When I first watched The Souvenir, I thought I was watching a story. Very quickly, it shifted from a viewing experience into a space of mirroring and recognition. This text begins as a film analysis and gradually becomes a personal reckoning: an essay that tries to hold a formal reading of cinema and a subjective … Okumaya devam et SOUVENIR I & II – The Not-So-Quiet Aftermath: Trauma Bonds, False Love, and Cinema as Witness
Yazar: Ece Mercan Yüksel
POSSESSION: When Love Becomes an Entity
Directed by Andrzej Żuławski and written by Żuławski together with Frederic Tuten, Possession is a 1981 psychological horror drama set in Berlin, in a city already divided, surveilled, and internally fractured. The setting is not incidental. It functions as a structural extension of the film’s psychic landscape. A city split by walls and ideology becomes … Okumaya devam et POSSESSION: When Love Becomes an Entity
PAN’S LABYRINTH – The Tragic Beauty of Escapism
The difference between my childhood viewing of Pan’s Labyrinth (2006) and my adult one is not just about time; it’s about what I can bear to see now. When I first saw it, I thought: Oh, Ofelia made it. She returned to her underground kingdom. Her death wasn’t in vain! It was the price of … Okumaya devam et PAN’S LABYRINTH – The Tragic Beauty of Escapism
JAY KELLY: En Zor Rol Kendini Oynadığın Roldür
Senaryosunu Emily Mortimer ve Noah Baumbach’in beraber kaleme aldığı, yönetmen koltuğunda da yine Baumbach’ın oturduğu Jay Kelly (2025), bu sene Filmekimi’nde izlediğim ilk filmdi. Baumbach’ı daha önce 2005 yapımı Mürekkep Balığı ve Balina (The Squid and the Whale) filminden tanıyoruz. Aynı zamanda onun büyük ses getiren, 2019 yapımı Evlilik Hikâyesi (Marriage Story) filmi de çoğu … Okumaya devam et JAY KELLY: En Zor Rol Kendini Oynadığın Roldür
HEDDA: Ibsen’in Soğuk Norveç’inden Amerikan Queer Modernizmine
Norveçli yazar Henrik Ibsen’in 1890 yılında yayımlanan Hedda Gabler adlı oyunu, döneminin ahlâk anlayışına ters düştüğü gerekçesiyle uzun süre tartışmalara neden olmuş, toplumun “saygın” kesimlerince reddedilmişti. Ancak bugün Ibsen’in diğer oyunları gibi Hedda Gabler de hem tiyatro hem sinema alanında sık sık yeniden uyarlanan, her dönemde farklı biçimlerde yorumlanan bir klasik olarak kabul ediliyor. Benim … Okumaya devam et HEDDA: Ibsen’in Soğuk Norveç’inden Amerikan Queer Modernizmine
TRAINSPOTTING: Bir Çağın Anatomisi
Bazı filmler vardır; bir dönemin ruhunu sadece anlatmaz, onu sonuna kadar yaşatır. Trainspotting, tam da böyle bir film. Bu yazıda, Danny Boyle’un 1996 yapımı kült filmi Trainspotting'in hem kolektif hafızamızdaki yerini hem de kişisel hafızamda bıraktığı izleri birlikte inceleyeceğiz. Daha sonra kaleme alacağım bir başka yazıda ise, yıllar sonra gelen devam filmi T2 Trainspotting (2017) … Okumaya devam et TRAINSPOTTING: Bir Çağın Anatomisi
Aile Sofrasında Sunulan Bir Evlat: FESTEN’de Bir Yamyamlık Hikâyesi
Daha önce Druk (Körkütük, 2020) ve Jagten (Onur Savaşı, 2012) filmlerini analiz ettiğimiz Danimarkalı yönetmen Thomas Vinterberg’in bu kez daha eski bir yapımına odaklanıyoruz. 1998 yılında çekilmiş olan Festen (Şölen), Dogma 95 akımının en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Sinema dünyasında “çirkin” olarak adlandırılabilecek bu akım, filmin mide bulandıran ve insanı rahatsız eden atmosferiyle … Okumaya devam et Aile Sofrasında Sunulan Bir Evlat: FESTEN’de Bir Yamyamlık Hikâyesi
ONUR SAVAŞI (JAGTEN / The Hunt) – Aile Kavramına ve Toplumsal Lince Sıradışı Bir Yaklaşım
Danimarka sinemasının güçlü isimlerinden Thomas Vinterberg, Mads Mikkelsen gibi ikonik bir oyuncuyla iş birliği yaparak, insan doğasının karanlık yönlerini ve toplumsal bağların ne kadar kırılgan olduğunu sinematografik bir ustalıkla gözler önüne seriyor Jagten’de (Onur Savaşı, 2012). Bu filmde Lucas karakterine hayat veren ve duygu yüklü mimikleri ve derin anlamlar taşıyan bakışlarıyla Mikkelsen, adeta izleyiciyi ekrana … Okumaya devam et ONUR SAVAŞI (JAGTEN / The Hunt) – Aile Kavramına ve Toplumsal Lince Sıradışı Bir Yaklaşım
The LORD of the RINGS Trilogy: Yüzüğün Ardındaki Dünya ve Tolkien’in Mirasına Duygusal Bir Yolculuk
İnsan, genellikle derinlemesine bildiği ya da büyük bir tutkuyla sevdiği konularda konuşmaktan çekinir. Zira, dile getirilecek o kadar çok şey vardır ki, ne kadar söylese ya da yazsa da bu muazzam dünyayı tam olarak ifade etmenin imkânsız olduğunu düşünür. Bu yüzden çoğu zaman bu tür tartışmalara girmekten kaçınır. İşte Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi (The Lord of … Okumaya devam et The LORD of the RINGS Trilogy: Yüzüğün Ardındaki Dünya ve Tolkien’in Mirasına Duygusal Bir Yolculuk
Aldatmanın Tonlarını Keşfetmek: YETENEKLİ BAY RIPLEY – Roman ve Filmler Arası Karşılaştırmalı Bir Analiz
Günümüzde bir mini dizi hâlinde çekilen Ripley, bildiğiniz üzere The Talented Mr. Ripley (Yetenekli Bay Ripley, 1955) adlı kitaba dayanıyor. Tabii ki Ripley dizisi kitabın ilk uyarlaması değil, John Malkovich’in oynadığından tutun, Bruno Ganz’lı Avrupa versiyonuna pek çok uyarlama mevcut. Ancak biz bu yazıda Matt Damon ve Jude Law’lu 1999 yapımı The Talented Mr. Ripley … Okumaya devam et Aldatmanın Tonlarını Keşfetmek: YETENEKLİ BAY RIPLEY – Roman ve Filmler Arası Karşılaştırmalı Bir Analiz
