STOPMOTION: İhtişamını İlan Eden Dürtünün Pastoral Talihsizliğine Övgü (PIFFF 2023 / #3)

Paris International Fantastic Film Festival (PIFFF) kapsamında, MAD MOVIES dergisi çerçevesinde verilen özel ödülün jüri koltuğuna oturmuş olduğum festivalin bu edisyonunda (6 – 12 Aralık 2023) ben ve diğer jüri üyeleri François Lamouret ile Alizée Delibrias’ın oy birliğiyle birinci seçmiş olduğumuz Stopmotion’da (2023), yaratıcılık kavramı bir kez daha pozitif bir karşı kuvvet ile karşılaşıyor. Bu yüzden niteliğin niceliği yaratıcı olan kişiye negatif düzeyde baskın gelene kadar, içsel güç çarpışmalarına tanık oluyoruz. Uzun yıllar boyunca filmin senaryosu ve genel yapısı üzerine çalışan yönetmen Robert Morgan, Stopmotion’da eyleme bağlı olarak gelişen bir dönüşüm hikâyesine odaklanıyor. Gerçeklik ile bağı tamamen kaybetme noktasına gelinceye dek benliğini olabildiğince kurcalayan Ella Blake karakteri (Aisling Franciosi), kendi kendini soyutlamasını şart koşan bir yaratım sürecinin içerisine giriyor. Bu yaratım süreci kendini tanımayla bağlantılı değil, süreç daha çok kendini var olan hamurdan tekrardan yaratmaya dayalı olarak gelişiyor. Kendi ile Ben arasındaki bir çatışmaya ev sahipliği yapan Ella’nın mevcudiyeti, yaratıcılığın altında ezilerek kendi etinden besleniyor. Öyle ki filmin sonuna değin Ella, ete dayalı tüm mevcudiyetini tabiri caizse yiyip tüketerek gölgeliyor.

Aisling Franciosi

Yaratıcı Olmanın Diyeti

Bir stop-motion animatörünün dönüşümüne tanık olduğumuz Stopmotion, iki boyutlu bir anlatı sunuyor. İlk boyutta animatörün yaptıklarının arka planında kalırken ikinci boyutta animatörün malzemesi haline dönüşen parçaların gözü haline geliyoruz. Bu şekilde filmin atmosferi her katmanında daha da zenginleşiyor. Benlikteki mutlak gerçekliğin duvarlarını aşındırarak kıran Ella’nın hayatının ilk dönemlerini bir gölge olarak geçirdiğinin farkına varıyoruz, onu bu gölge diyarından kurtaranın ise oldukça ufak bir itki olması radikal öznenin kuvvetine de göndermede bulunur türden. Annesi Suzanne‘ın (Stella Gonet) pratik olarak arka planda kalması ve zamanla kendi önceliğini kaybetmiş olması Ella karakteri üzerinde henüz filmin başında bir kaybolmuşluğa göndermede bulunuyor. Bu kayıp olma hali onun mevcudiyetinde giderek açılan bir boşluğu beslediğinden ötürü ana sahneden Suzanne‘ın ayrılışı Ella’nın boşluğuna nefes aldırıyor. Bu şekilde varoluşunun boşluğu, etrafında bulduğu ne varsa içerisine vakumlu bir şekilde çekerek kendisini doldurmaya çalışıyor. Bir nevi özgürlüğün yanılsaması olarak da kabul edilebilecek olan bu durum hem içerik hem de görsel olarak özneyi, gayri-nesne haline getiriyor.

Aisling Franciosi

Bir Sanatçı Kimliği Olarak Eserin Ontolojik Kanıtı

Tam anlamıyla yaptığı işle, sanatının bizzat kendisi tarafından tüketilmeye ve sonuna kadar varlığını kaybetmeye hazır bir karakterin hayatının içerisine bizi davet eden Stopmotion, Kafka-vari bir şekilde izleyiciyi dönüşü olmayan bir başkalaşıma direnmeye çağırıyor. Bu dönüşüm esnasında bedensel çöküşün zihinsel çöküşten önce gelmesi ise görsel anlamda filme ziyafet havası kazandırıyor. Buna göre başlangıçta pasifliği ön planda olan Ella’nın daha sonra kendi bedeni ve zihni tarafından bir kez daha pasifleştirilmesi karakter üzerinde geri dönülemez bir yok oluşa kapı aralıyor. Bir nevi benlik fantezisi yaratılan filmin doğasında masalsı derecede çocuksu bir yaklaşımla karanlık ve çarpık bir benliğin imgesi oluşturuluyor. Yaratıcı olmanın bedelini ödeyen Ella’nın mevcudiyeti sürekli olarak kendisine tekrar hayat vermeye çalışsa da çoktan tüketilmiş olan hali onu gerçeklik ile fantezi arasındaki çizgide sürekli olarak dolaştırıyor. Dengesiz ve megaloman bir okumadan uzak duran kompozisyon yapısıyla bireyin kendiliğinin mutlak benzersizliğine göndermelerde bulunan Stopmotion, sinema dünyasında modası geçmiş bir Kartezyenizm tadında seyir keyfi sunuyor. Buna göre ayrıcalıklı benlik bütününün beklenilen tarzdaki mitini devam ettiriyor.

Aisling Franciosi & Caoilinn Springall

Kendi Hapishanelerimizin Anahtarları

Ana karakterin duygusal düzlemde bir kapana kapanmış olma dışavurumu dramatik bir şekilden ziyade vertigo etkisi bağlamında törpülenmiş. Ella’nın kendisini bilinçli bir deneyimin öznesi haline getirip mevcudiyetinin farkındalığıyla yaratmış olduğu kendi bedenindeki uyuşmuşluk hissi görsel anlamda bir stopmotion evreninde baş dönmesi etkisi yaratıyor. Öte yandan filmin kamera dilinin de zaman zaman Ella’nın ikonik karar anlarından uzaklaşarak tamamen stopmotion eyleminin aksesuarlarına uzanması ise bir anlamda kameranın bile onu terk edişine işaret ediyor. Bu da Ella karakterini Ella’nın gözlerinden değil tamamen metafizik bir boğuşma düzleminde görmemizi sağlıyor. Böylece ana karakter kendi kendinin bir kanıtı haline gelemiyor ancak onun varoluşsallığının kanıtı ancak kendi yaratıcılığındaki malzemeler eşliğinde gerçekleşebiliyor. Bu şekilde filmde karakterler aracılığıyla açılan pencerelerdeki “ben” oluşsallığı, bilinçli bir deneyimin eşsiz ve anlatılması güç yanını özel olarak odak noktası haline getiriyor. Diğer yandan filmin prodüksiyon tasarımı, mekânsal kullanımı, görsel efektleri öznenin ürkütücü ve gerçeküstü seviyesini üst düzeye çıkarıyor. Bu anlamda Robert Morgan, filmi fantastik öğelerle derinden gerçekçi hissettirmeyi başarıyor. Öznenin kendi olmayan ancak olduğunu hissettiği varoluşuna her yaklaştığında kendisinden tamamen uzaklaşarak bir nevi mevcudiyetin uçurumuna adımlar atması filmin anlatım perspektifini olabildiğince genişletiyor.

Doğal Olarak Bencil Olanın Fedakârlığı

Ella’nın sırf kendi yaratımı için fedakârlık yapması bile onun sadece bensel, yani öznesel yanının bir etkileşimi olarak yansıyor. Bu şekilde onun tarafından yapılan kuklanın tüyler ürperten yanının karanlık dokunuşu sert bir kişisel eleştiri olarak yüzümüze çarpıyor. Bu anlamda sanatçı olarak her birey kendi yaratımının acısını kendisini kaybedinceye kadar çekmeye mahkûm oluyor. Bu da bir noktada sanatçı ile eseri arasında gerçekleşen görünmez bir kontrat gibi havada asılı kalıyor. Film bir anlamda yönetmenin kişisel bakış açısını oldukça filtresiz bir şekilde aktarıyor. Robert Morgan’ın Stopmotion çalışmasına tanıklık ettiğiniz andan itibaren zihninize yer edecek olan Jan Švankmajer ve Francis Bacon etkilenimleri gözlerinizi sarıp sarmalayacak ve tüm benliğinize musallat olacak.

Burcu Meltem Tohum

PIFFF 2023’ün Mad Movies Jürisi: François Lamouret, Burcu M. Tohum ve Alizée Delibrias.

Bir Cevap Yazın