PAN'IN LABİRENTİ: Bir Çarkın İç Acıları ve Ağrıları

Aykırı bir peri masalı. Guillermo del Toro'nun 2006 yılında acılar ve ağrılar içinde yazıp ete kemiğe büründürdüğü bir masal. Masallar yüzyıllar boyunca toplumsal normların etkisinden çıkarılamamış ve yeniden yaratımlar yerine yeniden üretimler ile sürekli kendilerini hatırlatmışlardır. Masal kavramının çerçevesini oluşturmuş, bunun dışında kalanlara ise kalıp dışı, aykırı gözüyle bakmayı sağlamıştır bu masallar. Del Toro'nun masalı … Continue reading PAN'IN LABİRENTİ: Bir Çarkın İç Acıları ve Ağrıları

An Insight into the Apartment Trilogy of Roman Polanski – Part 1: REPULSION

The apartment trilogy consists of three movies made by Roman Polanski, whom we know well from movies such as The Pianist (2002) and Chinatown (1974). This Apartment Trilogy holds a great autobiographical importance for Polanski since all these apartments in the movies reflect the inner worlds of its characters.  These three movies are respectively Repulsion … Continue reading An Insight into the Apartment Trilogy of Roman Polanski – Part 1: REPULSION

How LIVES of OTHERS is Breaking the Fourth Wall; and the Dilemma Between Duty and Being a Good Man

Lives of Others - Das Leben Der Anderen (2006) is based on one of the fundamental tricks of storytelling in dramatic structure: dramatic irony. Dramatic irony means that the audience knows something the characters don’t know; in this film the audience knows that the characters are under surveillance. There is a very sweet Brechtian element … Continue reading How LIVES of OTHERS is Breaking the Fourth Wall; and the Dilemma Between Duty and Being a Good Man

VAMPYR: Carl Theodor DREYER’den Karanlık bir Başyapıt

Sinema tarihinde bazı filmler için haklı tanımlamalar yapılır, “ilk sesli film” (The Jazz Singer) veya “cadılığı konu edinen ilk film” (Häxan) gibi. Danimarkalı usta yönetmen Carl Theodor Dreyer’in Vampyr (1932) filmi hakkında ise, tüm sınıflandırma kriterlerini aşıyor dersek abartmış olmayız. Hitchcock’un “üst üste iki defa izlenmeyi hak eden tek film” olarak nitelediği, Buñuel’in ise “en … Continue reading VAMPYR: Carl Theodor DREYER’den Karanlık bir Başyapıt

THE FAVOURITE: Anaerkil İktidar Mücadelesi

Daha önceden Dogtooth, The Lobster ve The Killing of a Sacred Deer’dan tanıdığımız Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un çok konuşulan filmi The Favourite (2018), festival gösterimi sonrasında üzerine bir de çalışma yapmam nedeniyle daha ayrıntılı bir şekilde inceleme fırsatı bulduğum bir yapım. The Favourite’ı diğer Lanthimos filmlerinden ayıran en önemli özelliklerinden birisi senaryosuna bu sefer Lanthimos’un … Continue reading THE FAVOURITE: Anaerkil İktidar Mücadelesi

THE CROW: Dört Ayrı Hayatın Ortak Karesi

En önce nişan yüzükleri için öldürülen çift vardı. Arkasından trafik kazasında hayatını yitiren nişanlı bir kadın geldi. Bu iki hikâye iç içe geçirildi ve nişanlı olup bir çete tarafından öldürülen çiftin hikayesi yaratıldı. Bu yaratım sırasında nişanlı ve evlilik hazırlığı yapan bir adam bir karganın kanadına binip bizleri ve bu düzeni terk etti. Dört ayrı … Continue reading THE CROW: Dört Ayrı Hayatın Ortak Karesi

THE PIANO: Piano as The Object of Desire

Jane Campion’s The Piano (1993) leaves me with an outburst of emotions every time I watch it. It flows poetically, with its vigorous but sentimental music, dark but dreamlike atmosphere and silent but extremely loud main character Ada (Holly Hunter). Ada’s muteness makes her all the louder, as the characters around her grow desperate to … Continue reading THE PIANO: Piano as The Object of Desire

MUSEUM HOURS ve PIETER BRUEGEL

Museum Hours / Ziyaret Saatleri 2012 yılında çekilmiş bir belgesel olmasına rağmen, ünü biraz geriden geldi. Çeşitli mecralarda adının geçmeye başlaması ve aldığı ödüllerin parıltısının Dünya’nın dört bir yanında görülebilmesi için, beş-altı yıl beklemesi gerekti. En sonunda bizim de dikkatimizi çekince, gittik DVD’sini aldık, büyük bir şevkle ekran karşısına oturduk. Ne yazık ki bizi, tahmin … Continue reading MUSEUM HOURS ve PIETER BRUEGEL

LOST HIGHWAY: Gerçek ile Rüya Arası Bir Yerde

Bazen güncel filmlere başını çevirip, bir klasik olarak adlandırılan, kendisi için kült niteliği taşıyan filmlere dönüş yapmak istiyor insan. Seneler geçtikçe bu filmlere tekrar tekrar geri dönüldüğünde, her seferinde yeni bir şey fark ediliyor veya hafızadaki yeri tazeleniyor. Lost Highway de benim için böyle bir yapıt. Filmin yönetmeni David Lynch’in diğer işleri gibi, Lost Highway … Continue reading LOST HIGHWAY: Gerçek ile Rüya Arası Bir Yerde

POWDER: Beyazdan Daha Beyaz Olana Karşı Sırttaki Ter Damlasının Ürperticiliği

Powder, 1995 yılında Victor Salva'nın kaleminden ve kamerasından gözlerimize ve oradan beynimizin kıvrımlarında dolaşıp yüreğimize (eğer var ise) misafir olan nev-i şahsına münhasır bir eser. Genel olarak konusuna bakılacak olunursa; henüz ana rahminin sıcaklığından ayrılmamış olan Jeremy'ye (Sean Patrick Flanery) ev sahipliği yapan annesinin üzerine bir yıldırım düşmesi ve bu yıldırımın güçleriyle donanmış Jeremy'nin doğup … Continue reading POWDER: Beyazdan Daha Beyaz Olana Karşı Sırttaki Ter Damlasının Ürperticiliği