65. Londra Film Festivali Başlıyor!

İlki 1957 yılında gerçekleşen ve neredeyse her geçen yıl kapsamını daha da genişleten BFI Londra Film Festivali (LFF), bu yıl 6 – 17 Ekim tarihleri arasında 65. kez izleyicilerle buluşacak. Bu sene festival hem Londra sinema salonlarında hem de çevrimiçi olarak İngiltere’nin tamamında izlenebilecek olsa da, “online / çevrimiçi” uygulamalar yapan çoğu uluslararası festival gibi, … Okumaya devam et 65. Londra Film Festivali Başlıyor!

“Film İzliyorum” Dedirten Video Klipler

Başlıktan da anlaşılacağı üzere, bu yazının sahibi 20’li yaşlarında değil çünkü günümüzde “video klip” tabiri halen kullanılıyor mu hiçbir fikrim yok. Başlığın ima ettiği ikinci konu ise, bu derlemede şarkıcıların (çoğunlukla) kendi yazdıkları parçaya eşlik edebildiklerini(!) gösteren kliplere değil, daha çok birer kısa film izliyormuş izlenimi veren çalışmalara yer vereceğimiz. Ki bu ikinci kısım bir … Okumaya devam et “Film İzliyorum” Dedirten Video Klipler

REBECCA: Gökten Düşen Üç Elma, Üçü de Rebecca’ya

Alfred Hitchcock tarafından 1940 yılında yönetilen ve Oscar ödülüne de layık görülen psikolojik gerilim türündeki Rebecca filminin kökleri, İngiliz hikayeci ve romancı Daphne du Maurier'nin 1938 yılında kaleme aldığı, filmle aynı isimli postmodern gotik tarzındaki kitabına uzanır. Daphne du Maurier'nin eserlerindeki biçemi, esrarlı atmosferlere ve derin psikolojik tahlillere dayanır. Yazar, hikayelerini gotik edebiyatın dinamiklerini yeniden … Okumaya devam et REBECCA: Gökten Düşen Üç Elma, Üçü de Rebecca’ya

Korkunun ve Korku Sinemasının Psikolojik ve Sinematografik Bağlamda Sistematik Dinamikleri

Korku yüzyıllar boyunca öteki sayılan ve duygusal tepkiler arasında en fazla kaçınılan, tinin tene aktarımının en üst boyutlarda gerçekleştiği, ötekileştirilen ve varlığı yadsınan, doğuştan gelen duygu dizilerinden birisidir. Beynin normal algı sıralamasının yolunu seçmek yerine kendi yolunu oluşturan korkunun böylesi bir varlıksızlaştırılma durumuna düşmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Direkt olarak talamustan amigdalaya taşınan bu his hipotalamusu … Okumaya devam et Korkunun ve Korku Sinemasının Psikolojik ve Sinematografik Bağlamda Sistematik Dinamikleri

Dial M for Movie – Eylül 2020 Seçkisi

Film seçkilerimizin üçüncüsüyle karşınızdayız, çeşitlilik konusunda yine önceki iki seçkiden aşağı kalır bir yanı olmadığını gördüğümüz Eylül seçkimizde de 1930'lu yıllardan günümüze dek farklı türlerde, her zaman olduğu gibi toplam 10 filme yer verdik. Umarız sinema zevkinize uygun bir veya birkaç film ile karşılaşır, yeni filmler veya yönetmenlerle tanışırsınız. Bol filmli günler, şimdiden iyi seyirler! … Okumaya devam et Dial M for Movie – Eylül 2020 Seçkisi

JODOROWSKY’S DUNE ve Sinema Tarihinin En Tuhaf Yılı: 1975

Sinemanın engin tarihinde gerçekleşmemiş birçok proje var şüphesiz. Kimisi bilgimiz dahilinde gelişirken, kimisinden haberimiz bile olmuyor. Ve genel olarak bu tür olaylara verdiğimiz tepki; doğal olarak “gerçekleşseydi güzel olurdu” gibi yapmacık bir iç geçirmeden öteye gitmiyor. Ancak geçtiğimiz şubat ayında 91 yaşına basan yazar, çizer, oyuncu ve yönetmen Alejandro Jodorowsky’nin 1974 yılında çekim hazırlıklarına başladığı … Okumaya devam et JODOROWSKY’S DUNE ve Sinema Tarihinin En Tuhaf Yılı: 1975

LYNCH’İN ZİHNİNDE (Y)OL: Mulholland Çıkmazı’na Sıkışmış Kayıp Otoban ve Asfaltın Düşleri Hakkında

David Lynch'in 1997 yapımı neo-noir türünün başlıca örneklerinden birisi olan Lost Highway kendi içinde kırılmalar yaşayan, kendi silahı ile kendini vuran, anlamları anlamsızlığa sürükleyen, kaçmalar ve kovalamalar arasında kaybolan ve her seferinde yeniden yaratılan bir metin niteliğinde adeta. Ruhsal kökenli füg (psychogenic fugue) olarak Lynch tarafından tanımlanan bu eser geçici bir hafıza kaybından veya yabancılaşmadan … Okumaya devam et LYNCH’İN ZİHNİNDE (Y)OL: Mulholland Çıkmazı’na Sıkışmış Kayıp Otoban ve Asfaltın Düşleri Hakkında

Universal Monsters Yeniden Çevrimleri ve Tröst Haline Getirilen Çocukluk Hayallerimiz

Universal Pictures’ın yaklaşık yedi yıldır ağzında gevelediği “Universal canavarlarını yeniden gündeme getireceğiz, bu evreni yeniden canlandıracağız” lakırdılarını açıkçası pek kimse ciddiye almıyordu. Ben de almıyordum zira ortaya çıkan “yeniden çevrimler” belli: Dracula Untold (2014), The Mummy (2017) ve The Invisible Man (2020). Özellikle Tom Cruise’lu, kanımca ne olduğunu oyuncuların bile açıklayamayacağı, sinema benzeri garabetten (Mumya) … Okumaya devam et Universal Monsters Yeniden Çevrimleri ve Tröst Haline Getirilen Çocukluk Hayallerimiz

Groundhog Day ve Sinemada Yinelenen Zaman

Christopher Nolan’ın hepimizi heyecanlandıran yeni projesi Tenet’in vizyona girmek için gün saymasına bir de Netflix’in ustaca işlenmiş dizisi Dark’ın üçüncü sezonuna haftalar kalmış olduğu bilgisi eklenince, aklımız doğal olarak zaman kavramına gitti. Bu duruma Edge of Tomorrow’un (2014) devam filminin (Live Die Repeat and Repeat) çekilmeye başlandığı bilgisini ve yine Netflix’de gösterimde olan Russian Doll … Okumaya devam et Groundhog Day ve Sinemada Yinelenen Zaman

SİNEMA ve DİL Sorunsalı

Uzun zamandan beri sinemayla farklı düzeylerde ilişkileri bulunan birçok insandan, gerek izlediğim belgesellerde, okuduğum kitaplarda veya karşıma çıkan sinema konulu YouTube videolarında, benzer bir cümleyi o kadar çok duydum ki, birçok bakımdan rahatsız oldum. Farklı biçimlerde dile getirilen bu fikri, şu cümleyle özetleyebilirim: “Sinema, bir öykü anlatma sanatıdır”. Bu cümlede elbette doğruluk payı var ancak … Okumaya devam et SİNEMA ve DİL Sorunsalı