Herkese merhabalar. Bu yazımızda siz okuyucularımıza yönetmen Alexander Mackendrick’in 1957 yapımı filmi Sweet Smell of Success’in analizini yapmaya çalışacağız. Filmin okumasında 1950’lerde Amerika’daki sosyo-politik ve ekonomik durum, halkın sosyolojik ve psikolojik nabzı, McCarthyizm ve Soğuk Savaş kavramlarını da deşerek filmin bu olgular arasında nerede durduğunun haritasını çıkartırken medyanın gücü, manipülasyon ve iş etiği kavramlarına da … Okumaya devam et Mccarthyizm Gölgesinde Bir Noir Romantik Anlatı: SWEET SMELL OF SUCCESS
Etiket: Film Noir
Dünyayı Olduğu Gibi Kabul Etmeyi Reddediyorsak… – BÉLA TARR SİNEMASI
Bir filmi izlemeye başladığımızda yalnızca olay örgüsünü takip edersek nereye varırız? Bu sırada neler gözümüzün önünden kaçıp gider? Hele bir de tek yönetmenin filmlerini kronolojik olarak izlemeye karar vermişsek bu yol bizi nerelere götürür? O yönetmenin sineması üzerine yazılmış bir kitabı eşzamanlı ya da hemen sonrasında okumak, yolları, bittabi düşünceleri nasıl çoğaltır? İzleyici olarak amacımız, … Okumaya devam et Dünyayı Olduğu Gibi Kabul Etmeyi Reddediyorsak… – BÉLA TARR SİNEMASI
İnsan Ne ile Yaşar? – BAĞIMLILIK / THE ADDICTION
1971’de başlayan sinema kariyerinde çektiği birbirlerinden oldukça farklı filmlerle tanınan Abel Ferrara’nın 1995 yapımı filmi The Addiction (Bağımlılık), özellikle yönetmenin sinemasal çeşitliliğini anlamamız açısından biçilmiş kaftan olarak görebileceğimiz bir eser. Ms. 45 (Ferrara, 1981) ve sonrasında başlayan, 90’larda New York’u arkasına alarak dünyanın bu en görkemli şehrinin kaybedenlerini, banliyölerini kendine dert edinen Ferrara’nın neo-noir tadını … Okumaya devam et İnsan Ne ile Yaşar? – BAĞIMLILIK / THE ADDICTION
Gerçekliğin Üzerindeki Perde: ABRE LOS OJOS ve VANILLA SKY’da Aldatma, Kimlik ve Özdüşünüm Üzerine
1996 yapımı Tesis (Tez) ile oldukça ünlenen Alejandro Amenábar’ın hemen ertesi sene yönetmenliğini yaptığı ve Tesis’de de yer almış Eduardo Noriega ve Fele Martínez’i başrollerinde gördüğümüz Abre Los Ojos (Open Your Eyes / Aç Gözünü, 1997) insanın kolay kolay unutamayacağı türden bir film. Bu yazıda, Penélope Cruz ve özellikle La Casa de Papel (Money Heist, … Okumaya devam et Gerçekliğin Üzerindeki Perde: ABRE LOS OJOS ve VANILLA SKY’da Aldatma, Kimlik ve Özdüşünüm Üzerine
GONE GIRL – Evliliğin Dehşeti Üzerine Bir Modern Noir Senfonisi
Gillian Flynn’in 2012 yılında çıkan aynı adlı romanına dayanan 2014 yapımı Gone Girl (Kayıp Kız) bir David Fincher filmi. Fincher, Jake Gyllenhaal’lu Zodiac (2007) ve Brad Pitt, Kevin Spacey ve Morgan Freeman’lı Se7en (Yedi, 1995) gibi neo-noir yapımlarıyla biliniyor. Gone Girl de en bilinen neo-noirlar arasında yerini alırken, Fincher’a en çok para kazandıran filmlerden biri. … Okumaya devam et GONE GIRL – Evliliğin Dehşeti Üzerine Bir Modern Noir Senfonisi
TOUCH OF EVIL: Welles’in Eşsiz Anlatımıyla Bir Çürümüşlük Öyküsü
Touch of Evil filmini Kadıköy Belediyesi’nin Sinematek’inde geçtiğimiz haftalarda izleme fırsatını bulduk. Dışavurumcu Alman Sineması gösterimleri kapsamında programa giren, daha önceden elbette ki izlemiş olduğumuz, bu sinema tarihinde yeri büyük filmi dev ekranda izlemek çok güzel bir deneyimdi. Whit Masterson’ın Badge of Evil (“Kötülük Nişanı” şeklinde çevrilebilir – 1956) adlı romanından ilham alınarak, 1958 yılında … Okumaya devam et TOUCH OF EVIL: Welles’in Eşsiz Anlatımıyla Bir Çürümüşlük Öyküsü
Film Noir Etrafında Bir Bağımsızlık İlanı: LAURA (1944)
İngiliz Eureka Video firması, Masters of Cinema serisi altında yayımladığı Laura’nın (bluray) arka kapağında şu iddialı sözlere yer verir: “Laura ile ilgili cevaplanması gereken tek soru, onun gelmiş geçmiş en iyi kara filmlerden biri mi, yoksa bizzat kara film türünü tanımlayan bir eser mi olduğudur”. Açıkçası yönetmen koltuğunda oturan ismin Otto Preminger olmasına rağmen ben … Okumaya devam et Film Noir Etrafında Bir Bağımsızlık İlanı: LAURA (1944)
SHERLOCK: İkinci Sezon İncelemesi
Sherlock’un 2012 yılında yayınlanan ikinci sezonunda A Scandal in Belgravia, The Hounds of Baskerville ve The Reichenbach Fall adında üç bölüm karşılıyor bizi. İlk sezonun sonunda şeytani Moriarty ile tanışmış, daha doğrusu onun gerçekte kim olduğunu öğrenmiştik. Moriarty Watson’ın vücudunu bombalarla kaplamış, Sherlock’u kapana kıstırmaya çalışmıştı. Kurduğu bu düzen gelen bir telefonla kısa süreliğine de … Okumaya devam et SHERLOCK: İkinci Sezon İncelemesi
Dial M for Movie – Mart 2021 Seçkisi
Bizleri etkilemeyi başaran, bize "bu filmi başkaları da izlese ne güzel olur" dedirten, düşünce evrenimizden ve sinemasal hafızamızdan çekip çıkarttığımız 10 filmle tekrar karşınızdayız. Kısaca tanıttığımız veya bazen sadece üzerine gevezelik yaptığımız filmlerden oluşan seçkimiz yine oldukça geniş bir yelpazeye yayıldı: Tarihsel olarak 1929'dan günümüze, tür olarak ise dram, dram ve yine dram. Her yazar … Okumaya devam et Dial M for Movie – Mart 2021 Seçkisi
MANK: Değişmeyen Hollywood
Çektiği sayısız video klibin ardından 1990’larda sinemaseverlere Seven (1995), The Game (1997) ve Fight Club (1999) gibi usta işi filmler hediye etmiş olan David Fincher, bu sefer Orson Welles’in en ünlü eseri, sinema tarihinin köşe taşlarından Yurttaş Kane’in (Citizen Kane, 1941) senaryo yazım sürecini ve tabii ki 1930’lar Hollywood’unun perde arkasını aktardığı Mank (2020) ile … Okumaya devam et MANK: Değişmeyen Hollywood
