Rumen sinemasının hiciv uzmanı Radu Jude’un geçtiğimiz 79. Cannes Film Festivali’nde Quinzaine des Cinéastes bölümünde prömiyerini yapan Le Journal d’une femme de chambre (Oda Hizmetçisinin Günlüğü, 2026), Fransa-Romanya ortak yapımı. Her filminde olduğu gibi, Jude bir kez daha elindeki anlatısını olabilecek en mesaj kaygılı ve satirik tonda gerçekleştiriyor. Yönetmenin bizzat kendisi her ne kadar filmin senaryo koltuğunda da yer alsa bile elindeki … Okumaya devam et LE JOURNAL D’UNE FEMME DE CHAMBRE: Performatif Sömürü için Bir El Kitabı
Etiket: Cannes Film Festivali
FATHERLAND: Entelektüel Yolculuğun Eliptik İfadesi
Bu yıl 79. Cannes Film Festivali’nden sonra 32. Saraybosna Film Festivali’nin programında da yer alan Paweł Pawlikowski’nin yeni filmi Fatherland (2026), Thomas Mann’ın 1949’da Almanya’ya dönüşü üzerinden Almanya'nın savaş sonrası durumunu mercek altına alıyor. Mann film düzleminde tam anlamıyla isimsel bir araç olarak kalırken edebiyat severler açısından film, izleyiciye doyum sağlayabilecek bir düzlem sunmuyor. Tamamen tarihsel dinamikler eşliğinde şekil alan filmin yapısı … Okumaya devam et FATHERLAND: Entelektüel Yolculuğun Eliptik İfadesi
COLONY: Enfeksiyonun Kolektif Bilinç Manifestosu
Geçtiğimiz 79. Cannes Film Festivali’nde Geceyarısı Seansı (Séance de Minuit) kategorisinde gösterilen Yeon Sang-ho’nun yeni filmi Colony (2026), klasik bir zombi saldırısına farklı bir dokunuş getiriyor. Filmin adeta bir dans şölenini andıran koreografisi dışında konusu her ne kadar klasik bir zombi filmine göre teknik açıdan farklı bir akış takip etse de Vince Gilligan’ın Pluribus (2025) … Okumaya devam et COLONY: Enfeksiyonun Kolektif Bilinç Manifestosu
SHEEP IN THE BOX: Dijital Mezarı Olmayan Yaşayan Ölüler
79. Cannes Film Festivali’nde yarışma kategorisinde boy gösteren Hirokazu Koreeda’nın yeni filmi Sheep in the Box (2026), insan bedenlerini bir promosyon kutusunun içerisine yerleştiriyor. Bir nevi seri tüketim düzleminde meta konumuna gelen bu bedenler standartlaşmış kargo formatında evlere dağıtılıyor. Hızlı tüketimin anatomisini başka bir kulvara doğru çeken Koreeda, Sheep in the Boxile izleyiciyi adeta bir … Okumaya devam et SHEEP IN THE BOX: Dijital Mezarı Olmayan Yaşayan Ölüler
HOPE: Kadrajın Merkezinde Duygusal Boşluk Olarak Şiddet
79. Cannes Film Festivali’nde yarışma kategorisinde yer alan Na Hong-jin’in Hope (2026) filmi bir yarışma filmine göre oldukça beklenmeyen tempoda ve çizgide bir anlatı sunuyor. Bir travma melodramı fikrinden hareketle gelişen senaryonun düzeneği aynı türde belli başlı yapımları akla getirse de Hope’un kendisini farklı kılan şey tamamen görsel şölenin senaryonun metniyle çok özel bir şekilde … Okumaya devam et HOPE: Kadrajın Merkezinde Duygusal Boşluk Olarak Şiddet
FJORD: Ahlaki Çürümenin Organik Sınıfsal Dokusu
Aşırı medeni olma durumunu toplumun ortak körlük politikası gibi işleyen Cristian Mungiu, 79. Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye ile ayrılan filmi Fjord’da (2026) bir topluma ait olma ve bu kimlik probleminin yanı sıra göçmenlik politikalarına da değiniyor. Coğrafi sınırlar içerisinde sistematikleşen ve kendi çerisinde belli gerilimler yaratan medeniyete ulaşma hali filmde bir nevi kültürlerarası üstünlüğün … Okumaya devam et FJORD: Ahlaki Çürümenin Organik Sınıfsal Dokusu
SANGUINE: Kısık Ateşte Pişmiş Etin Odunsu Tadı
Marion Le Coroller’nin 79. Cannes Film Festivali’nde Séance de Minuit (Geceyarısı Seansı) kapsamında gösterilen Sanguine (2026) filmi, gore ve body horror dışavurumlarıyla dikkat çekiyor. Julia Ducournau (Titane) ve Coralie Fargeat’dan (The Substance) sonra kadın merkezli body horror serüvenine diğer iki isme oranla daha hafif bir şekilde bağlanan Marion Le Corroller, bedenin tükenmişlik hallerini kademe kademe … Okumaya devam et SANGUINE: Kısık Ateşte Pişmiş Etin Odunsu Tadı
L’INCONNUE: Arzunun Tekinsiz Sahasında Bedeni Erotizm Öğesinden Organikleştirmek
79. Cannes Film Festivali’nde Yarışma kategorisinde dikkatimizi fazlasıyla çeken Arthur Harari’nin yeni filmi L'inconnue (The Unknown, 2026), cinsel ilişki yoluyla kimlik değişimi, beden algısının yerle bir edilmesi ve cinsiyet etiketinin tamamen değişmesi üzerinden oldukça derin ve düşünsel bir katman yaratıyor. Filme kaynaklık eden metin, yönetmenin kardeşi Lucas Harari tarafından yazılan ve çizilen, Le cas David Zimmerman (David Zimmerman Vakası) adlı grafik … Okumaya devam et L’INCONNUE: Arzunun Tekinsiz Sahasında Bedeni Erotizm Öğesinden Organikleştirmek
HER PRIVATE HELL: Neo-Noir Fütürist Şehrin Yorgun Düşmüş Sakinleri
İzleyicinin gerçeklik algısıyla sürekli oynayan bir mekanizmaya sahip olan Her Private Hell (2026), bir yandan fütürist hissettirirken diğer yandan ise arşivde tozlanmış ve uzun süredir izlenilmeyi bekleyen bir filmi andırıyor. Modern toplum eleştirisini tam anlamıyla yapay bir şehrin içerisine yerleştiren Nicolas Winding Refn, karakterlerine kendilerini izleme deneyimi sunuyor. Film tamamen parçalı ve yarım anlatıma sahip; … Okumaya devam et HER PRIVATE HELL: Neo-Noir Fütürist Şehrin Yorgun Düşmüş Sakinleri
FULL PHIL: Kapitalizmin Çöküşüne Gastronomik Bir Bakış
79. Cannes Film Festivali’nde Séances de minuit (Geceyarısı Gösterimleri) kategorisinde gösterilen Quentin Dupieux’nün yeni filmi Full Phil (2026), filmi izlerken izleyicinin aklına adeta La Grande Bouffe (Büyük Tıkınma, 1973), Le Charme discret de la bourgeoisie (Burjuvazinin Gizli Çekiciliği, 1972), Playtime (Oyun Vakti, 1967) ve It Came from Beneath the Sea (Ahtapot, 1955) gibi filmleri getiriyor. … Okumaya devam et FULL PHIL: Kapitalizmin Çöküşüne Gastronomik Bir Bakış
