Tzvetan Todorov (1980), The Poetics of Prose adlı kitabında anlatı kişilerini olay örgüsü ve karakter merkezli anlatılara bağlı olarak iki grupta inceler. Olay örgüsünün merkezde olduğu anlatılarda kişiler tek boyutlu olarak yer aldıkları için psikolojileri derinlemesine işlenmezken, karakterin merkeze alındığı anlatılarda, taşıdıkları nüans ve özelliklerle olabildiğince gerçeğe yakın bir yaklaşımla yapılandırılır. Gerek karakterlerin psikolojik derinliğini … Okumaya devam et Ayçıl Yeltan’dan Usta İşi Bir İlk Uzun Metraj: FİDAN
Etiket: Algirdas Julien Greimas
Greimas’ın Eyleyenler Modeli Çerçevesinde Tolga Örnek’in MUCİZE AYNALAR ve DEVRİM ARABALARI Filmlerinin Çözümlemesi
Tolga Örnek’in 2024 Nisan’ında izleyiciyle buluşan Mucize Aynalar filminin başkarakteri Şahap (Cengiz Bozkurt), zengin olmak için değil, insanlara hayal ve umut vermek, geleceklerine olumlu bakabilmelerine olanak tanımak için mucizevî aynayı icat ettiğini söyler. “Ben her şeyi insanlar için, insanlar mutlu olsun diye yaptım” diyen Mucize Aynalar’ın idealist mucidinin hikâyesine koşut ilerleyen adli tıp ambulans şoförü … Okumaya devam et Greimas’ın Eyleyenler Modeli Çerçevesinde Tolga Örnek’in MUCİZE AYNALAR ve DEVRİM ARABALARI Filmlerinin Çözümlemesi
DRACULA (1931) – Bela Lugosi’nin Korku Sinemasına Hediyesi
İlk bakışta doğal olarak sadece Bela Lugosi’yi Dracula rolünde çok beğendiğim için bu tür bir başlık attığım düşünülebilir, kendisini oyuncu olarak çok beğendiğim doğru olsa da, başlığın altında farklı bir neden yatıyor: Dracula’nın hem çekim hazırlıkları yapılırken, hem de çekimler sırasında, Bela Lugosi dışında kimsenin filmi ciddiye almamış olması. Oyuncuların bir kısmı, hatta yönetmen Tod … Okumaya devam et DRACULA (1931) – Bela Lugosi’nin Korku Sinemasına Hediyesi
CARNIVAL of SOULS ve Göstergebilimsel Bir Okuma
Korku ustalarından George A. Romero’nun, Yaşayan Ölülerin Gecesi (Night of the Living Dead) filmi 1968 yılında sinemalarda gösterilmeye başladığında, seyirciler “daha önce buna benzer hiçbir şey izlemedim” izlenimiyle çıkıyorlardı salonlardan. 1960’larda, hatta 1970’lerde bile geniş kitlelere yönelik korku filmleri çekilmiyordu (1973 tarihli The Exorcist yine döneminin ilerisindeydi). Rod Serling’in muhteşem The Twilight Zone (1959-1964) dizisinde … Okumaya devam et CARNIVAL of SOULS ve Göstergebilimsel Bir Okuma
BLY MANOR – Une conversation sémiotique autour de l’épisode 5 : L’Autel du mort
La série télévisée The Haunting of Bly Manor (2020, Netflix), inspirée du conte fantastique Le Tour d’écrou (1898) de Henry James est une production magnifique du début à la fin, mais le cinquième épisode intitulé Altar of the Dead (L’autel du mort), sous la direction de Liam Gavin (épisodes 4 & 5), offre une myriade … Okumaya devam et BLY MANOR – Une conversation sémiotique autour de l’épisode 5 : L’Autel du mort
SİNEMA ve DİL Sorunsalı
Uzun zamandan beri sinemayla farklı düzeylerde ilişkileri bulunan birçok insandan, gerek izlediğim belgesellerde, okuduğum kitaplarda veya karşıma çıkan sinema konulu YouTube videolarında, benzer bir cümleyi o kadar çok duydum ki, birçok bakımdan rahatsız oldum. Farklı biçimlerde dile getirilen bu fikri, şu cümleyle özetleyebilirim: “Sinema, bir öykü anlatma sanatıdır”. Bu cümlede elbette doğruluk payı var ancak … Okumaya devam et SİNEMA ve DİL Sorunsalı
