QUIET DAYS IN CLICHY: Bıçağın Keskin Ağzı Parıldar mı?

İnsanların tamamen gölge unsuru olarak kullanıldığı, güneş ile denk geldiklerinde ise kendi aralarındaki mesafeyi tamamen kaybeden ve sadece yansımalarıyla yaşamaya devam eden Clichy sakinleri Henry Miller’in aynı adlı romanından Jens Jørgen Thorsen aracılığıyla sinemaya taşınmış, “her an her şey olabilir” tadında bir film. Grindhouse türünü her anlamda bir temsilci gibi elinde taşıyan Quiet Days in … Okumaya devam et QUIET DAYS IN CLICHY: Bıçağın Keskin Ağzı Parıldar mı?

Korkunun ve Korku Sinemasının Psikolojik ve Sinematografik Bağlamda Sistematik Dinamikleri

Korku yüzyıllar boyunca öteki sayılan ve duygusal tepkiler arasında en fazla kaçınılan, tinin tene aktarımının en üst boyutlarda gerçekleştiği, ötekileştirilen ve varlığı yadsınan, doğuştan gelen duygu dizilerinden birisidir. Beynin normal algı sıralamasının yolunu seçmek yerine kendi yolunu oluşturan korkunun böylesi bir varlıksızlaştırılma durumuna düşmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Direkt olarak talamustan amigdalaya taşınan bu his hipotalamusu … Okumaya devam et Korkunun ve Korku Sinemasının Psikolojik ve Sinematografik Bağlamda Sistematik Dinamikleri