Mccarthyizm Gölgesinde Bir Noir Romantik Anlatı: SWEET SMELL OF SUCCESS

Herkese merhabalar. Bu yazımızda siz okuyucularımıza yönetmen Alexander Mackendrick’in 1957 yapımı filmi Sweet Smell of Success’in analizini yapmaya çalışacağız. Filmin okumasında 1950’lerde Amerika’daki sosyo-politik ve ekonomik durum, halkın sosyolojik ve psikolojik nabzı, McCarthyizm ve Soğuk Savaş kavramlarını da deşerek filmin bu olgular arasında nerede durduğunun haritasını çıkartırken medyanın gücü, manipülasyon ve iş etiği kavramlarına da … Okumaya devam et Mccarthyizm Gölgesinde Bir Noir Romantik Anlatı: SWEET SMELL OF SUCCESS

Gelip Geçicilik ile Kalıcılık Arasında Bir Mevsim: LETO (Yaz)

Bu yazımızda siz okuyucularımıza Sovyetler Birliği doğumlu Rus yönetmen Kirill Serebrennikov’un 2018 yapımı filmi Leto’nun (Yaz) analizini yapmaya çalışacağız. 1980’lerin Leningrad’ında geçen Leto, Batı rock’n roll’unu Sovyetlere entegre etmeye çalışan gerçek müzisyenlerin kısa süreli hikayesini anlatıyor. Dönemi bizzat yaşayan insanlardan olan Natalya Naumenko’nun anılarından uyarlanan film Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışarak dikkatleri üzerine … Okumaya devam et Gelip Geçicilik ile Kalıcılık Arasında Bir Mevsim: LETO (Yaz)

THE LONG FAREWELL: Nesiller Arasına Çizilmiş Kalın Çizgi

Sovyetler Birliği’nin önemli ama kendi içlerinde bir o kadar da tartışmalı yönetmeni Kira Muratova’nın ikinci uzun metrajlı filmi The Long Farewell (Uzun Ayrılık, 1971), oldukça kapsamlı bir Sovyet Rusya’sı resmi çizerken bir yandan da bizlere çokça soru sordurarak beyin fırtınası yapmamızı ve bir bakıma filme katılmamızı sağlıyor. KONU: Babasıyla çıkmış olduğu tatilden oldukça farklı şekilde … Okumaya devam et THE LONG FAREWELL: Nesiller Arasına Çizilmiş Kalın Çizgi

SEDMIKRASKY (DAISIES) – Lilith’in Memnu Şeftalisini Isıran Bakire Meryem

Çekoslovak Yeni Dalga hareketinin en önemli temsilcilerinden sayılan Věra Chytilová tarafından 1966 yılında yazılan ve yönetilen Sedmikrásky (Daisies / Papatyalar) filmi, Marie ismini paylaşan iki kadının bozulmuş toplumla paralel olarak var ol(ama)ma çabasını yansıtır. Çekoslovak Yeni Dalga sinemasının mihenk taşı sayılabilecek olan filmi Chytilová, sembolizmi ve örtük anlamı sürrealizmle bezeli, tüketim çılgınlığına göz kırpan bir … Okumaya devam et SEDMIKRASKY (DAISIES) – Lilith’in Memnu Şeftalisini Isıran Bakire Meryem

ALTIN SESLER: Yeni Dünyanın Kimliksiz İnsanları

İKSV İstanbul Film Festivali kapsamında Kasım seçkisinde gösterilen Altın Sesler (Golden Voices, 2019), sıcacık anlatısı ve özgün mizahıyla gözden kaçırılmaması gereken bir film. Evgeny Ruman’ın yönettiği ve başrollerini Mariya Belkina ile Vladimir Friedman’ın paylaştığı Altın Sesler, Sovyet Rusya dağıldıktan sonra Yahudi kökenlerinden dolayı İsrail’e taşınmaya karar veren yaşlı çift Victor ve Raya Frenkel’in İsrail’deki hayatlarına … Okumaya devam et ALTIN SESLER: Yeni Dünyanın Kimliksiz İnsanları

Michelangelo’nun Hayatı Etrafında Bir Plastik Sanatlar Şöleni: IL PECCATO

39. İstanbul Film Festivali’nin Haziran seçkisi içinde yer alan Il Peccato / Günah adlı film, tam anlamıyla festival seyircisine hediye niteliğinde. Festivali yaklaşık 25 yıldır takip eden birisi olarak hediye nitelemesini bu güzel etkinliğin tamamı için de gönül rahatlığıyla kullanabilirim elbette ancak kast ettiğim, usta yönetmen, hatta hakkında araştırma yaptıkça yaşayan bir efsane olduğunu düşünmeye … Okumaya devam et Michelangelo’nun Hayatı Etrafında Bir Plastik Sanatlar Şöleni: IL PECCATO

FEHERLOFIA – Son of the White Mare

İstanbul Modern’in ev sahipliği yaptığı, Can Koç “küratörlüğünde” devam eden Fantastik Filmler Festivali’nin ilk günü son derece zengin bir seçki sundu. Gösterilen dört filmi de arka arkaya izlemiş olmanın sarhoşluğunu (cine-lag) üzerimizden attıktan sonra klavyeye sarıldık. 17 Ekim 2019’da gösterilen filmler sırasıyla şöyle: Les yeux sans visage (Çehresiz Gözler) – 1960Féherlófia (Beyaz Kısrağın Oğlu) – … Okumaya devam et FEHERLOFIA – Son of the White Mare

STRANGER THINGS 3 : Herşey “Altüst” Oldu

Netflix ile ilgili aklıma gelen en eski bilgi, 2014 yılının Ocak ayına uzanıyor. 71. Altın Küre ödüllerinin açılış konuşmasını Amy Poehler ve Tina Fey yapıyordu ve Poehler konuşmanın ortasına doğru şöyle bir espri yapmıştı: “Bu yıl aday olan yapımların çoğu Netflix’de yayınlanıyor; House of Cards, Orange Is The New Black gibi. Devam ettiği sürece tadını çıkartmaya bak Netflix, … Okumaya devam et STRANGER THINGS 3 : Herşey “Altüst” Oldu