VENI VIDI VICI – Bireysel Deliliğin Akıttığı, Mos Maiorum’un* Külden Gözyaşları (IFFR 2024)

Yaşamın genel düzenini alt üst edebilme kuvvetine sahip bir arzunun peşinde ilerleyen bir karakter aracılığıyla inşa edilen Veni Vidi Vici (2024), 53. Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nin (IFFR 2024) Harbour kategorisinde yer aldı. Bir nevi bireysel bir zaferi temsil eden filmin başlığı (Geldim, Gördüm, Yendim)** rekabet ruhunu en temel haliyle kamu alanına taşıyor. Filmin yönetmenleri Julia Niemann ve Daniel Hoesl, zafer kazanmanın temel sorunsalı ve amacına yönelik tepkisel bir çıkarsama yapıyor. Filmin ilk sahnesi bir oyunu kazanmanın en saf halini çizerken film ilerledikçe aynı eylemin kanlı versiyonlarıyla da tanışıyoruz. Sessiz ancak kendisini açığa çıkartmaktan asla çekinmeyen bir katilin yönlendirmeleriyle açımlanan kompozisyon, kendi anlatımı üzerinden mülkiyet ve burjuva eleştirisi yaparken diğer yandan bu eleştiriye karşılık da veriyor. Karakterlerin kontrolünden çıkan dönüşümlü şiddetin hali içeriden yönetilemeyen olanı temsil ediyor. Veni Vidi Vici bu anlamda çürümeye bırakılan insanlığın kara komedisini yansıtıyor.

Satın Alınmış Özgürlüğün Mülkiyeti

Şiddetin bırakılmadığı ancak nadiren başvurulan fiziksel şiddetin de fazla işe yaramadığı bir dünyanın baş karakteri Paula (Olivia Goschler), pitoresk bir arazinin içerisine sıkışan mevcudiyetinin kendinden taşmasına izin veriyor. Buna ek olarak Amon Maynard’ın (Laurence Rupp) dünyanın daha fazla kirlilik içinde yüzmesine izin verip yaşadığı malikanesinin doğanın göbeğine inşa edilmiş olması Veni Vidi Vici’de ön plana çıkan zıtlık tartışmasına da ek bir gönderme yapıyor. Filmde merkezi bir noktada duran Viktoria Maynard karakteri (Ursina Lardi), yeni hayat düzeninde her şeyi normalleştirme aşamasına getirme konumunda karşımıza çıkarak filmin satirik yanını törpülüyor. Hem karakterlerin hem de kompozisyonun içine sızan donuk ve soğuk yaklaşım filmde eleştirel katmanı zenginleştirirken provokatör bir maske de takıyor. Doğanın doğal olmayışını olabilecek en düzensiz sistemin parçası yapan film, şiddetin özelliğinin sadece göstermekten ibaret olmadığını bir araç haline getirerek kontrolden çıkanı rahatsız edici bir şekilde mizaha dönüştürüyor. Görünüşte ayrıcalıklı olanın hüküm sürdüğü ve güç politikalarının öne koyulduğu bir spor oyunu gibi karşımıza çıkan anlatı, bireyin kişisel refahını beslemekten de kaçınmıyor. Karanlık yönünü kişisel, patolojik zevklerden alan Veni Vidi Vici, güç çekişmelerine dair potansiyelini durdurulamaz olandan alıyor.

Yönetmenler Julia Niemann ve Daniel Hoesl (Kaynak: venividivici.film)

Kışkırtıcı Bir Polo Maçı

Film, ismi itibariyle üç bölüme ayrılıyor. Hemen ilk bölümde “Veni” kısmına tanık oluyoruz. Oldukça ağır bir çekim açısıyla açılan filmin bu sahnesinde klasik bir polo maçına denk geliyoruz. Herkesin, temsilinin ne anlama geldiğini bildiği ancak söz konusu temsilin öznesini tanımadığı bir Tocqueville paradoksu çemberine düştüğümüz Veni Vidi Vici, belli standartlara uymayı reddeden ve kendi standartlarını oluşturan, geçmişte saygı duyulanı tamamen ortadan kaldırıp ona hükmetmeye çalışan özneyi ele alan bir yapım. Öte yandan Maynard’ların evi de bilinen hayat standartları koşullarında değil kendi belirlemiş oldukları şekilde tasarlanıyor. Normal etik kurallarının reddini öven anlatıda geleneğin bağımsızlığı ilan ediliyor. Toplumu ikinci el bir nesne haline getiren Maynard tasarısı hiçbir zaman kendisini net bir şekilde sunmuyor ancak bencilliğin adını “yeni gelecek” kipi altında süslüyor. Yaşamın bütünlüğünü ve düzenini ihlal etmenin gururunu sesli bir şekilde haykıran Veni Vidi Vici, bu ihlalini olabildiğince ulaşılabilir kılmaya çalışıyor.

Avcılığın Yeni Kuralı: Hayvanları Öldürmemek

Julia Niemann ve Daniel Hoesl filmin tasarısına avcılığın yeni kanunlarını eklemeyi ihmal etmiyor, bu yapı da Aristoteles’in “sosyal hayvan” (Zoon politikon) kavramını destekliyor. Bu şekilde film boyunca hayvanlar yerine insanlar düzenli olarak birer birer av haline geliyor ve bu, film boyunca normal bir dünya anlayışına yerleştirilmeye çalışılıyor. Avcı konumu ise hiçbir zaman “normal” standartlarda yaşayan insanların eline geçmiyor. Oyunun kurallarına göre oynanmasını tetikleyen karakter ise Maynard’ın büyük kızı oluyor ve sadist bir avcının yeri dolduruluyor. Böylelikle yıkıcı güç viraj alarak yaratıcı güce dönüşüyor. Avcı için avı seçmek filmde belli bir prensip gerektiriyor, bu da filmin sosyopolitik hicvi bakımından oldukça tutarlı bir seçim olmuş. Filmin genel tonu bir nevi vahşet çağrısı gibi tınlarken diğer yandan filmin dokusu bir ucube gösterisinden ziyade öznel bir boyutu olumluyor.

Basın açıklamasına göre film ilhamını Donald Trump’ın 23 Ocak 2016’da Iowa’daki konuşması sırasında söylediği “Beşinci caddenin ortasında herkesin gözü önünde çekip birini vursam bile oy oranım düşmez” cümlesinden alıyor. Bu şekilde gerçeklik ihtimali ile kurguyu birleştiren Veni Vidi Vici, her gün yanından geçip gittiğimiz dükkânların, butiklerin kimileri tarafından birer modern av alanı olarak görülebileceğini hatırlatıyor. İronik bir hiciv yanı olan film, demokrasiyi bisiklete bindirip tur atmasına izin verse de, birkaç basit manevrayla onu kurbanı haline getiriyor.

Burcu Meltem Tohum


* Mos Maiorum, dilimize serbestçe “atalarımızın gelenekleri” veya “atalarımızın buyruğu” şekillerinde çevrilebilir. Antik Roma’da yazılı olmayan ancak uygulanan toplumsal kurallar bütününe verilen isimdi.

** Roma İmparatoru Julius Caesar’a (MÖ. 100-44) atfedilen Latince sözün üçüncü cümlesi (vici) Türkçe’ye “fethettim” ya da “ele geçirdim” olarak da çevrilebilir ancak bu söz dilimizde de bir deyiş haline geldiği için daha yaygın olan “yendim” karşılığını kullandık.

Olivia Goschler

Bir Cevap Yazın