Yorgos Lanthimos’un 77. Cannes Film Festivali’nde yarışma kategorisinde yer alan Kinds of Kindness (Nezaket Türleri, 2024) hiçbir sınırı zorlamayan, arkasına dayandığı gergin müzik tınılarıyla yıkanan, yeniliğe dair tahminden öteye geçemeyen, kendisini gerçekleştiremeyen yarım bir film olarak karşımıza çıkıyor. Toplamda üç ana bölümden oluşan anlatıya sahip filmin her bölümünde karakterleri oynayan kişiler değişmese de karakterlerin işlevleri değişiklik gösteriyor. Buna göre devam eden üç bölümün izleyiciye sunmuş olduğu deneyim daha önceki Lanthimos filmleri üzerine yeni bir katman eklemiyor. O kadar ki uzun metraj olarak belirtilen bu film yönetmenin filmografisi için bir nevi tanıtım filmi olarak bile değerlendirilebilir. Hikâyelerin kendi içerisinde bölümlenmiş olması anlatı kompozisyonunu defalarca böldüğü için dağınık bir yapıyı besliyor. Filmin hemen açılışında tüm salonu dolduran Eurythmics‘in Sweet Dreams (Are Made of This) şarkısı aniden katıksız bir heyecanın patlak vermesinde güçlü bir başlangıca işaret ediyor. Buna rağmen filmin geri kalanında yoğunlukla kullanılan gregoryen müzik tasarımı izleyiciyi belli bir gerginlik ortamına hazırlaması amacıyla yerleştirilmiş olsa dahi, tınıların aşırı tüketimi nedeniyle filmdeki bazı sahnelerde fazlalık hissi yaşatıyor. Buna göre başlangıç jeneriğine izleyiciyi tam olarak belli bir beklenti doğrultusunda hazırlayan Kinds of Kindness, bu anın geri kalanında Lanthimos’un kendi tarzında türler denemesinden öteye geçemiyor. Öyle ki her üç hikâye de herhangi bir anda köşeye not alınmış karalamalara, içi doldurulmamış boş birer hamura benziyor.
Nezaketin Kanatları Yoktur
Filmin başrollerinde Emma Stone (Rita / Liz / Emily), Jesse Plemons (Robert / Daniel / Andrew), Willem Dafoe (Raymond / George / Omi), Margaret Qualley (Vivian / Martha / Ruth & Rebecca) ve Hunter Schafer (Anna) yer alıyor. Tematik olarak birbiriyle bağlantılı gözüken hikayeler anlatan Kinds of Kindness’ın tek odak noktası R.M.F. baş harflerinden oluşan bir karakter; bu karakterin her üç bölümde de karşılaştığı absürt olayları takip eden filmin temel dinamiği gregoryen müziklerin kullanımına bağlı olarak gerçekleşiyor ve yer yer buna gri tonlar da eşlik ediyor. Buna göre her bölümde nezaketin çeşitli biçimlerine zaman zaman alegorik, bazen ise metaforik olarak denk geliyoruz. Filmin bu göstergesel yaklaşımı teatral bağlamda belli bir kara komedi tonu doğuruyor. Karşımıza çıkan tüm karakterlerin içerik olarak tamamen grotesk olduklarını söyleyebiliriz. Diğer yandan anlatının alaycı yapısı ise tüm kompozisyon boyunca akıcı bir şekilde anormalliğinden hiçbir şey kaybetmeyen insancıl dışavurumu bir tenis topu gibi bir duvardan diğerine sektiriyor.
Bir İtaatkârın El Kitabı
Nezaket göstermenin bir anlamda boyun eğme haline oldukça alaylı bir şekilde yaklaşan Lanthimos, buna göre herhangi bir talebe itaat eden, olumlu karşılık veren kişinin mümkün olan her tür duygusal dışavurumuyla hem fiziksel hem psikolojik olarak oynayarak adeta nezaket kavramını tiye alıyor ve onu kullanılmış bir mendil gibi etrafta sallandırıyor. Bu şekilde itaatkâr olmanın masum yanına, negatif bağlamda olsa da göz kırpan Kinds of Kindness, her bölümde karakterlerin karşılaştıkları durumları birbirine karıştırarak aynı görsel karakter üzerinden olaylara farklı açıdan bakmamızı sağlıyor, bir anlamda nezaketin sadece işlevsel yanı değişikliğe uğruyor. Aynı doğrultuda kişinin doğuştan kısıtlanmış özgürlüğüne de selam eden Lanthimos, her koşulda birinin bir başkasının düşüncesine olumlu yaklaşması bağlamında özgürlüğün imkânsızlığından dem vuruyor. Bu şekilde özgür iradenin veya bireysel bir karar vermenin hiç var olmamış hali, karakterler üzerinden uzun soluklu bir kayboluş etkisi yaratıyor. Olumlu karara bağlı olarak gelişen teslimiyetin yapısı, sonunda ölümle karşılaşılsa dahi kendini filmin her bölümünde daha da güçlü kılarak alaycı yapısını koruyor.
Otoriter Figürü Kayıtsız, Mutsuz Bir Seks Sembolü Olarak Kullanmak
Şiddetin her biçiminin savunmasız hali güzelleme yapılarak sunulurken gizemli ve berbat olarak adlandırılan eylemlerin bütünü, albenisi olan bir nesneye dönüştürülüyor. Yemeklerin kinaye motifi olarak kullanılması ve her bir bölümde bu yemek biçimlerinin insan etine yapılan göndermelerle buluşması klasik Yorgos Lanthimos film yapısına işaret ediyor. Hem bireysel hem de toplumsal otoriteye kucak açmak, ancak aynı zamanda mutsuz bir karakter yapısı çizmek ve zorunlu olanın durumundan kendini sıyıramamak teslimiyetin en tuzlu versiyonunu tattırırken, diğer yandan aşağılanmanın zorunlu bir mutluluk olduğu savının içini dolduruyor.
Tüm bu göndermeler silsilesinin filme içerik olarak etkisi son derece estetik olarak yansıtılıyor ancak buna göre mekânların ve kostümlerin kullanımındaki eksiklik, sürekli olarak kapımızı çalan gregoryen müzik vuruşlarının gereksiz kalabalığı ve bölümler arası ani geçişlerin yaratmış olduğu dengesizlik filmin iskeletini olumsuz etkiliyor. Başlangıçta tek bir hikâye olarak düşünülen Kinds of Kindness’ın en etkisiz, zayıf yanı bölümlere ayrılıyor olması. Anlatım biçimi olarak tek yönlü bir hikâye kullanılmış olsaydı içerik olarak zengin gözükebilecek göndermeleriyle birlikte “derli toplu” bir konstrüksiyon sunabilirdi. Tema olarak her bölümde içeriği koruyor olması da, yine bölümler arasında belli bir anlatım tekrarına dönüşüyor. Lanthimos, anlatım tekniği olarak her ne kadar farklı bir biçim denemiş olsa da Kinds of Kindness’ı sözlükte birden fazla anlamı olan tek bir sözcük olmaktan öteye götüremiyor.

