Bu yıl 46.’sı düzenlenen Paris uluslararası belgesel film festivali Cinéma du Réel, tematik olarak farklı konulara ayırmış olduğu seçkisiyle dikkatimizi çekiyor. 22 – 31 Mart 2024 tarihleri arasında gerçekleşen festival başta Centre Pompidou, Forum des Images ve mk2 Beaubourg olmak üzere Paris’in çeşitli mekânlarında yerini alıyor. Belgesel türüne getirmiş olduğu kendine has sinematografik bakış açısıyla festivaller arasında oldukça farklı bir yere sahip olan Cinéma du Réel, bu yıl programında barındırdığı hem Fransız hem de yabancı filmlerle orijinal yapısını tazeliyor. Özellikle açılış filmi olarak belirlediği, 74. Berlin Uluslararası Film Festivali Berlinale’de Altın Ayı kazanan Mati Diop’un Dahomey filmiyle programına etkin bir giriş yapıyor. Festivalin bu yılki programında dünya ve Fransa prömiyerlerini gerçekleştirecek olan kısa ve uzun metraj olmak üzere toplamda 40’a yakın film bulunuyor. 16 farklı kategoride ödül dağıtacak olan festivalin kazananları 31 Mart akşamı açıklanacak.

Dial M for Movie olarak Cinéma du Réel programında dikkatimizi çeken filmler arasında öncelikle Franz Kafka’nın Amerika’sına göndermede bulunan Marie-Pierre Brêtas’nın yönetmenliğindeki Leaving Amerika (Amerika’yı Terk Etmek) bulunuyor. Bireyin kimliğini tanımladığı kişisel eşyaları, üzerinde uyuduğu ve artık teniyle bütünleşen toprak parçasının önemine, varoluşçu yapısına doğru yüzen bu film kişinin öznesini terk etme esnasında onu tekrardan arama sürecinin perdelerini aralıyor.

Festivalin programında gözlerimizi kamaştıran bir sonraki yapım ise Johan Grimonprez’in Soundtrack to a Coup d’État (Bir Darbenin Film Müziği) filmi. 1960’larda geçen siyasi bir depremin titreşimlerini Caz müziği ile birleştiren yönetmen, elindeki belgeler aracılığıyla tarihin karanlık yüzüne ışık tutarken diğer yanda ise müziğin bu belgelerin dinamiğine nüfuz etmesiyle adeta deneyimlenmesi zorunluluk haline gelen bir resital sunuyor, kesinlikle izleme listenize alın deriz.

Programın can alıcı bir yansıması olarak toplamda altı metrekarelik alana bir komünü sığdırmaya çalışan Jin Jiang yönetmenliğindeki Republic / Cumhuriyet, içerisinde nefes aldığımız alanın, evin, bahçenin, dünyanın bir alanı doldurma / yer kaplama bağlamındaki anlamına eğilirken oldukça uç bir deneyim ile programda dikkatimizi çekmeyi başardı.

İnsani nitelikler üzerine deneysel bir yansıma yakalayan Alexe Poukine’in Who Cares? / Kimin Umrunda? (Sauve qui peut / Canını Seven Kaçsın) filmi, yaşama biçimi olarak yeni bir sistemin ışıklarını açmaya çalışırken diğer yandan ilgi çekici içeriğiyle merak uyandırıyor.

İnsan ilişkilerinin başlangıç ve bitiş çizgilerine yönelik bir kompozisyonu takip eden Dane Komljen’in The Garden Cadences (Pitoresk Melodiler) filmi, modern dünyanın tam göbeğine düşmüş bir akvaryumu kırmamak için çabalayan bir varoluşun izlerini taşıyor.

İzole bir evin içerisine kendilerini kapatan Léo ve Nicolas ikilisinin klasik anlamda bir çürümenin hikâyesine tanıklıklarını tadacağımız Nicolas Bailleul’ün Boolean Vivarium (Boole Sistemi Vivaryumu) adlı filmi de varolma biçimlerini çeşitli katmanlara bölüyor.

Cinéma du Réel kapsamında dikkatimizi çeken bir diğer film ise teknolojinin elindeki bedeni iyileştirmek adına görselleştirme aracı olan Simon Ripoll-Hurier’in The Signal Line (İşaret Hattı) adlı filmi. Yapım, gündelik hayat belli bir metodu takip ettiğinde insan vücudunun onu nasıl kabullendiği üzerinden ilginç bir harita çiziyor.

Festival boyunca Dial M for Movie olarak takip edeceğimiz Cinéma du Réel programının filmlerine dair eleştiri yazılarımızı önümüzdeki günler içerisinde sitemizden takip edebilirsiniz. Sinemasal günler!

