Başar Sabuncu Sineması #1: ÇIPLAK VATANDAŞ Filmini Baudrillard’la İzlemek

Başar Sabuncu’nun senaryosunu yazıp yönettiği, 1985 yapımı Çıplak Vatandaş filminin başkarakteri İbrahim (Şener Şen) kimdir? Bu soruyu ona yaşamındaki eşik anından önce ve sonra sorabilseydik nasıl yanıtlar alırdık? İki ayrı İbrahim var filmde. Sadece çocuklarını düşünen, bütün gereksinimlerini karşılamanın bir yolunu arayıp onları el üstünde tutan bir baba, devamlı biten tüpten ödenmesi gereken faturalara önlerindeki … Okumaya devam et Başar Sabuncu Sineması #1: ÇIPLAK VATANDAŞ Filmini Baudrillard’la İzlemek

DEĞİRMEN – Atıf Yılmaz Sineması ve Edebiyat #2

Önceki yazıda (buradan okuyabilirsiniz) edebiyat uyarlamaları üzerine Wolfgang Gast tarafından yapılan sınıflandırmaya göre Atıf Yılmaz’ın Arkadaşım Şeytan filmini parodi bağlamında uyarlamalar grubunda ele almıştım. Literatüre baktığımızda uyarlamalar için pek çok sınıflandırma yapıldığını görürüz. Ersel Kayaoğlu, Edebiyat ve Film adlı kitabında “aslına uygun olmaya çalışan uyarlama”, “yorumlayıcı uyarlama” ve “serbest uyarlama” olmak üzere başka bir sınıflandırma … Okumaya devam et DEĞİRMEN – Atıf Yılmaz Sineması ve Edebiyat #2

Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni: Kaplumbağa Terbiyecisi Olmaya Çalışırken Kaplumbağa Olmak Üzerine

90’lar Türkiye sinemasını anlatan ve ülkemiz sinemasının dönemsel özellikleri üzerinden eleştirilerini gerçekleştiren Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (1990), Yavuz Turgul’un alışılagelmiş film karakterleri ve bu karakterlerin yolculuğunu gözler önüne seren bir yapımdır. Uzun seneler Türkiye sinemasını ve izleyicisini oyalan Yeşilçam döneminden kopuşu ve 80’lerdeki Darbe dönemi Türkiye sinemasında “toplumsal-gerçekçi” filmlerin yapımının, yaratımının ne tür bir güçlük … Okumaya devam et Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni: Kaplumbağa Terbiyecisi Olmaya Çalışırken Kaplumbağa Olmak Üzerine

Cioran, Ertem Eğilmez ve BANKER BİLO

Cioran, Çürümenin Kitabı’nın “Düşmüşlüğün Tahlili”[1] başlıklı bölümünde her birimizin insanlarla alışverişlerimiz boyunca yozlaştırılmaya mahkûm bir saflık dozuyla doğduğumuzu söyler. Bu gerçek, insanın düşmüşlük eğilimini hatırlatır. Cioran’a göre insan, yaşamı boyunca elleri temiz, kalbi bozulmamış biri olarak kalma gücüne sahip değildir. Yabancının kiri, ona da bulaşır. Dahası, bir süre sonra bu kirlilik, kirlenenin de gözünü kamaştıran … Okumaya devam et Cioran, Ertem Eğilmez ve BANKER BİLO