Site icon Dial M for Movie

Opal Bilimkurgunun Karikatürize Edilmiş Egolojisi: EMPIRE – Berlinale #6

Bu yıl 74. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde izlediğimiz L’Empire (İmparatorluk, 2024), Bruno Dumont’un yönetmenliğinde komedinin bilimkurguya dokunmaya çalıştığı bir film. Mekânsal olarak oldukça yerel bir atmosfere sahip olan yapımda bilimkurgu sertliği ve sivriliği yerine daha çok karikatürize edilmiş bir dünyanın fâni bilimkurgusu ile karşılaşıyoruz. Birbiriyle uyumlu olmayan kamera çekimlerinin takip ettiği filmin anlatımında zıtlıklar sürekli kol kola iken izleyici hiçbir zaman tek bir kompozisyon içine sürüklenmiyor. Bu anlamda cılız geçişleri olan film, desteklemiş olduğu sembolizm yapısını da kendi içinde herhangi bir açıklığa kavuşturmadan eritiyor. Dekorun tamamen dünyevi, zaman zaman ise yerele dönük imgesi ilkel bir felsefi anlayışı akla getirirken diğer yandan seyir estetiğini törpülemede geri kalıyor. L’Empire, bütüncül bir soru sormadan bilimkurgunun görme yetisini elinden alan ve ilk bakışta nötr bir ışık sunan bir film.

Masal Anlatıcılığının Arzusuna Yönelik Beklenen Karanlık Düş

Filmde baştan sona dek Bruno Dumont’un absürt masal anlatıcılığına maruz kalıyoruz. Bu durum kompozisyonun işleyişini birçok defa durdurma potansiyeline sahipken araya giren dil bariyerinin ağırlıksız yapısı hiçliği birçok kez kendi içinde yok olmaktan kurtarıyor. Destansı gibi gözüken içeriğinin ilerleme biçimi, alışıldık bir bilimkurgunun ciddiyeti yerine komedi türüyle el sıkışıyor. Bu da filmin tadını daha da kaçırırken, karakterlerin günlük yaşamda hayli baskın olan rutinleri de bu anlayışı besliyor. Bölgenin istilası üzerine başlayan çatışmanın baş kahramanlarını Line (Lyna Khoudri), Jane de Baecque (Anamaria Vartolomei), Kraliçe (Camille Cottin) ile Belzébuth (Fabrice Luchini), Van der Weyden (Bernard Pruvost), Jony (Brandon Vlieghe) ve Rudy (Bernard Pruvost) şeklinde iki kategori halinde saymak mümkün. Oyuncu kadrosu açısından özgün bir çeşitlilik yakalamış olan Dumont, her bir karakterini farklı bir yapıda çizerek filmin kompozisyonunda eksik olan geçişleri anlatısında bu şekilde renklendirmiş. Bilimkurgunun klasik arketiplerini kullanan L’Empire, zaman zaman değiştirmiş olduğu mekânsal tasarımıyla görsel bir sırıtmaya neden olabiliyor. Bu anlamda türün beklentilerini de beslemediği için seyir esnasında bu anlatım biçimi bir nevi “yenilik” olarak yansıyabiliyor ancak muhtemel yeniliğin alt metni, eksikliklerden beslendiği için filmin akışında birtakım boşluklar doğuruyor.

Fabrice Luchini

Bilimkurgu Fantezisinin Lirizmi

Bruno Dumont, yıldızlararası savaş fikrinin büyüsüne doğru yuvarlanıp kendisini de yaratmış olduğu galaksinin içine dahil ederken, günlük kıyafetleriyle takılan karakterlerini de peşinden sürüklüyor. Kuzey Fransa kıyıları, Dumont’un uzay evreni ile bir araya geldiğinde atmosfer bilindik bilimkurgu mekân algısının çok uzağına düşünce ortaya oldukça eklektik bir manzara çıkıyor. Berlinale’de (2024) Gümüş Ayı ödülünü kucaklayan L’Empire, absürt bir anlatım yolunu tercih ederek bilimkurgunun etik buyruğunu olabildiğince kırmaya çalışmış. Film, “insanlar değersizdir” repliğini dile getirebilmek adına etten yapılmış, hayli insan görünümlü bedenlere ufak tefek fütürist dokunuşlar getirerek tutarsızlıklarla dolu bir varoluşun vasat görkemini ayakta alkışlıyor. Burlesk yapısı filmin türüne varoluşsal kaygı bağlamında bakılmasını mümkün kılsa da beklenilen uzay operasını sunma biçimi olarak son derece farklı bir taraftan bakan Bruno Dumont, insanoğlunun komik ve kibirli yanını aynı tabakta servis ediyor.

Lyna Khoudri

Kendi İklimine Kolayca Adapte Olabilen Natüralist Bir İmparatorluk

Gündelik yaşama ait sorunların oldukça sıradan bir şekilde serpiştirildiği anlatımda, günümüz Fransa’sında kullanılan telefon numaraları üzerinden şekillendirilen sorunsal, uzaysal zamanın faniliğini ortaya koyuyor. Sıfırlar ve Birler arasında dönen mücadele biçimi alt mesaj olarak hükmetme arzusunu toplumsal polemiğe indirirken aynı zamanda görünmez bir uzay-cehennem atmosferine yapay bir imrenme duygusu yüklüyor. Afişi saf dışı ettiğimizde (bu kadar kötü bir afiş uzun yıllardır yapılmamıştı) filmin tanıtım görselleri, Bruno Dumont’un L’Empire dünyasına yönelik belli bir merak ve çekim noktası yaratabilme potansiyeline sahip.

Brandon Vlieghe

Özellikle Versailles Sarayı girişinin kullanımı, romanesk mekânsal tasarım ve Notre-Dame göndermesi filmi, tanıtım havuzunda iyi bir gezintiye çıkarıyor. Uyuşturulmuş bir bilimkurgu fantezisine hizmet eden L’Empire, türe karşı yer yer anarşik bir doğrultuda ilerlerken zaman zaman da 90’lardan kalma yüksek sesli bir oyunun arka planı şeklinde renklerinin ver görsel çekiminin yansımasını belli bir olumluluk düzeyine getirmeye çalışıyor. Türün nadir bir öğesi olarak kabul edilebilir olan Bruno Dumont’un son filmi sıradan dünyalılar etrafında, komplo teorileri çerçevesinde sırtını Fransa’nın tatil bölgesine yaslayarak minimal bir görsel deneyim sunuyor. Üç boyutlu karakter kavramını terk etmeyen yapısıyla, herhangi bir duygusallıktan uzak, kendi tarzında gülünç bir hicve tanıklık etmeye davet ediyor.

Burcu Meltem Tohum

Exit mobile version