THE TESTAMENT of ANN LEE: Mistik Deneyimin Cinsellik Karşıtı Dini Vizyon ile Buluştuğu Deneysel Bir Müzikal

76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Berlinale Special Gala çerçevesinde gösterilen Mona Fastvold yönetmenliğindeki, The Brutalist’den hatırladığımız Brady Corbet’nin senaristliğini yaptığı The Testament of Ann Lee (2025), Amanda Seyfried’in canlandırmış olduğu Ann Lee karakterini müzikal bir ibadetin içerisinde ikonikleştirmeye çalışıyor olsa da bunun yerine ortaya sadece deneysel, bedensel titremelerden oluşan birbirinden kopuk sekansları izleyicinin önüne seriyor. … Okumaya devam et THE TESTAMENT of ANN LEE: Mistik Deneyimin Cinsellik Karşıtı Dini Vizyon ile Buluştuğu Deneysel Bir Müzikal

Yönetmen ATOM EGOYAN ile son filmi SEVEN VEILS Hakkında Konuştuk!

Atom Egoyan’ın, Avrupa prömiyerini geçtiğimiz Şubat ayında Berlinale’de yapan ve adını Salome mitosundaki Yedi Peçe veya Yedi Tül dansından alan son filmi Seven Veils (2023), entelektüel ve tarihsel bagajı hayli yüklü olduğu için dikkatimizi fazlasıyla çekmişti. Bu yılki Berlinale’ye akredite basın olarak katılan yazarımız Burcu Meltem Tohum, filmi izledikten sonra hemen bir eleştiri yazısı kaleme … Okumaya devam et Yönetmen ATOM EGOYAN ile son filmi SEVEN VEILS Hakkında Konuştuk!

Talking About Cinema and SEVEN VEILS: An Interview with ATOM EGOYAN

At this year's Berlinale I had the chance, as accredited press member, to see the most recent movie by Atom Egoyan, entitled Seven Veils (2023). By bringing together the worlds of cinema, theatre, opera and the ancient story of Salome, Mr. Egoyan lets us wonder in a universe both real and hallucinative, makes us think … Okumaya devam et Talking About Cinema and SEVEN VEILS: An Interview with ATOM EGOYAN

Bağımsızlığın ve Özgürlüğün Kuklası Olarak Bedenin Son Dansı: SEVEN VEILS – Berlinale #4

Dinamiğini travmatik sorunsallar ile besleyen Seven Veils (Yedi Peçe, 2023), Atom Egoyan’ın yazıp yönetmiş olduğu ve 74. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde dikkatimizi çeken filmlerden biriydi. Melankolik tonların hâkim olduğu film, bireyin kendisine ve etrafındakilere yabancılaşması üzerinden gerçekleştirilmeyi bekleyen öznesel arzular çatısı altına kuruluyor. Richard Strauss'un 1905 tarihli Salome operasının yeniden sahnelemesi etrafında açımlanan kompozisyonuyla katmanlı … Okumaya devam et Bağımsızlığın ve Özgürlüğün Kuklası Olarak Bedenin Son Dansı: SEVEN VEILS – Berlinale #4

THINGS HEARD & SEEN: Hepimiz Evlerimizin İçinde Sıkıştık

2019 yılının sonundan beri bizimle birlikte varlığını sürdüren ve daha şimdiden ikinci yaşına doğru emin adımlarla ilerleyen Covid ile birlikte sinema dünyasının da yaratıcılık konusunda esnemeye gayret gösterdiğine tanık olduk, ne var ki son zamanlarda artık esnemeyi bırakarak karantina bağlamında belli üretimler yapmaya hız verdiğini görüyoruz. Bugünlerde Netflix platformunda “en çok izlenen 10 film” kategorisinde … Okumaya devam et THINGS HEARD & SEEN: Hepimiz Evlerimizin İçinde Sıkıştık

YOU SHOULD HAVE LEFT: Modern İnsanın Hapishanesi Evidir

Dünyadan tamamen izole, modern, mimarisi minimalize edilmiş evde “bir süreliğine tatil yapıp kafa dinleme” fikri genellikle korku / gerilim türü için çok besleyici ve biraz da klişeleşmiş bir kullanım. Hatta öyle ki ana karakterlerin gittikleri bu evin bir de sakladığı “karanlık bir sırrı” varsa o zaman bu klişe tadından yenmez. Ancak You Should Have Left’in … Okumaya devam et YOU SHOULD HAVE LEFT: Modern İnsanın Hapishanesi Evidir

MANK: Değişmeyen Hollywood

Çektiği sayısız video klibin ardından 1990’larda sinemaseverlere Seven (1995), The Game (1997) ve Fight Club (1999) gibi usta işi filmler hediye etmiş olan David Fincher, bu sefer Orson Welles’in en ünlü eseri, sinema tarihinin köşe taşlarından Yurttaş Kane’in (Citizen Kane, 1941) senaryo yazım sürecini ve tabii ki 1930’lar Hollywood’unun perde arkasını aktardığı Mank (2020) ile … Okumaya devam et MANK: Değişmeyen Hollywood