Site icon Dial M for Movie

SAW & SAW II: Jigsaw’un Neo-liberal Adaleti ve Final Girl İmgesinin Bozumu

Screenshot

James Wan‘ın yönettiği Saw (2004) ve Darren Lynn Bousman‘ın yönettiği Saw II (2005) splatter ve torture porn korku alt türüne ait olmasına rağmen sıklıkla slasher alt türünde görülen Final Girl imgesini Amanda Young karakteri üzerinden kurar. Polisler ve basın tarafından Jigsaw adı verilen John Kramer kanser hastası olduğunu öğrendikten sonra yaşam ve ölüm hakkında cevapları olmayan soruların üstesinden gelmek için insanları kaçırarak onları çeşitli hayatta kalma oyunlarına hapseder. Kramer kaçırdığı insanlara ahlaki bir ders vermek isterken kendisi de ahlaki bir paradoksun ortasında konumlanır. Jigsaw‘un düşünce sistemi görünüşte toplumsal adaletsizliğe karşı çıkıyor gibi görünse de oldukça bireyci ve Amerika’nın kendi adaletini kendin sağla anlayışına dayanır. Bir vigilante gibi hareket eden Jigsaw kurbanlarını direkt kendisi öldürmek yerine onlara ölümcül oyunlar ve testler uygular. Böylece kurbanlarının kendi hayatlarına kendilerinin son verdiğine inanır. Jigsaw insanların hayatlarındaki sorunları büyük ölçüde bireysel seçimler ve ahlaki bozukluklar olarak görür. Bir kişi uyuşturucu kullanıyorsa Jigsaw bu durumu direkt bireyin başarısızlığına bağlar. Oysa kişilerin ahlaki sorunları ve seçimleri toplumsal koşullara da bağlı olabilmektedir. 

Leigh Whannell (Saw)

Bu bakımdan Jigsaw neo-liberal düşüncenin izinde sorunları bireye atfederek sistemi sorgulamaktan kaçınır. Kendisini üstün ahlaki değerlere sahip bir insan olarak diğer insanların üzerinde konumlandırır. Her şeyi bireyin kendi sorumluluğuna indirgemek kişinin içinde bulunduğu toplumsal koşulların sorumluluğunu ortadan kaldırmaktadır. Bu durumda Jigsaw kendini değiştirmeyi seçmeyen insanların ölmesini haklı bulur. Jigsaw toplumsal sorunları sistematik ve kolektif meseleler olarak görmek yerine bireysel ahlaki başarısızlıklar olarak ele alır ve bu sorunları şiddet yoluyla düzeltmeye çalışır. Jigsaw‘un ölümcül oyunları ve testleri ahlaki olarak bozulmuş insanlar için bir terapi sistemi olarak sunulur. Bu oyun ve testlerden sağ çıkan ve Jigsaw‘un felsefesini devam ettirebilecek kişiler Jigsaw‘un öncelikle çırakları haline gelir, daha sonrasında ise Jigsaw’un yerine geçerler. Bunun en önemli örneği olarak Amanda Young karakteri gösterilebilmektedir. Amanda Jigsaw’un felsefesine uyduğu, onu sorgulayıp manipüle etmediği sürece hayatta kalabilir. Bu noktada Amanda üzerinden final girl imgesi tartışılabilir hale gelir.

Emmanuelle Vaugier (Saw II)

Carol Clover Men, Women, and Chainsaws adlı çalışmasında Final Girl kavramını açıklar ve slasher filmlerin diğer korku alt türlerine göre fazla feminist alt koda sahip olduğunu iddia eder. Clover‘a göre slasher filmlerinde kamera çoğu zaman kadın karakterin bakış açısına geçer. Seyirci korkuyu kadın karakterin deneyimi üzerinden yaşar. Kadın karakterler erkek karakterlerden daha güçlü ve zeki olabilmektedir. Clover aynı zamanda final girl karakterin hayatta kalabilmek için ‘maskülen’ özellikler -cesaret, saldırganlık, akılcılık, kararlılık vb.- kazandığını belirtir. Amanda Young final girl olarak sunulsa da Saw filmlerinde bakış açısı neredeyse tamamen erkek karakter üzerinden ilerler. Kadın karakterler kurban veya rehine durumundadır ve onları gözetleyen sürekli olarak bir erkektir. Final Girl karakterler erkek katilden kaçan ve hayatta kalan kadınlar olarak sunulur. Ancak Amanda karakteri Jigsaw‘un talimatlarını uygulayarak hayatta kalır ve onun çırağı haline gelir. Dolayısıyla Amanda kendi zekasıyla Jigsaw‘u alt eden güçlü bir kadın figürü olarak sunulmaz. İlerleyen filmlerde Jigsaw’un sistemini sorguladığı ve testleri manipüle ettiği için hayatına son verilir. Erkek karakterler aktif özne konumundayken kadın karakterler pasif özne konumuna yerleştirilerek mizojinist bir toplumsal cinsiyet anlayışı yeniden üretilir. Amanda‘nın hayatta kalması onu otomatik olarak final girl haline getirmemektedir. Amanda karakteri filmin merkezinde yer alan veya Jigsaw‘u yenen bir figür değildir. 

Ken Leung, Danny Glover (Saw)

Final Girl karakterinin dış görünüşü de genellikle maskülenize edilir, filmde yer alan diğer kadın karakterlerden daha az ‘kadınsı’ olarak resmedilir. Amanda karakteri bu tanıma uysa da final girl karakteri olarak Clover‘ın belirttiği şekilde güçlü bir kadın figürü sunmaz. Zaten eğer korku filmlerinde kadın karakterin hayatta kalması için erkeksi olması ve cinsel olarak pasif bir rol oynaması gerekiyorsa final girl modelinden tamamen feminist olarak bahsedilememektedir. Amanda filmler boyunca işkence gören diğer kadın kurbanların yanında olmak yerine eril aklın yaratmış olduğu sistemi devam ettirme çabasındadır. Bu durum da onu feminist bir karakter olmaktan uzaklaştırmaktadır. 

Shawnee Smith (Saw)

Saw ve Saw II filmlerinde ahlaki paradoksun içindeki neo-liberal düşüncenin izinden giden Jigsaw belirli anlarda haklı bir anti-kahraman ve vigilante olarak sunulmaya çalışılsa da son derece hipermaskülen ve erkek şiddetini gerçekleştiren bir karakterdir. Amanda ise bu erkek şiddetinden erkeğin talimatları sonucunda hayatta kalan ve onun izinden giden final girl figüründen son derece uzak feminist kodlara sahip olmayan bir karakter olarak ön plana çıkar. Dolayısıyla Saw alt metinlerini güzel bir kaplama aracılığıyla gizler. Seyirci Jigsaw‘un ahlaki yozlaşma üzerine yaptığı konuşmaları ve Amanda‘nın hayatta kalan kadın figür olarak sunulmasıyla filmin kanları altına yazılan yazıyı okumakta zorlanmaktadır.

Berfin Tutucu

Exit mobile version