OPPENHEIMER ya da Tarihe Tek Taraftan Bakmanın Dayanılmaz Hafifliği

Bu yılın (en azından şimdilik) Barbie (Gerwig) ile birlikte en çok konuşulan iki filminden biri, elbette Nolan’ın henüz çekim aşamasındayken bile “muhteşem bir film oldu” diyerek oldukça direkt bir şekilde reklamını yapmaya başladığı Oppenheimer (2023). Söz konusu yönetmen Christopher Nolan olunca, beklentiler oldukça yükseldi ve yönetmenin en az 5-6 filmini en ince ayrıntısına kadar bilen … Okumaya devam et OPPENHEIMER ya da Tarihe Tek Taraftan Bakmanın Dayanılmaz Hafifliği

THE H-MAN, Radyasyon ve Hiç Dinmeyen Nükleer Tehdit

Einstein’ın “Üçüncüyü bilmiyorum ancak dördüncü Dünya savaşı taş ve sopalarla yapılacak” sözü ne kadar da acı. Acı çünkü içten içe hepimiz biliyoruz ki doğruyu yansıtıyor. Bunun en iyi kanıtı da elbette İkinci Dünya Savaşı’nın, neredeyse tüm insanlık tarihinin vahşetiyle yarışır derecede sergilediği insanlık dışı eylemler. İnşa edilen toplama kampları III. Reich yönetiminin en hafif tabirle … Okumaya devam et THE H-MAN, Radyasyon ve Hiç Dinmeyen Nükleer Tehdit

CHERNOBYL: HBO’dan Nükleer Tehdit Hatırlatması

Gerçekten hatırlatılması gereken bir konu mu? Akla ilk gelen soru bu belki de. Nükleer tehditten, atom bombalarından, Dünya üzerinde bugün 500’e yakın nükleer santral bulunduğu gerçeğinden bahsetmek, insanları boş yere korkutmaktan mı ibaret? Türkiye ve birçok ülkede 1980-1985 civarında doğan çoğu insanın çocukluk anıları arasında “annemler radyoaktif olmayan, patlama öncesi paketlenmiş çay ve bebek maması ararmış” … Okumaya devam et CHERNOBYL: HBO’dan Nükleer Tehdit Hatırlatması