Daha önce Barbarian (2022) filmiyle tanınmaya başlayan yönetmen Zach Cregger, bu hafta vizyona girecek olan Weapons (Silahlar, 2025) ile şimdiden adından çokça bahsettiriyor. Filmin hem yazar hem de yönetmen koltuğunda olan Cregger, Weapons’ı düz bir pazarlama stratejisine kurban edip korku türüne dahil etmeye, o şekilde sunmaya çalışıyor. Basit düzlemde yapım, kimi noktalarda belli gergin sahnelere ev sahipliği yapmış olsa da filmin genel hatlarına baktığımızda Weapons’ı “yılın korku filmi” olarak sunmak durumu hayli gülünç hale getiriyor. Film hikâyesi gereği klasik bir Stephen King çalışmasını anımsatıyor. Özellikle başlangıç sekansı itibariyle anlatıcının ve olayların konumlandırıldığı nokta tam anlamıyla herhangi bir King uyarlamasında karşınıza rahatlıkla çıkabilecek bir yansıma yaratıyor. Bunu takiben filmin genel hatlarının sürekli bölümlere ayrılması, filmin akışında azımsanmayacak bir duraksama yaratıyor. Olması gereken korku öğeleri çoğu zaman bu parçacıklar arasında kaybolup etkisini yitiriyor. Weapons, film paleti gereği sadece küçük bir çocuğun gündüz düşünde yatan gerilimli bir kâbus kıvamında; kimi zaman keskinliğe yakınlaşıyor ancak çoğu zaman olayları yumuşak ve dokunulmaz yerlere çekiyor. Bu da tür olarak yerleştirildiği konumu zedeliyor.

Absürt Mizahın Zayıf Trajedisi
Film adı itibariyle Amerika’daki silahlanma stratejilerine yönelik eleştirel bir dokuya sahip olsa da türü gereği Weapons’ın vermeye çabaladığı bu mesaj türü havada boş bir poşet gibi süzülüyor. Öte yandan filmin adına ithaf bağlamında silah yapısının düşsel bir şekilde izleyiciyle buluştuğu an, yine kör göze parmak sokmaya benziyor. Bu da filmin yine görsel akışını cılızlaştıran ve basitleştiren bir öğe olarak kendisini var ediyor. Barbarian filminden hatırlayacağınız üzere Zach Cregger, hikâye anlatıcılığı düzleminde bir filmi baştan sona, akışını bölmeden aktarmayı tercih etmiyor. Bunun bir üst anlatım biçimi Weapons’ın da içine işlemiş denebilir. Buna göre film, karakterler üzerinden bölümlere ayrılıyor. Bu şekilde başlangıçta izleyici olarak tanık olduğumuz olayın gerçekliğiyle bağlantılı tüm noktalar aynı zaman ve mekân dilimlerinden geçerek ana karakterler üzerinden bir aktarım ortaya çıkartıyor. Bu yapılırken filmin gerilim aksiyonu birçok kez duraksatılıyor ve başka bir tonla yeniden başlıyor.

Filmin başrollerinde Julia Garner (Justine Gandy), Josh Brolin (Archer Graff), Alden Ehrenreich (Paul), Cary Christopher (Alex Lilly), Amy Madigan (Gladys Lilly), Benedict Wong (Andrew) ve Austin Abrams (Anthony) gibi isimler var. Öfke, suç, suça ortak olma gibi sosyal konuları bir anlamda kâbusvari bir anlatım biçimiyle kendi dilinde eleştirmeye çalışan Zach Cregger, toplumsal şiddetin dışavurumunu bir silah metaforu aracılığıyla silah ve silahlanma salgınına yontan didaktik dokusuyla elindeki konuyu kendi içinde bir trajedi şeklinde işliyor. Hikâye anlatımında kullanılan öğelerin işleyiş şekli gereği Cregger’in hikâyesi daha da mozaikleşirken, yönetmen ulaşmak istediği derinliği yakalayamıyor.

Bir Silah Salgını Olarak Çocukları Alegorileştimek
Hem sembolik hem de kültürel olarak kötücül olanı, veya hali hazırda şiddet mekanizmasını toplumsal derinliğin bir köşesine itmiş olan öğeleri gerek jenerikte gerekse filmin afişi ve çocukların koşma biçiminde yer alan geometrik gönderme ile aktaran Cregger, filmini adeta korku filmi kisvesi altında mesaj kaygısına kurban ediyor. Kurumların kendisine ve kurumlarda çalışan insanların mekanizmasına da çomak sokarken bunu kâh gülünç bir şekilde, kâh gülünç olanın gölgesindeki gerilimden beslenerek inşa eden yönetmenin Weapons için görsel tercihleri kimi zaman deneysel kimi zaman ise eklektik kalıyor. Karaktere yedirilen ve onları birbirlerine bağlayan dokular her zaman belli bir şiddetin kurbanına veya potansiyel kurbana yönelik hazırlanıyor. Alt mesaj olarak Zach Cregger’in duruşu filmin başından sonuna değin durağan bir şekilde kendinden besleniyor. Weapons’ı bu noktada zayıf kılan en büyük çıkış noktası onun sunulma biçimi, yani marketing aşaması oluyor. Bu da filmden beklenen etki ile sonuç arasında bir uçurum yaratıyor. Bu doğrultuda film, yönetmenin korku türü içinde deneysel bir işi olarak karşımıza çıkıyor. Filmin başrolündeki Julia Garner’ın, filmografisinde yer alan diğer projelere benzer siluetiyle karşımıza çıkması onun karakterinin görsel çatısı üzerinde yeterince durulmadığını gösterirken Cary Christopher dikkat çeken bir performans sergiliyor. Filmin, çekim aşamasında yapım şirketi değişikliğine gitmesi de yine negatif etki yaratan marketing kısmına dokunmuş oluyor. Başlangıçta Jordan Peele’in Monkeypaw şirketi altında yapılması planlanan Weapons, sonrasında Warner Bros. üzerinden ilerledi. Bu da filmin dinamiğini etkileyen unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.

Tek Yönlü Bir Motivasyon Kaynağı
Sosyal ve politik olarak yozlaşmış ve normalleştirilmiş noktaları, bir cadı anlatısı düzleminde kendi yorumunu da çok getirmeden bir anlatı çatısına yedirmeye çalışan Cregger’ın son filmi şiddet döngüsü içerisinde düşünüldüğü dozdaki etkileşimi sağlayamıyor. Bunu yaptığı en belirgin anlar, izleyicilerin birden fazla sahneye kahkahalarla eşlik ettiği anlar oluyor ki bu da filmin hikayesinin trajik yanını zedeleyen en temel gösterge. Bu şekilde Weapons, zorunlu bir bitirme tezi olarak karşımıza çıkıyor. Filmin ilk dakikaları açıklama unsurlarıyla yıkanmış bir giriş, devamında karakter üzerinden giderek açılan kısım da bir gelişme bölümü olurken, cadılık anlatısı üzerinden de bitiş yakalanmaya çalışılıyor. Mizah ve korkunun iç içe geçtiği bu film itibariyle görüyoruz ki korku-gerilim türlerinin üzerine ne zaman bir mizah örtüsü atılsa tür bir anlamda Scary Movie serisine dönüşüyor. Bu iki anlatım biçiminin özgün öğeleri kesinlikle kol kola yürüyemez hale geliyor ve geriye sadece salonu kahkahalara boğan interaktif bir deneyim alanı kalıyor.

