PRISONERS OF THE GHOSTLAND: Gülünçleştirme Yolunda Gülünçleşmek

Fransa’nın başkenti Paris’te devam eden L’Etrange Festival’in (Tuhaf Festival) ikinci gününde gördüğüm filmlerden birisi de Nicolas Cage’in başrolünü üstlendiği Prisoners of The Ghostland (Hayalet Diyarın Mahkumları, 2021) oldu. Japon yönetmen Sono Sion’un en yeni filmi, festivalin beklenen yapımlarından biriydi. Şair ve yönetmen Sion, ilk kez içinde Cage gibi bir starın olduğu uluslararası bir cast ile … Okumaya devam et PRISONERS OF THE GHOSTLAND: Gülünçleştirme Yolunda Gülünçleşmek

Etrange Festival ve Tuhaf Zombiler: THE SADNESS

Bu sıralar Paris’te çok “tuhaf” şeyler oluyor. Evet, 27. Étrange Festival yani “Tuhaf Festival” kapılarını açtı. 8 - 19 Eylül arası “genre” yani tür sinemasının bu yılki istenmeyen çocukları Fransa’nın başkentinde buluştu. Étrange ile ilgili Dial M for Movie’de geçen yıl yayımlanan yazılarımızı okumama gaflet ve delaletinde bulunan sevgili sinefiller için öncelikle bu festivalin ne … Okumaya devam et Etrange Festival ve Tuhaf Zombiler: THE SADNESS

QUIET DAYS IN CLICHY: Bıçağın Keskin Ağzı Parıldar mı?

İnsanların tamamen gölge unsuru olarak kullanıldığı, güneş ile denk geldiklerinde ise kendi aralarındaki mesafeyi tamamen kaybeden ve sadece yansımalarıyla yaşamaya devam eden Clichy sakinleri Henry Miller’in aynı adlı romanından Jens Jørgen Thorsen aracılığıyla sinemaya taşınmış, “her an her şey olabilir” tadında bir film. Grindhouse türünü her anlamda bir temsilci gibi elinde taşıyan Quiet Days in … Okumaya devam et QUIET DAYS IN CLICHY: Bıçağın Keskin Ağzı Parıldar mı?

La Boulangère de Monceau: Paris Sokaklarında Bir Avare

Éric Rohmer’in Altı Ahlak Hikayesi (Les six Contes moraux) başlığında toplanan seri içindeki ilk film olan kısa metrajlı La Boulangère de Monceau (Monceau Pastanesi’ndeki Kız, 1963) rastlaşmanın, hayatı akışına bırakmanın ve bu akışta bir rutin edinmenin en saf yollarından birini gösterir. Éric Rohmer ya da gerçek adıyla Maurice Henri Joseph Schérer, ikisi kısa dördü uzun … Okumaya devam et La Boulangère de Monceau: Paris Sokaklarında Bir Avare

Forum des Images’daki “Tant qu’il y aura du mélo” Gösterimleri ve Tür Olarak MELODRAM

Paris’in Châtelet bölgesinde bulunan “sinema vahası” içinde önemli bir alanı (hem fiziksel hem de manevi olarak) işgal eden Forum des Images (dilimize “İmgeler Fuarı” veya “Görsel Forum” olarak çevrilebilir), 30 Eylül – 13 Kasım tarihleri arasında, kendi deyimleriyle 70 adet melodram türünde film göstereceğini açıkladı. “Kendi deyimleriyle” tabirinin altında, sitelerinde ne kadar arasak da 70 … Okumaya devam et Forum des Images’daki “Tant qu’il y aura du mélo” Gösterimleri ve Tür Olarak MELODRAM

Paris’te Öğleden Sonra Söylenceleri: L’Amour l’après-midi

Éric Rohmer’in Six Contes Moraux (Ahlak Üzerine Altı Öykü) adlı serisinin yapı taşlarından biri olan 1972 yapımı L'Amour l'après-midi[1], Paris’in sokaklarında, kafelerinde, gözde butiklerinde her öğleden sonra vuku bulan arzunun itici gücünün gerekliliğinin inkâr edilemez yapısını gözler önüne seriyor. Rohmer sinemasında dönemin ahlak yapısının ekrana çeşitli semboller, eşyalar aracılığıyla yansıtılması oldukça rastlanan ve bilinen bir … Okumaya devam et Paris’te Öğleden Sonra Söylenceleri: L’Amour l’après-midi