Orhan Pamuk’un aynı isimli romanından uyarlanan ve yönetmen koltuğunda Zeynep Güney Tan’ın oturduğu Masumiyet Müzesi (2026), 1970’ler Türkiye’sinin sosyolojik örüntülerini romantize edilmiş bir ilişkide görünür kılan, dayandığı esere ve yazara sadık kalan, estetik açıdan doyurucu bir yapım olarak karşımıza çıkmaktadır. Anlatı, varlıklı bir ailenin oğlu olan Kemal (Selahattin Paşalı) ile onun uzaktan akrabası yoksul Füsun … Okumaya devam et MASUMİYET MÜZESİ: Eşyalara Bulaşan Eril Saplantının Masum Olmayan Anatomisi
Etiket: Jacques Lacan
Mert Baykal’ın YAN YANA Filminde Karnavalesk Bir Dostluk
“Tür filmleri”, yapı ve ele aldıkları izlekler bakımından ortak özellikler taşıyan sinema yapıtlarından mürekkep bir kategoriyi ifade eder. Bu filmlerin üretim aşamasında izleyicilerin beklentileri nasıl ki öngörülüyorsa izleyiciler de örneğin güldürü ya da korku türündeki bir filme giderlerken üç aşağı beş yukarı nasıl bir anlatı izleyeceğinin farkındadırlar. Nilgün Abisel, Popüler Sinema ve Türler adlı kitabında … Okumaya devam et Mert Baykal’ın YAN YANA Filminde Karnavalesk Bir Dostluk
Nazan Kesal’ın SALINCAK ile Ramin Matin’in DİSONANS Filmlerinde Ses ve Uzam
Sinemada sessizlik, kimi zaman edilgenliği pekiştirir, kimi zaman da izleyicinin anlam üretirken bunu bir sese dönüştürmesi için anlatılarda önemli bir gösterge olarak karşımıza çıkar. Örneğin Pascal Bonitzer, Marguerite Duras sinemasındaki kadın karakterlerin sessizliğinin eril tahakkümü güçlendirmek için değil, “onu felç etmek […] sesi kadınlara geri vermek için” olduğunu ileri sürer (1995, s. 37). Peki ya … Okumaya devam et Nazan Kesal’ın SALINCAK ile Ramin Matin’in DİSONANS Filmlerinde Ses ve Uzam
SUZAN PITT’in İmgeler Sisteminde Grotesk Bedenler ve Dahası
Fransızcadan Türkçeye geçen “grotesk” sözcüğü gülünçlüğü, acayipliği, biçimsiz, çarpık çurpuk ya da tuhaf olanı ifade eder. İlgili literatüre baktığımızda sanattaki grotesk imgeler için de çoğu kez bu anlamlar üzerinden çözümlemeler, tespitler görürüz. Mihail Bahtin’in Rabelais ve Dünyası adlı kitabında belirttiği gibi abartı ve aşırılık, grotesk biçemin başat özelliği olarak anılır. Oysa bunun eksik, hatta yanlış … Okumaya devam et SUZAN PITT’in İmgeler Sisteminde Grotesk Bedenler ve Dahası
THE WATCHERS: Mülkü Tehlikede Olanın Brechtyen Sahibesi
Kayıp bir mekânın içinde bireylerin duygularının köleleştirildiği ve öz kimliğin bir nevi kopyala-yapıştır eylemiyle bireyin kendisine yabancılaştırılmaya çalışıldığı sömürücü bir ortamı odağına alan Ishana Night Shyamalan’ın ilk uzun metraj filmi The Watchers (Gözcüler, 2024), izleyiciyi tamamen izole bir alanın içerisine çekerek alegori metoduyla seyircinin kendisini birebir izleyen olarak hedef alıyor. Gotik ve korku türünde yazan … Okumaya devam et THE WATCHERS: Mülkü Tehlikede Olanın Brechtyen Sahibesi
Hafızanın ve Aklın Sınırlarını Aşan Bir Mesele: DÖNÜŞ
Babalar ve oğulları arasındaki meseleler ne çok esere konu olmuştur bugüne kadar. Gerek toplumsal rollerin, kalıplaşmış figürlerin kişilik ve kimliklere yansımaları gerekse bu izlek bağlamında kaynak metinler olarak nitelendirebileceğimiz eserlere yönelik Lacan referanslı okumalar, sonraki eserlerin de genellikle iki tarafın çatışması üzerine inşa edilmesinde etkili olmuştur. Edebiyatta akla ilk gelen babalardan biri, Kafka’nın babasıdır. Kafka, … Okumaya devam et Hafızanın ve Aklın Sınırlarını Aşan Bir Mesele: DÖNÜŞ
Aslında Tanıdık Bir Mutsuzluk: KASAP HAVASI
Tolstoy, Anna Karenina’nın hafızalara kazınmış meşhur giriş tümcesinden sonra Oblonskilerin evindeki mutsuzluğun nedenlerini anlatmaya başlar. Oblonski, eşini aldatmıştır. Bunu öğrenen eşi, ayrılmaya karar verir. Aralarında artık hiçbir bağın kalmadığını Tolstoy, şu karşılaştırmayla ortaya koyar: “herhangi bir handa karşılaşan insanların birbirlerine Oblonski ailesi üyelerinden daha bağlı olduğunu hissetmeyen yoktu” (2021, s. 9). Bir evlilikte bağlar, sadece … Okumaya devam et Aslında Tanıdık Bir Mutsuzluk: KASAP HAVASI
AYNA AYNA’da (2022) Rüyalara ve Şehre Sinenler
Uyandığımızda sıklıkla parça parça hatırladığımız, buna rağmen bazen – özellikle aynısını ya da benzerini birçok defa görmüşsek – uzun süre etkisinde kaldığımız rüyalarımız; beklentilerimiz, kaygılarımız, yenilgilerimiz ve bize ait daha pek çok duygu, düşünce ve durumun gösterenidir. Bu yüzden bir rüyayı analiz etmek için Freud’a ya da Fromm’a başvurmak kendimizi, ne olduğumuzu, belki bizi bir … Okumaya devam et AYNA AYNA’da (2022) Rüyalara ve Şehre Sinenler
NITRAM: Uzanıp Kendi Dudaklarından Öpenin Tekinsiz Ayna Evresi
41. İstanbul Film Festivali'nde izleme şansı bulduğumuz yapımlardan biri de Nitram oldu. Cannes'da yedi dakika boyunca ayakta alkışlanan ve Caleb Landry Jones’un başrolde gösterdiği performansla Cannes Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü aldığı, yönetmen koltuğunda ise Justin Kurzel’in bulunduğu 2021 yapımı Nitram, Avustralya’nın en kanlı katliamı olarak anılan Port Arthur Katliamı’nın suçlusu Martin Bryant’ın … Okumaya devam et NITRAM: Uzanıp Kendi Dudaklarından Öpenin Tekinsiz Ayna Evresi
MEMORIA – Bilincin Kıyısında Askıda Kalmış Bir Hatıralar Denizi
Prömiyerini geçtiğimiz sene Cannes Film Festivali’nde yapan Memoria (2021), başrollerinde Tilda Swinton, Elkin Díaz, Jeanne Balibar, Juan Pablo Urrego, and Daniel Giménez Cacho gibi isimleri gördüğümüz bir Apichatpong Weerasethakul filmi. Film ayrıca Taylandlı yönetmen Weerasethakul’un Tayland dışında çektiği ilk film olma özelliğine de sahip. Weerasethakul daha önceki Cannes film festivallerinde Altın Palmiye, Jüri Ödülü ve … Okumaya devam et MEMORIA – Bilincin Kıyısında Askıda Kalmış Bir Hatıralar Denizi
