf belli bir özelliğe sahip olduğu için savunan ve onu sımsıkı kucaklayan Earwig, yokluğun … Okumaya devam et EARWIG: Varoluşsal Temastan Kaçınan Bireysel Yaratının Temsili Biçemi

MEMORIA – Bilincin Kıyısında Askıda Kalmış Bir Hatıralar Denizi

Prömiyerini geçtiğimiz sene Cannes Film Festivali’nde yapan Memoria (2021), başrollerinde Tilda Swinton, Elkin Díaz, Jeanne Balibar, Juan Pablo Urrego, and Daniel Giménez Cacho gibi isimleri gördüğümüz bir Apichatpong Weerasethakul filmi. Film ayrıca Taylandlı yönetmen Weerasethakul’un Tayland dışında çektiği ilk film olma özelliğine de sahip. Weerasethakul daha önceki Cannes film festivallerinde Altın Palmiye, Jüri Ödülü ve … Okumaya devam et MEMORIA – Bilincin Kıyısında Askıda Kalmış Bir Hatıralar Denizi

DUNE: ÇÖL GEZEGENİ – Bengi Dönüşü Evetleyen Amor Fati

Star Wars gibi bilimkurgu türünde yer almış filmlere ilham olan ve Frank Herbert’ın Dune serisinin ilk kitabına dayanan Denis Villeneuve’ün yönettiği 2021 tarihli bu film birçok açıdan geçmişi, şimdiyi ve geleceği birbirine bağlayan bir zincir görevi görür. David Lynch’in “hayatımın en büyük üzüntüsü” dediği Dune filminin Villeneuve versiyonu da herkesi etkilemeyi başaramamıştır. Sinematografik açıdan yeterli … Okumaya devam et DUNE: ÇÖL GEZEGENİ – Bengi Dönüşü Evetleyen Amor Fati

LAST NIGHT in SOHO’ya İlham Veren Filmleri Derledik!

Gizemini beslendiği sinema tutkusundan son derece yüksek biçimde alan Last Night in Soho (2021), peşini bırakmayan bir kâbusun ardında heyecanlı bir şekilde nefes alan bir çift dudağın temsili. Dönemsel popüler kültür öğelerinden son derece iyi bir şekilde beslenmiş olan film, karakterler arasında bireysel hikâye anlatıcılığına eğilmenin yanı sıra kolektif hayal gücünün de sınırlarını zorluyor. İzleyiciye … Okumaya devam et LAST NIGHT in SOHO’ya İlham Veren Filmleri Derledik!

ALICE: Rüya, Gerçeklik için Doğal Bir Kuyu

Çek asıllı sürrealist sanatçı Jan Švankmajer’ın insanın psikolojik kuyularını tek tek kazan ve oralardan rüyanın gerekliliğine dair kanıtlar toplayan filmi Alice (Něco z Alenky – 1988), sempatinin ortak bir şemsiye altında merak, korku, endişe ve umutsuzluk ile el ele yürüdüğü bir yapım. Geleneksel sinema yöntemlerini, animasyon unsurlarıyla bir araya getiren yönetmen, elindeki gerçeküstü unsurlarla gerçeklik … Okumaya devam et ALICE: Rüya, Gerçeklik için Doğal Bir Kuyu

Dial M for Movie – Aralık 2020 Seçkisi

Evet Mart ayından beri "bitsin de kurtulalım" dediğimiz 2020 yılının sonuna gelmeyi başardık, 1 Ocak 2021'de herşeyin mucizevi bir şekilde normale dönmeyeceğini bilsek de, yaklaşan bitişin belli bir rahatlama sağladığı da bir gerçek. Seçkilerimizin sekizincisiyle, yıl sonu seçkimizle karşınızdayız. Bu defaya mahsus olmak üzere üç kişinin elinden çıkan Aralık seçkisi, yine de çeşitlilik açısından diğerlerinden … Okumaya devam et Dial M for Movie – Aralık 2020 Seçkisi

JODOROWSKY’S DUNE ve Sinema Tarihinin En Tuhaf Yılı: 1975

Sinemanın engin tarihinde gerçekleşmemiş birçok proje var şüphesiz. Kimisi bilgimiz dahilinde gelişirken, kimisinden haberimiz bile olmuyor. Ve genel olarak bu tür olaylara verdiğimiz tepki; doğal olarak “gerçekleşseydi güzel olurdu” gibi yapmacık bir iç geçirmeden öteye gitmiyor. Ancak geçtiğimiz şubat ayında 91 yaşına basan yazar, çizer, oyuncu ve yönetmen Alejandro Jodorowsky’nin 1974 yılında çekim hazırlıklarına başladığı … Okumaya devam et JODOROWSKY’S DUNE ve Sinema Tarihinin En Tuhaf Yılı: 1975

LE SANG D’UN POÈTE: Şairin Ayna Üzerindeki Otopsisi

20. yüzyılın farklı alanlarda eser veren, multi-talented sanatçılarından biri olan Jean Cocteau; şair, yazar, tasarımcı, ressam, libretto yazarı ve film yönetmeni unvanlarına sahip. Döneminin sürrealist, dadacı ve kübist öncüleri ile bağları olsa da Le sang d'un poète filminde daha çok avant-garde ile sürrealizm akımlarını ve experimental (deneysel) yöntemi kullanmıştır. Bu bakımdan da Fransa'nın avangart sinemasının … Okumaya devam et LE SANG D’UN POÈTE: Şairin Ayna Üzerindeki Otopsisi

LYNCH’İN ZİHNİNDE (Y)OL: Mulholland Çıkmazı’na Sıkışmış Kayıp Otoban ve Asfaltın Düşleri Hakkında

David Lynch'in 1997 yapımı neo-noir türünün başlıca örneklerinden birisi olan Lost Highway kendi içinde kırılmalar yaşayan, kendi silahı ile kendini vuran, anlamları anlamsızlığa sürükleyen, kaçmalar ve kovalamalar arasında kaybolan ve her seferinde yeniden yaratılan bir metin niteliğinde adeta. Ruhsal kökenli füg (psychogenic fugue) olarak Lynch tarafından tanımlanan bu eser geçici bir hafıza kaybından veya yabancılaşmadan … Okumaya devam et LYNCH’İN ZİHNİNDE (Y)OL: Mulholland Çıkmazı’na Sıkışmış Kayıp Otoban ve Asfaltın Düşleri Hakkında

Universal Monsters Yeniden Çevrimleri ve Tröst Haline Getirilen Çocukluk Hayallerimiz

Universal Pictures’ın yaklaşık yedi yıldır ağzında gevelediği “Universal canavarlarını yeniden gündeme getireceğiz, bu evreni yeniden canlandıracağız” lakırdılarını açıkçası pek kimse ciddiye almıyordu. Ben de almıyordum zira ortaya çıkan “yeniden çevrimler” belli: Dracula Untold (2014), The Mummy (2017) ve The Invisible Man (2020). Özellikle Tom Cruise’lu, kanımca ne olduğunu oyuncuların bile açıklayamayacağı, sinema benzeri garabetten (Mumya) … Okumaya devam et Universal Monsters Yeniden Çevrimleri ve Tröst Haline Getirilen Çocukluk Hayallerimiz