FROM: Gündüzün Namevcudiyetinde Gecenin Talihini Kovalamak

Baştan sona zaman ve mekân odaklı olan From (2022), The Third Day (2020) mini dizisini anımsatan bir atmosfere sahip. İmge ve simgeler aracılığıyla çeşitli kültlere de selam eden dizi, doğa ve onun dünyaya teslim ettiği kültür üzerinden bir mekân okumasına olanak tanıyor. İlk bölümünden itibaren korku öğelerinin tanıdık topraklarında bizi gezintiye çıkaran From, gücünü bugün … Okumaya devam et FROM: Gündüzün Namevcudiyetinde Gecenin Talihini Kovalamak

YOU WON’T BE ALONE: İnsan Olmanın Hüznü ve Sinemasal Bir Şiir

Bu yılın Sundance Film Festivali gösterimlerinden biri de Goran Stolevski’nin “You Won’t Be Alone” (Yalnız Olmayacaksın) adlı ilk uzun metraj filmiydi, çok merak etmemize rağmen festivalde gösterildiğinde (22 Ocak 2022) izleyememiştik. En sonunda geçtiğimiz hafta izlediğimizdeyse, bu film ve yönetmeni hakkında kesinlikle konuşmamız lazım diye düşündük. Gerçekten de imkanınız varsa bu sayfayı hemen kapatın ve … Okumaya devam et YOU WON’T BE ALONE: İnsan Olmanın Hüznü ve Sinemasal Bir Şiir

DARK GLASSES: Giallo’nun Gözyaşları

Dario Argento filmografisinde son koltukta yerini alan 2022 yapımı Dark Glasses (Occhiali neri), bu yıl 41. İstanbul Film Festivali’nin dikkat çeken filmleri arasındaydı. Yönetmenin özellikle The Bird with the Crystal Plumage (1970), Deep Red (1975), Suspiria (1977), Inferno (1980), Phenomena (1985) ve Opera (1987) gibi kült filmlerinin yanında oldukça sönük kalan Dark Glasses, kesinlikle bir … Okumaya devam et DARK GLASSES: Giallo’nun Gözyaşları

HATCHING: Evcilleştirdiğimiz Rafine Beden/ler (Pahanhautoja, 2022)

41. İstanbul Film Festivali’nin “fantastik film” temasını elinde tutan filmi Hatching (Pahanhautoja, Kuluçka, 2022), oldukça bireysel ve izole bir değişim anlatısına tanıklık etmemize olanak sağlıyor. 2018 yapımı Puppet Master adlı kısa filmiyle de hatırlayacağımız yönetmen Hanna Bergholm, önceki çalışmalarında olduğu gibi “değişim ve dönüşüm”ün kıyılarında yüzmeye devam ediyor. Sundance Film Festivali'nde dünya prömiyerini yapmış olan … Okumaya devam et HATCHING: Evcilleştirdiğimiz Rafine Beden/ler (Pahanhautoja, 2022)

SUSPIRIA (1977) – Thomas De Quincey, Dario Argento ve Lahitte Yankılanan Cadı Kahkahaları

Sinema tarihinde sayıları az da olsa bir türlü sınıflandıramadığımız, her seyirde yeni şeyler keşfettiğimiz ve gizemli çekiciliği sayesinde hayal gücümüzün, düşünsel evrenimizin ayrılmaz birer parçası haline gelen filmler vardır, İtalyan korku sinemasının en önemli temsilcilerinden Dario Argento’nun 1977 tarihli başyapıtı Suspiria da kesinlikle böyle bir film. Senaryo, oyuncular, çekim mekanları, Argento estetiği, kullanılan Technicolor baskı … Okumaya devam et SUSPIRIA (1977) – Thomas De Quincey, Dario Argento ve Lahitte Yankılanan Cadı Kahkahaları

AHS: DOUBLE FEATURE (Bölüm 3) – Tahriş Olmuş Bir Boğazla Mükemmelliğe Susamak

En iyi olma dürtüsü kişiyi biçimlendiren aracılar arasında yerini alınca mükemmele yaklaşma yolunda başkalarının varlığı yüksek dozda uyarıcı görevi üstlenebilir. Bu, ne türden bir zorunluluk olursa olsun o kişiyi; sevdiğini sandığı kişilerin mezarını veya daha da önemlisi kendisininkini taşımaya itebilir. Bireyin daha önce pek tanımadığı, kendisinin en iyi ve rakipsiz versiyonu gardını almış biçimde bellekte … Okumaya devam et AHS: DOUBLE FEATURE (Bölüm 3) – Tahriş Olmuş Bir Boğazla Mükemmelliğe Susamak

A Look to Murnau’s NOSFERATU, German Expressionism and Its After Effects

When it comes to Nosferatu and German Expressionism in general, and how it affected other genres, there are many things to talk about. There are lectures given on this topic specifically and it deserves the attention it gets from people, scholars, and movie lovers. Nosferatu, Eine Symphonie des Grauens (Nosferatu, A Symphony of Horror) is one of … Okumaya devam et A Look to Murnau’s NOSFERATU, German Expressionism and Its After Effects

AHS: DOUBLE FEATURE (Bölüm 2) – Bedenlerine İhtiyaç Duymadan Solmayı Başaranlar

Mükemmel olmanın bir ihtiyaç olduğu aşamada aç kalmak bedenden ziyade onun direksiyonu olan zihin için oldukça tehlikelidir. Harry Gardner’ın (Finn Wittrock) kusursuz düzeyde kendini adamış olduğu üretim çemberi, sezonun tam da Pale (Solgun) adlı ikinci bölümünde ortaya çıkıyor. Hiçbir şeyin bedelsiz kalmayacağı, arzunun tüm bedeni baştan aşağı tırmaladığı bu bölümde tekinsiz olan ancak güvende olduğumuzu … Okumaya devam et AHS: DOUBLE FEATURE (Bölüm 2) – Bedenlerine İhtiyaç Duymadan Solmayı Başaranlar

DOS / TWO: Gerçekliğin Bilgisi Ancak İkisinin Sonucudur

Bedenin nevrotik yapısı vücudun belli bir noktasına yerleştirilmiş bir şekilde açığa çıkmayı beklerken istencin apokaliptik kaşıma arzusu onun hepten kötüleşmesine neden olacaktır. Kişinin kendisinden esirgediği “benlik sevgisi” diğerinin Ben’i ile keşfi ilk olayın travmasını ortaya çıkarıp kısa sürede her iki bağlayıcı noktada etki yaratacaktır. Daha önce İspanyol korku sinemasının önemli filmlerinden biri olan 2007 yapımı … Okumaya devam et DOS / TWO: Gerçekliğin Bilgisi Ancak İkisinin Sonucudur

AHS: DOUBLE FEATURE (Bölüm 1) – Mükemmele Ulaşma Yolunda Uçmaya Hazırlanan Bir Masal Hayvanı

2011 yılından bu yana her yıl evrenini hem anlatım biçimleri hem içerik hem de oyuncu kadrosu itibariyle genişleten American Horror Story (AHS) serisi bu yıl özellikle geçtiğimiz son 4 sezonuna nazaran kendine has daha yenilikçi bir yolun peşine düşmüş gözüküyor. Serinin son sezonunu piyasaya sürmeden hemen bir ay öncesinde American Horror Stories ile izleyiciyi kalıplaşmış … Okumaya devam et AHS: DOUBLE FEATURE (Bölüm 1) – Mükemmele Ulaşma Yolunda Uçmaya Hazırlanan Bir Masal Hayvanı