41. İstanbul Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

Bu yıl 8-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleşen ve bizleri yine 100'ün üzerinde film ile buluşturan 41. İstanbul Film Festivali, 19 Nisan 2022 Salı akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gerçekleştirilen görkemli ödül töreni ile sona erdi. Sunuculuğunu (Dial M for Movie olarak son derece eğlenceli bulduğumuz) Cem Davran'ın yaptığı törende, yirmi dalda çeşitli ödüller dağıtıldı. … Okumaya devam et 41. İstanbul Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

CEMİL ŞOV: Bir Karakter Bunalımı

Barış Sarhan tarafından yazılan, yönetilen ve yapımcılığı üstlenilen Cemil Şov (Uluslararası adı: The Cemil Show), sinemaya endüstri olarak değil de sanat dalı olarak şapka çıkartan bağımsız duruşuyla, Dünya’nın dört bir yanında seyircilerle buluşmaya başladığı 2021 yılının başından bu yana beyazperdede göze çarpan yapımlar arasında. Dünya prömiyerini yaptığı IFFR’den (Şubat 2021) yaklaşık bir yıl sonra Netflix … Okumaya devam et CEMİL ŞOV: Bir Karakter Bunalımı

THE NOVELIST’S FILM: Mermer Tozu Kağıdı Üzerindeki Mürekkep Lekeleri

Karşılaşmaların ve tesadüfi olarak meydana gelen farklı olayların film kompozisyonuna incelikli bir şekilde dahil edildiği durumlara Krzysztof Kieslowski eserlerinde oldukça sık denk geliriz. Film içindeki mekânlara dahil olmak ve mekânlardaki adaptasyonumuzu güçlendirmek için bilinmeyenin izinde olma durumuna ise daha çok Éric Rohmer filmlerinde rastlarız. Güney Koreli yönetmen Hong Sang-soo’nun neredeyse tamamını siyah beyaz olarak çektiği … Okumaya devam et THE NOVELIST’S FILM: Mermer Tozu Kağıdı Üzerindeki Mürekkep Lekeleri

DARK GLASSES: Giallo’nun Gözyaşları

Dario Argento filmografisinde son koltukta yerini alan 2022 yapımı Dark Glasses (Occhiali neri), bu yıl 41. İstanbul Film Festivali’nin dikkat çeken filmleri arasındaydı. Yönetmenin özellikle The Bird with the Crystal Plumage (1970), Deep Red (1975), Suspiria (1977), Inferno (1980), Phenomena (1985) ve Opera (1987) gibi kült filmlerinin yanında oldukça sönük kalan Dark Glasses, kesinlikle bir … Okumaya devam et DARK GLASSES: Giallo’nun Gözyaşları

NITRAM: Uzanıp Kendi Dudaklarından Öpenin Tekinsiz Ayna Evresi

41. İstanbul Film Festivali'nde izleme şansı bulduğumuz yapımlardan biri de Nitram oldu. Cannes'da yedi dakika boyunca ayakta alkışlanan ve Caleb Landry Jones’un başrolde gösterdiği performansla Cannes Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü aldığı, yönetmen koltuğunda ise Justin Kurzel’in bulunduğu 2021 yapımı Nitram, Avustralya’nın en kanlı katliamı olarak anılan Port Arthur Katliamı’nın suçlusu Martin Bryant’ın … Okumaya devam et NITRAM: Uzanıp Kendi Dudaklarından Öpenin Tekinsiz Ayna Evresi

HATCHING: Evcilleştirdiğimiz Rafine Beden/ler (Pahanhautoja, 2022)

41. İstanbul Film Festivali’nin “fantastik film” temasını elinde tutan filmi Hatching (Pahanhautoja, Kuluçka, 2022), oldukça bireysel ve izole bir değişim anlatısına tanıklık etmemize olanak sağlıyor. 2018 yapımı Puppet Master adlı kısa filmiyle de hatırlayacağımız yönetmen Hanna Bergholm, önceki çalışmalarında olduğu gibi “değişim ve dönüşüm”ün kıyılarında yüzmeye devam ediyor. Sundance Film Festivali'nde dünya prömiyerini yapmış olan … Okumaya devam et HATCHING: Evcilleştirdiğimiz Rafine Beden/ler (Pahanhautoja, 2022)

WHEEL of FORTUNE and FANTASY – Ve Üç Farklı Evren Kader Çarkının İbresinde Kesişti

Drive My Car (2021) filmi ile 2022 En İyi Yönetmen Oscar Ödülü adayı olan Ryûsuke Hamaguchi’nin yine 2021 yapımı bir başka filmi olan Wheel of Fortune and Fantasy (Çarkıfelek), bizi içinde üç ayrı hikâyenin bulunduğu bir yolculuğa çıkarıyor. Farklı jeneriklerinden ve başlıklarından anladığımız kadarıyla birbirleriyle hiçbir alakası bulunmadığı ima edilen bu üç hikâyenin, aslında pek … Okumaya devam et WHEEL of FORTUNE and FANTASY – Ve Üç Farklı Evren Kader Çarkının İbresinde Kesişti

SEVERANCE (Sezon 1, Bölüm 7: Defiant Jazz) – İçselliği Yargılama Yetisinden Dışsallığı Yargılama Hürriyetine Geçiş

Her bölümünde derin düşünme eylemini bir üst seviyeye çıkaran Severance, 25 Mart’da yayınlanan Defiant Jazz (Muhalif Caz veya Serkeş Caz) adlı bölümüyle izleyiciye sezonun kırılma noktasını yaşatıyor. Başından beri peşinde olduğumuz “içsel” olanın asıl mevzusu yerini tam anlamıyla “içsel dünyanın” işleyişindeki çarpışmalara bırakıyor. Bölümün yönetmenliğini yapan Ben Stiller, özellikle bölüme adını veren Defiant Jazz sekansında … Okumaya devam et SEVERANCE (Sezon 1, Bölüm 7: Defiant Jazz) – İçselliği Yargılama Yetisinden Dışsallığı Yargılama Hürriyetine Geçiş

İstanbul Film Festivali 41 Yaşında!

Bu kısa girizgahın yazarı, İstanbul Film Festivali ile yaşıt. Yüzeysel olarak baktığımızda "bu sene festivalin kaçıncı yılı acaba?" sorusunu hiç sormamış olmam hoş bir ayrıcalık gibi görünse de, dahası da var: 13-14 yaşımdan beri anne ve babamın sinema sevgileri sayesinde İKSV etkinliklerine aşina olmam, yaklaşık yirmi beş yıldır da festivali bizzat takip etmem nedeniyle, festivalin … Okumaya devam et İstanbul Film Festivali 41 Yaşında!

NO COUNTRY for OLD MEN – Gri Tonlarda Bir Kaleydoskop

2007 yılında beyazperdede izleyici ile buluşan No Country for Old Men (İhtiyarlara Yer Yok) Ethan ve Joel Coen kardeşlerin filmografisindeki önemli yapımlardan. İlk uzun metrajlı filmleri Blood Simple’dan (1984) beri kendilerine has tarzlarından ödün vermeyen yönetmen kardeşler, The Big Lebowski (1998) ve Fargo (1996) ile kendilerini dünyaya tanıttılar ve En İyi Orijinal Senaryo dalında kazandıkları … Okumaya devam et NO COUNTRY for OLD MEN – Gri Tonlarda Bir Kaleydoskop