AU PAN COUPÉ – Uyanışın Son Gecesi Orakçı’dan Korkmaz*

Kayıp bir kimliğin peşinden sürüklenen, görünür bir gölgenin siyah-beyaz tonlardaki yaşayan yalnızlığına tanık olduğumuz Au pan coupé (1968), Guy Gilles’in şiirsel yaklaşımlarla tüm kompozisyonu özenle boyadığı bir yapım. Jeanne Delaître (Macha Méril) ve Jean Doit (Patrick Jouané) karakterleri sonsuz bir hüzün havuzunda kaybolmuş, birbirine çok yakın ancak aynı zamanda da birbirine son derece yabancı bir … Okumaya devam et AU PAN COUPÉ – Uyanışın Son Gecesi Orakçı’dan Korkmaz*

Bir Tren Filmi Olarak BULLET TRAIN

Bir film kuramı alt türü olan tür çalışmaları, tür ve döngüleri (cycle) [1] ikiye ayırır. Türler izleyicilerin uzun süre maruz kalmasıyla kabul edilmiş form ve içerik özelliklerine sahipken döngüler tür olamayacak kadar spesifik elementleri içerdiği veya tür olabilecek kadar uzun süre tüketilmediği için türleşemez ve döngü olarak kalırlar. Rick Altman’nın Film/Genre kitabına göre döngüler, stüdyolar … Okumaya devam et Bir Tren Filmi Olarak BULLET TRAIN

ÇÖL ADAMI SIMON (Buñuel) – 18 Metrelik Sütun Tepesinde Sınanan İnanç

Luis Buñuel’in Simon del Desierto [Çöl Adamı Simon] (1965) adlı orta metraj (43 dk.) filminin konusu Hristiyan sütun keşişlerinin en ünlülerinden biri olan ve asketik yaşam tarzını benimseyen Simon Stylites’tir. Bu yüzden filmin değerlendirmesine geçmeden önce Simon Stylites’in yaşamı hakkında bilgi vermek yerinde olacaktır. Roma İmparatoru I. Constantinus’un Hristiyanlığı meşru bir din sayması, zamanla Hristiyanlar … Okumaya devam et ÇÖL ADAMI SIMON (Buñuel) – 18 Metrelik Sütun Tepesinde Sınanan İnanç

28. L’ÉTRANGE FESTIVAL Paris’te Başlamak Üzere! (6 – 18 Eylül 2022)

Bu yıl 28’incisi düzenlenecek olan L'Étrange Festival 80’i uzun, 90’ı da kısa metraj olmak üzere toplamda 170’in üzerinde, festivalin adı gibi birbirinden “tuhaf” filmle her zamanki mekanında, Paris’te sinema severleri karşılıyor. Dial M for Movie olarak 2019 yılından bu yana katıldığımız festivali bu sene yine sizler için, yerinde takip edeceğiz. Sébastien Marnier'nin, Dünya Prömiyerini geçtiğimiz … Okumaya devam et 28. L’ÉTRANGE FESTIVAL Paris’te Başlamak Üzere! (6 – 18 Eylül 2022)

LOGORAMA: McDonald -laştıramadıklarımızdan mısınız?

François Alaux, Hervé de Crécy ve Ludovic Houplain tarafından yazılıp yönetilen ve Autour de Minuit çatısı altında üretilen kısa animasyon Logorama, 2009 Cannes Film Festivali’nde Kodak Ödülü’nü ve 2010 yılında 82. Akademi Ödülleri’nde de En İyi Kısa Animasyon Filmi ödülünü kazanmıştı. Animasyondaki olaylar Los Angeles model alınarak üretilen ve iki binden fazla markadan oluşan bir … Okumaya devam et LOGORAMA: McDonald -laştıramadıklarımızdan mısınız?

PIAFFE – Surrealism is my Body

When the existence of an abstract body built on the skin defined by dictionaries shares the same vital cell with its host, Ann Oren’s “Piaffe” (2022) opens many doors for concrete dreams, while hypnagogic images proceed in the manner of an intervention of a "chance of a surrealist order". Throughout the film, we breathe with … Okumaya devam et PIAFFE – Surrealism is my Body

AFTER HOURS: Mesai Saatleri Dışında Farklı Kurallar Uygulanır

Usta yönetmen Martin Scorsese’nin, Who's That Knocking at My Door (1967) adlı ilk uzun metraj filmini çekmesinin üzerinden tam 55 yıl geçti. Yarım asrı aşan yönetmenlik ve senaristlik kariyeri boyunca Scorsese; Mean Streets (1973), Taxi Driver (1976), Goodfellas (1990), The Age of Innocence (1993) veya The Departed (2006) gibi birçok filme imza attı ve neredeyse … Okumaya devam et AFTER HOURS: Mesai Saatleri Dışında Farklı Kurallar Uygulanır

NOPE – Dörtnala Giden Atların Toynakları Toprağa Değmez

Birincil “tehdit” merkezi etrafına kurulmuş olan Nope, anlatısı gereği -her anlamda- tüketme eyleminin olasılıklarını genişletip keskinleştiriyor. Tehditkâr olanın üreticisinin koltuğuna insanı yerleştirirken hazım mevzusunu “fark edilebilir” olanın bedeli olarak karşımıza çıkarıyor. Tüm gücünü ise izleyiciye yakınlaştırdığı “görülebilir tehdit”in uzaklığından alıyor. Gerçeklik uzlaşılamaz, anlaşılamaz olanın avucunun içinde olduğundan film boyunca yaşanılamaz olan hakikati, mekânların sınırlarını itekleyip … Okumaya devam et NOPE – Dörtnala Giden Atların Toynakları Toprağa Değmez

Réponse de femmes: Biz-im Bedenimiz Biz-im Cinsiyetimiz ya da Libidinal Enerjiyle Çalışan Arzu Makineleri

Agnès Varda, Simone de Beauvoir tarafından kaleme alınan bir manifestodan esinlenerek çektiği 1975 tarihli kısa filmi / belgeseli Réponse de Femmes: Notre Corps, Notre Sexe’de [Kadınların Cevabı: Bizim Bedenimiz, Bizim Cinsiyetimiz] radikal feminizmin -ya da ikinci dalga feminizmin- gündemindeki sorulara ve kürtajın Fransa’da yasallaştırılması sürecinde ortaya çıkan sorunlara değinir. Varda’nın bir sine-bildiri olarak tanımladığı kısa … Okumaya devam et Réponse de femmes: Biz-im Bedenimiz Biz-im Cinsiyetimiz ya da Libidinal Enerjiyle Çalışan Arzu Makineleri

MUSTANG: Atları da Vururlar ama Kadınları Daha Fazla

Deniz Gamze Ergüven’in ilk uzun metrajlı filmi olan Mustang (2015) ilk gösterimini 68. Cannes Film Festivali’nde gerçekleştirmişti. Filmin adının neden Mustang olduğu sorulduğunda Ergüven, doğa içerisinde koşan kızların görüntüsünü Amerika’nın ünlü yaban atı Mustang’a benzetmesinden dolayı bu ismi verdiğini söyler. Türk sinemasında temsili hayli az bulunan bir feminist filmdir Mustang. Dili dişildir ve öznesi kadınlardır. … Okumaya devam et MUSTANG: Atları da Vururlar ama Kadınları Daha Fazla