NOSFERATU (2024) – Vampir Mitosu Estetiği ve Ders Niteliğinde Bir Uyarlama

Dünya Prömiyerini 8 Kasım 2024’te Los Angeles’ta yapan Robert Eggers’ın dördüncü uzun metrajı Nosferatu (2024) festivallere pek uğramadan, gösterim serüvenini sessizce ve yavaş yavaş tüm ülkelerde sürdürdü, film ülkemizde de bugün, 3 Ocak 2025’te gösterime girdi. Eggers’ın son filmini “korku”, “dönem filmi” vs. gibi belli kategorilerde değerlendirmek mümkün ancak herşeyden önce sanatsal yönü ağır basan … Okumaya devam et NOSFERATU (2024) – Vampir Mitosu Estetiği ve Ders Niteliğinde Bir Uyarlama

DRACULA (1931) – Bela Lugosi’nin Korku Sinemasına Hediyesi

İlk bakışta doğal olarak sadece Bela Lugosi’yi Dracula rolünde çok beğendiğim için bu tür bir başlık attığım düşünülebilir, kendisini oyuncu olarak çok beğendiğim doğru olsa da, başlığın altında farklı bir neden yatıyor: Dracula’nın hem çekim hazırlıkları yapılırken, hem de çekimler sırasında, Bela Lugosi dışında kimsenin filmi ciddiye almamış olması. Oyuncuların bir kısmı, hatta yönetmen Tod … Okumaya devam et DRACULA (1931) – Bela Lugosi’nin Korku Sinemasına Hediyesi

RENFIELD: Stoker’ın Dracula’sındaki Küçük Bir Ayrıntıdan Doğan Franchise

Ülkemizde 14 Nisan’da gösterime girecek olan Renfield (2023) bir “franchise”a dönüşecek, yani devam filmleriyle yıllar içinde koca bir endüstri ortaya çıkartacak mı bilemeyiz ancak Tod Browning’in 1931 yapımı Dracula’sı ile yakın bağları ve ona duyduğu saygı bir yana, yapım tek başına ele alınsa bile hem oyunculukları ve yapım kalitesi, hem de bünyesinde bir arada barındırmayı … Okumaya devam et RENFIELD: Stoker’ın Dracula’sındaki Küçük Bir Ayrıntıdan Doğan Franchise

BRAM STOKER’S DRACULA: Vampir Temasına Hollywood Dokunuşu

Vampirler, sinema tarihinin defalarca kullanılmış nihai temalarından biri. F.W. Murnau’nun Nosferatu’sundan (1922) günümüz Twilight serisine (2008-2012) kadar vampir teması bir bakıma sömürüldü ve yüzlerce farklı vampir yorumu ortaya çıktı. Bu yorumların büyük çoğunluğunun Bram Stoker tarafından 1897’de kaleme alınan Dracula romanına dayanıyor oluşu yönetmen ve senaristleri engellemedi ve aynı eserden çeşit çeşit tiplemeler, hikâyeler ve … Okumaya devam et BRAM STOKER’S DRACULA: Vampir Temasına Hollywood Dokunuşu

A Look to Murnau’s NOSFERATU, German Expressionism and Its After Effects

When it comes to Nosferatu and German Expressionism in general, and how it affected other genres, there are many things to talk about. There are lectures given on this topic specifically and it deserves the attention it gets from people, scholars, and movie lovers. Nosferatu, Eine Symphonie des Grauens (Nosferatu, A Symphony of Horror) is one of … Okumaya devam et A Look to Murnau’s NOSFERATU, German Expressionism and Its After Effects

THE HUNGER: Ölümsüzlük Hazin Şey, Yıldızların Altında

Scott kardeşlerin (Frank, Ridley, Tony) en küçüğü Tony Scott’ın (1944-2012) ilk uzun metrajı olan 1983 tarihli The Hunger (Açlık), ABD’li yazar Whitley Strieber’in 1981’de yayımlanan aynı adlı romanına dayanıyor. Artık bir mitoloji haline gelmiş olan vampir teması etrafında şekillenen romanlar günümüzde “yeni” olarak algılanmıyor elbette ancak İngiliz Edebiyatı’nda “herşeyi” başlatan eserlerden kısaca bahsetmekte yarar var, … Okumaya devam et THE HUNGER: Ölümsüzlük Hazin Şey, Yıldızların Altında

Infinite Statue: BELA LUGOSI as DRACULA

Küçük – orta ölçeklerde heykel (coldcast veya mixed media), figür, hatta action figure söz konusu olduğunda, en kaliteli ve en “gerçekçi” üretimler genellikle “hayal ürünü” yaratımlara, yaratıklara aittir. Bunun nedeni de, insan yüzünü taklit etmenin zorluğunda yatar. Örneğin bir canavarın, vahşi hayvanın, dinozorun figürü ya da heykeli çoğunlukla çok başarılı ve inandırıcıdır. Ancak ne zaman … Okumaya devam et Infinite Statue: BELA LUGOSI as DRACULA

Korkunun ve Korku Sinemasının Psikolojik ve Sinematografik Bağlamda Sistematik Dinamikleri

Korku yüzyıllar boyunca öteki sayılan ve duygusal tepkiler arasında en fazla kaçınılan, tinin tene aktarımının en üst boyutlarda gerçekleştiği, ötekileştirilen ve varlığı yadsınan, doğuştan gelen duygu dizilerinden birisidir. Beynin normal algı sıralamasının yolunu seçmek yerine kendi yolunu oluşturan korkunun böylesi bir varlıksızlaştırılma durumuna düşmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Direkt olarak talamustan amigdalaya taşınan bu his hipotalamusu … Okumaya devam et Korkunun ve Korku Sinemasının Psikolojik ve Sinematografik Bağlamda Sistematik Dinamikleri

Dial M for Movie – Temmuz 2020 Seçkisi

Temmuz ayının neredeyse sonuna geldiğimizin farkındayız, ancak bugünden itibaren her ay Dial M for Movie yazarları olarak sizlere 10 filmlik birer seçki hazırlamaya karar verdik. Film önermenin ne kadar problematik bir konu olduğunun bilincindeyiz. Büyük ihtimalle film önerisini en iyi, birbirini çok iyi tanıyan, uzun yıllardır birlikte olan kişiler birbirine yapabilir, dolayısıyla bu açıdan her … Okumaya devam et Dial M for Movie – Temmuz 2020 Seçkisi

STORY OF MY DEATH: Sonu Kestirilemeyen Mutlak Bir Ölüm

Sinemaya olan yaklaşımı hep sert, yıkıcı, soğuk ve düşündürücü olan Albert Serra’nın 2013 yapımı Story of My Death (Història de la Meva Mort) filmi, soyut felsefi duyum ile somut fikirleri, bedenler aracılığıyla bir araya getiren bir yapım. Yönetmenin 2008 yapımı Birdsong (El cant dels ocells) filmine tam anlamıyla zıt bir kompozisyon çizen, Türkçe’ye “Ölümümün Hikayesi” … Okumaya devam et STORY OF MY DEATH: Sonu Kestirilemeyen Mutlak Bir Ölüm