Réponse de femmes: Biz-im Bedenimiz Biz-im Cinsiyetimiz ya da Libidinal Enerjiyle Çalışan Arzu Makineleri

Agnès Varda, Simone de Beauvoir tarafından kaleme alınan bir manifestodan esinlenerek çektiği 1975 tarihli kısa filmi / belgeseli Réponse de Femmes: Notre Corps, Notre Sexe’de [Kadınların Cevabı: Bizim Bedenimiz, Bizim Cinsiyetimiz] radikal feminizmin -ya da ikinci dalga feminizmin- gündemindeki sorulara ve kürtajın Fransa’da yasallaştırılması sürecinde ortaya çıkan sorunlara değinir. Varda’nın bir sine-bildiri olarak tanımladığı kısa … Okumaya devam et Réponse de femmes: Biz-im Bedenimiz Biz-im Cinsiyetimiz ya da Libidinal Enerjiyle Çalışan Arzu Makineleri

ANKEBÛT: Eril Söylemin Araknofobisi ya da Fallusa Karşı Bir Örümcek Ağı Olarak Hymen

Ceylan Özgün Özçelik’in 2020 yapımı deneysel kısa filmi Ankebût’un konusu, sekiz yıl boyunca kocası tarafından uygulanan sistematik şiddete maruz kalan ve öz savunma ile kendisine yöneltilen şiddeti geri püskürterek kocasının yaşamına son veren Name Öztürk’ün hayat hikayesine ve kabusuna dayanmaktadır. Özçelik, Altyazı dergisinden Aslı Ildır’ın kendisiyle gerçekleştirdiği söyleşide kısa filmin ortaya çıkış öyküsünü şöyle anlatır: … Okumaya devam et ANKEBÛT: Eril Söylemin Araknofobisi ya da Fallusa Karşı Bir Örümcek Ağı Olarak Hymen

OZU Sineması (2) – Late Spring

Yasujiro Ozu’nun Noriko Üçlemesi’nin ilk ayağı sayılan 1949 tarihli Late Spring / Geç Gelen Bahar (Banshun) yine bir aile dramı ancak bu sefer Ozu merceğini annelerini kaybetmiş bir çekirdek aileye, Chishû Ryû’nun canlandırdığı baba Shukichi Somiya ile kızına, Setsuko Hara’nın hayat verdiği Noriko Somiya’ya yöneltiyor. Sırasıyla Late Spring (1949), Early Summer (1951) ve Tokyo Story … Okumaya devam et OZU Sineması (2) – Late Spring

CARNIVAL of SOULS ve Göstergebilimsel Bir Okuma

Korku ustalarından George A. Romero’nun, Yaşayan Ölülerin Gecesi (Night of the Living Dead) filmi 1968 yılında sinemalarda gösterilmeye başladığında, seyirciler “daha önce buna benzer hiçbir şey izlemedim” izlenimiyle çıkıyorlardı salonlardan. 1960’larda, hatta 1970’lerde bile geniş kitlelere yönelik korku filmleri çekilmiyordu (1973 tarihli The Exorcist yine döneminin ilerisindeydi). Rod Serling’in muhteşem The Twilight Zone (1959-1964) dizisinde … Okumaya devam et CARNIVAL of SOULS ve Göstergebilimsel Bir Okuma

NEON DEMON ou le dualisme cartésien

Pour gâcher une image, faut-il la « rendre » encore plus visible ?  Avec Neon Demon (2016), Nicolas Windign-Refn nous montre les manières de rendre soi-même visible afin d’accéder à un désir obscur, ainsi que les conséquences de cette occupation infâme grâce au caractère de Jesse, campé par Elle Fanning. Les actions de « voir », « parler » et de « rire » … Okumaya devam et NEON DEMON ou le dualisme cartésien

BLY MANOR – Une conversation sémiotique autour de l’épisode 5 : L’Autel du mort

La série télévisée The Haunting of Bly Manor (2020, Netflix), inspirée du conte fantastique Le Tour d’écrou (1898) de Henry James est une production magnifique du début à la fin, mais le cinquième épisode intitulé Altar of the Dead (L’autel du mort), sous la direction de Liam Gavin (épisodes 4 & 5), offre une myriade … Okumaya devam et BLY MANOR – Une conversation sémiotique autour de l’épisode 5 : L’Autel du mort

Groundhog Day ve Sinemada Yinelenen Zaman

Christopher Nolan’ın hepimizi heyecanlandıran yeni projesi Tenet’in vizyona girmek için gün saymasına bir de Netflix’in ustaca işlenmiş dizisi Dark’ın üçüncü sezonuna haftalar kalmış olduğu bilgisi eklenince, aklımız doğal olarak zaman kavramına gitti. Bu duruma Edge of Tomorrow’un (2014) devam filminin (Live Die Repeat and Repeat) çekilmeye başlandığı bilgisini ve yine Netflix’de gösterimde olan Russian Doll … Okumaya devam et Groundhog Day ve Sinemada Yinelenen Zaman

İçkin Sınırlar İçin İçerilmiş Ayrıklıklar: BERLIN ALEXANDERPLATZ (2020)

Afgan kökenli Alman yönetmen Burhan Qurbani tarafından çekilen Berlin Alexanderplatz’ın Dünya prömiyeri geçtiğimiz 70. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde yapıldı. Film, Alman yazar Alfred Bruno Döblin’in, 1929 yılında yayımlanan aynı adlı eserinden uyarlama. Alman edebiyat tarihinde ilk metropol roman olarak yerini alan bu eser yayınlandığı tarihten günümüze dek televizyon ve sinema dünyasında sık sık uyarlamalara konu … Okumaya devam et İçkin Sınırlar İçin İçerilmiş Ayrıklıklar: BERLIN ALEXANDERPLATZ (2020)

SİNEMA ve DİL Sorunsalı

Uzun zamandan beri sinemayla farklı düzeylerde ilişkileri bulunan birçok insandan, gerek izlediğim belgesellerde, okuduğum kitaplarda veya karşıma çıkan sinema konulu YouTube videolarında, benzer bir cümleyi o kadar çok duydum ki, birçok bakımdan rahatsız oldum. Farklı biçimlerde dile getirilen bu fikri, şu cümleyle özetleyebilirim: “Sinema, bir öykü anlatma sanatıdır”. Bu cümlede elbette doğruluk payı var ancak … Okumaya devam et SİNEMA ve DİL Sorunsalı

1917 – Sinemasal Bir Vaha

Alfred Hitchcock’un 1935 yılında çektiği 39 Steps adlı film, bir dizi yakın çekimle başlar. Önce kocaman bir “Music Hall” yazısı, ardından küçük bir vezne, sonrasında vezneye doğru para uzatan bir adamın, içeriden ise bileti ve para üstünü uzatan bir kadının elini görürüz. Takip eden sahnede mekânın zeminini kaplayan halı, adamın biletini görevliye vermesi, bir kapıdan … Okumaya devam et 1917 – Sinemasal Bir Vaha