A Look to Murnau’s NOSFERATU, German Expressionism and Its After Effects

When it comes to Nosferatu and German Expressionism in general, and how it affected other genres, there are many things to talk about. There are lectures given on this topic specifically and it deserves the attention it gets from people, scholars, and movie lovers. Nosferatu, Eine Symphonie des Grauens (Nosferatu, A Symphony of Horror) is one of … Okumaya devam et A Look to Murnau’s NOSFERATU, German Expressionism and Its After Effects

Dışavurumcu Alman Sineması ile Metin Erksan Filmleri Kadıköy Sinematek’te!

İstanbul’da sinema adına güzel şeyler oluyor! Sinematek / Sinema Evi’nin internet sitesinde yer alan bilgiye göre ilk kez 25 Ağustos 1965’te Onat Kutlar, Şakir Eczacıbaşı, Sabahattin Eyüboğlu, Cevat Çapan, Nijat Özön, Muhsin Ertuğrul gibi çok değerli insanların katkısıyla kurulan Sinematek, 12 Eylül 1980 darbesiyle kapatıldıktan sonra, Kadıköy Belediyesi’nin çalışmalarıyla kapılarını tekrar açtı ve bu sinema … Okumaya devam et Dışavurumcu Alman Sineması ile Metin Erksan Filmleri Kadıköy Sinematek’te!

Friedrich Wilhelm Murnau, FAUST ve Yeryüzü Cehennemi

Friedrich Wilhelm Murnau dendiğinde, akla genellikle haklı olarak Nosferatu (1922) gelse de, Murnau’nun “şaheserim” dediği filmi, 1926’da çektiği Faust’dur. Biz sinemaseverler için Murnau filmleri arasında ayrım yapmak neredeyse imkansız, ancak yönetmenin bu saptaması da göz ardı edilecek gibi değil. Bunun nedenlerine inmeden önce, Faust’un kökenini hatırlayalım: Marlowe’un Faust’u, Goethe’nin Faust’u ve Alman halk masalları. Eleştirmen … Okumaya devam et Friedrich Wilhelm Murnau, FAUST ve Yeryüzü Cehennemi

THE HUNGER: Ölümsüzlük Hazin Şey, Yıldızların Altında

Scott kardeşlerin (Frank, Ridley, Tony) en küçüğü Tony Scott’ın (1944-2012) ilk uzun metrajı olan 1983 tarihli The Hunger (Açlık), ABD’li yazar Whitley Strieber’in 1981’de yayımlanan aynı adlı romanına dayanıyor. Artık bir mitoloji haline gelmiş olan vampir teması etrafında şekillenen romanlar günümüzde “yeni” olarak algılanmıyor elbette ancak İngiliz Edebiyatı’nda “herşeyi” başlatan eserlerden kısaca bahsetmekte yarar var, … Okumaya devam et THE HUNGER: Ölümsüzlük Hazin Şey, Yıldızların Altında

SERVANT (Sezon 2, Bölüm 6: ESPRESSO) – Tözün Varlığı İnsanın Özüne Ait Değildir

Kendine özgü bir mistik havayla başlayan dizinin altıncı bölümü insanın “zorunlu” olarak varoluşuna bir methiye niteliğinde. Leanne Grayson’ın (Nell Tiger Free) dizinin ilk sezonundan beri üzerine birer kazak, ceket gibi atılan tanrısal sıfatlar bunun en önemli göstergesi. Espresso bölümüyle birlikte Leanne’in tözünün varlığının, insanın özüne ait olmaktan hayli uzak olduğunu görüyoruz. Daha çok neden-sonuç ilişkisine … Okumaya devam et SERVANT (Sezon 2, Bölüm 6: ESPRESSO) – Tözün Varlığı İnsanın Özüne Ait Değildir

Korkunun ve Korku Sinemasının Psikolojik ve Sinematografik Bağlamda Sistematik Dinamikleri

Korku yüzyıllar boyunca öteki sayılan ve duygusal tepkiler arasında en fazla kaçınılan, tinin tene aktarımının en üst boyutlarda gerçekleştiği, ötekileştirilen ve varlığı yadsınan, doğuştan gelen duygu dizilerinden birisidir. Beynin normal algı sıralamasının yolunu seçmek yerine kendi yolunu oluşturan korkunun böylesi bir varlıksızlaştırılma durumuna düşmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Direkt olarak talamustan amigdalaya taşınan bu his hipotalamusu … Okumaya devam et Korkunun ve Korku Sinemasının Psikolojik ve Sinematografik Bağlamda Sistematik Dinamikleri

Halloween’e Özel Ekim Ayı Korku Filmleri Seçkisi!

Ekim ayındaki ikinci seçkimizle karşınızdayız, bu sefer belli bir türe, korku / gerilim türüne özgü bir seçki yapmak istedik, bunun için de Halloween / Cadılar Bayramı kutlamalarına denk gelen Ekim ayından daha iyi bir zamanlama olamaz diye düşündük. Kökleri antikiteye ve Pagan kültüre (Hasat Bayramı) dayanan Halloween, sonrasında dönüşüm geçirerek Hristiyan alemi tarafından da her … Okumaya devam et Halloween’e Özel Ekim Ayı Korku Filmleri Seçkisi!

Dial M for Movie – Temmuz 2020 Seçkisi

Temmuz ayının neredeyse sonuna geldiğimizin farkındayız, ancak bugünden itibaren her ay Dial M for Movie yazarları olarak sizlere 10 filmlik birer seçki hazırlamaya karar verdik. Film önermenin ne kadar problematik bir konu olduğunun bilincindeyiz. Büyük ihtimalle film önerisini en iyi, birbirini çok iyi tanıyan, uzun yıllardır birlikte olan kişiler birbirine yapabilir, dolayısıyla bu açıdan her … Okumaya devam et Dial M for Movie – Temmuz 2020 Seçkisi

Universal Monsters Yeniden Çevrimleri ve Tröst Haline Getirilen Çocukluk Hayallerimiz

Universal Pictures’ın yaklaşık yedi yıldır ağzında gevelediği “Universal canavarlarını yeniden gündeme getireceğiz, bu evreni yeniden canlandıracağız” lakırdılarını açıkçası pek kimse ciddiye almıyordu. Ben de almıyordum zira ortaya çıkan “yeniden çevrimler” belli: Dracula Untold (2014), The Mummy (2017) ve The Invisible Man (2020). Özellikle Tom Cruise’lu, kanımca ne olduğunu oyuncuların bile açıklayamayacağı, sinema benzeri garabetten (Mumya) … Okumaya devam et Universal Monsters Yeniden Çevrimleri ve Tröst Haline Getirilen Çocukluk Hayallerimiz

Amerikan Rüyasının Peşinde Vicdan Yenilgisi – THE INFORMER

Daha çok Western filmleriyle bilinen, ancak bu tarz filmlerin dışında pek çok başka türde üretime de imzasını atmış olan yönetmen John Ford’un 1935 yapımı filmi The Informer (Kadın ve Şeytan), 1920’lerde yaşanan İrlanda Bağımsızlık Savaşı’nı ve bu evrende geçen bir arkadaşlık ilişkisini konu ediniyor. The Informer, Türkçe çevirisindeki anlamı ihtiva etmeyen birçok filmden bir tanesi. … Okumaya devam et Amerikan Rüyasının Peşinde Vicdan Yenilgisi – THE INFORMER