NOUVELLE VAGUE: Yeni Dalga Miti Üzerine Bir Amerikan Denemesi

78. Cannes Film Festivali’nde dikkatimizi olumlu anlamda çeken Richard Linklater’ın yeni filmi Nouvelle Vague (Yeni Dalga, 2025) Jean-Luc Godard ve François Truffaut sinemasını seven veyahut eski dönem Fransız sinemasıyla ilgili olan herkesin kalbini doğrudan fethedecek olan bir film. Sinema tarihi olarak oldukça kült ve artık mit sayılabilecek bir dönemi ele alan Linklater, bu filmi adeta … Okumaya devam et NOUVELLE VAGUE: Yeni Dalga Miti Üzerine Bir Amerikan Denemesi

C’EST PAS MOI (Leos Carax) – Özünde Farklara Bölünmek Cinsin Kendine Has Özelliğidir

77. Cannes Film Festivali’nde deneysel kategoride izleyicinin dikkatini keskin bir şekilde çekmeyi başaran ve 23. Filmekimi'nde de gösterilen Leos Carax’ın son filmi C'est pas moi (It’s not me, 2024), toplamda 42 dakika boyunca süren kontrol edilemez kırık ifadelerin görsel banyoya girmiş halini izleyiciye sunuyor. Bir anlamda görsel dünyaya ait olan önemli kareleri birbirine eklemleyerek oluşturulmuş … Okumaya devam et C’EST PAS MOI (Leos Carax) – Özünde Farklara Bölünmek Cinsin Kendine Has Özelliğidir

FALLEN LEAVES: Gündelik Yaşamın Evrensel Yorgunluğu

Örtük bir evrenselliğin defalarca kez kırılmış olan yanına yankı yapan Aki Kaurismäki’nin son filmi Fallen Leaves / Kuolleet lehdet (Sararmış Yapraklar, 2023), insanlar acı çeker ve buna itiraz eder anlayışından birkaç adım uzaklaşarak bireysel gündelik acıları itirazsız tikel bir evrensellik içerisine alıyor. Buna ek olarak film, bu çemberin içerisine savaş kaygısının insan yapısı üzerinde bıraktığı … Okumaya devam et FALLEN LEAVES: Gündelik Yaşamın Evrensel Yorgunluğu

VIVRE SA VIE – Varoluşçuluk ve Determinizm Gerilimi Arasında Kleinfrankenheim Sorgulaması

Vivre sa vie: Film en douze tableaux (Hayatını Yaşamak, 1962) eserini belli bir bakış açısıyla ele alıp, onu değerlendirmeye koyulmak bir oyun hamurunun ele avuca sığmayan şekliyle uğraşmaya benzer. Düşüncelerin, sözcüklerin kifayetsiz kalabileceği ve bizleri ulaşılması güç boyutlara fırlatan -şiddetini tam da bu merkezden alan- bir Godard yapıtıdır. Anna Karina’nın canlandırdığı Nana Kleinfrankenheim adındaki genç … Okumaya devam et VIVRE SA VIE – Varoluşçuluk ve Determinizm Gerilimi Arasında Kleinfrankenheim Sorgulaması

“İğrenç Ne Demek Oluyor?” – Godard’ın SERSERİ ÂŞIKLAR’ına Dair

Sinema üzerine yazıları ve çektiği birkaç kısa metraj filmin ardından 1960 yapımı, ilk uzun metraj filmi A Bout de Souffle (Breathless / Serseri Âşıklar) ile Fransız Yeni Dalgası’nın öncülerinden olan Jean-Luc Godard, atlama (jump-cut) gibi getirdiği biçimsel yeniliklerle sinema tarihine “devrimci” yönetmenlerden biri olarak adını yazdırdı. Söz konusu yenilikler, kuşkusuz, sinemanın seyrini etkiledi, ilerleyen yıllarda … Okumaya devam et “İğrenç Ne Demek Oluyor?” – Godard’ın SERSERİ ÂŞIKLAR’ına Dair

Jean-Luc GODARD Anısına (Dial M for Movie Seçkisi)

Bireysel eleştiri yazılarımız dışında Dial M for Movie’de ekip halinde yaptığımız birçok çalışma mevcut elbette ancak belki de en “bariz” olanıyla tekrar karşınızdayız: Seçki yazıları! 2020 yılının Temmuz’unda başlayıp 2021’de yine bir Temmuz ayında ara verdiğimiz aylık seçki yazılarına, üstad Jean-Luc Godard ile dönüş yapmış olduk. Bundan sonra her ay olmasa da belli aralıklarla seçki … Okumaya devam et Jean-Luc GODARD Anısına (Dial M for Movie Seçkisi)

VIVRE SA VIE: Film en douze tableaux – Kendini Kendine Ödünç Vermek Asla Ortadan Kaldırmayacak Rastlantıyı

Sinema tarihinde deneysel dram kategorisinde yerini alan “Vivre sa vie: Film en douze tableaux” (1962), Jean-Luc Godard’ın dördüncü uzun metraj filmi olarak Fransız Yeni Dalga akımının öncülerinden. Arzuları, korkuları, şüpheleri, tesadüfleri ve gerçekçiliğin sıkıcı olmayan hallerini sunan film, yönetmenin de deyişiyle pür bir zihnin içindekileri tamamen bedenselleştirip onun hareketine katılıyor. Yönetmenin diğer filmleri arasında farklı … Okumaya devam et VIVRE SA VIE: Film en douze tableaux – Kendini Kendine Ödünç Vermek Asla Ortadan Kaldırmayacak Rastlantıyı

La Boulangère de Monceau: Paris Sokaklarında Bir Avare

Éric Rohmer’in Altı Ahlak Hikayesi (Les six Contes moraux) başlığında toplanan seri içindeki ilk film olan kısa metrajlı La Boulangère de Monceau (Monceau Pastanesi’ndeki Kız, 1963) rastlaşmanın, hayatı akışına bırakmanın ve bu akışta bir rutin edinmenin en saf yollarından birini gösterir. Éric Rohmer ya da gerçek adıyla Maurice Henri Joseph Schérer, ikisi kısa dördü uzun … Okumaya devam et La Boulangère de Monceau: Paris Sokaklarında Bir Avare

Dial M for Movie – Ocak 2021 Seçkisi

2020 yılını geride bırakmış olmak neredeyse bütün Dünya için anlamlıydı, bizler içinse bir anlamı daha vardı, 2021'in Ocak ayında, Dial M for Movie olarak yaklaşık 200'ü film incelemelerine ayrılmış toplam 300 yazıyla, iki yılımızı geride bırakmış olduk. 2021'de de eleştiri yazılarımız, sinema haberlerimiz, röportajlarımız ve takip ettiğimiz uluslararası festivallerle karşınızda olmaya devam edeceğiz. Geçtiğimiz ayın … Okumaya devam et Dial M for Movie – Ocak 2021 Seçkisi

Dial M for Movie – Eylül 2020 Seçkisi

Film seçkilerimizin üçüncüsüyle karşınızdayız, çeşitlilik konusunda yine önceki iki seçkiden aşağı kalır bir yanı olmadığını gördüğümüz Eylül seçkimizde de 1930'lu yıllardan günümüze dek farklı türlerde, her zaman olduğu gibi toplam 10 filme yer verdik. Umarız sinema zevkinize uygun bir veya birkaç film ile karşılaşır, yeni filmler veya yönetmenlerle tanışırsınız. Bol filmli günler, şimdiden iyi seyirler! … Okumaya devam et Dial M for Movie – Eylül 2020 Seçkisi