ROSEBUSH PRUNING: Aile Kavramının Monotonluğundan Manipüle Edilmiş Bir Ritüel Yaratmak

76. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Yarışma kategorisinde gösterilen Karim Aïnouz’un son filmi Rosebush Pruning’de (2026), kokteyl niyetine kullanılan cinsel öğelerin birer leitmotiv gibi sürekli kendini tekrar etmesi, yönetmenin genel olarak film üzerindeki tonunu da belirliyor. Filmin oyuncu kadrosu oldukça dikkat çekici; Elle Fanning (Martha), Callum Turner (Ed), Pamela Anderson (anne), Riley Keough (Anna), Lukas Gage (Jack), Jamie Bell (Jack) ve Tracy Letts (baba). Filmin senaryo koltuğunda ise Marco Bellocchio’nun yanısıra, daha önce Yorgos Lanthimos’un birçok filminin senaryosunu yazmış olan Efthimis Filippou oturuyor. Bellocchio ismi tanıdık geldiyse, sebebi kendisinin 1965 yapımı Fists in the Pocket filminin yönetmeni ve senaristi olması. Rosebush Pruning, Fists in the Pocket’ın yeniden çevrimi. Bu anlamda filmin dinamiği ve genel atmosferi oldukça zengin bir ambalaj tasarımına sahip. Buna karşın filmin her sekansında Karim Aïnouz’un imzasını rahatlıkla hissedebiliyorsunuz. Yönetmenin önceki filmlerine aşina iseniz bunu yakalamanız hayli kolay, buna karşın kendisini bu filmle tanımaya başlıyorsanız alışılagelmemiş çekim tekniklerinin görsel dille buluştuğu anlar dikkatinizi dağıtabilir. Rosebush Pruning, her sahnesiyle izleyiciye pek güvenli bir alan bırakmıyor. Özellikle karakterlerin başlangıçtan itibaren bitik olarak çizilmesi ve her sekanstan sonra hemen hemen tüm karakterlerin bireysel veya kolektif bir trajedinin parçası olması tema olarak gerilim atmosferini destekliyor.

Arka sıra: Elle Fanning, Jamie Bell, Callum Turner, Lukas Gage. Önde: Riley Keough, Tracy Letts.

Alışılmadık Bir Aile

Aile dinamiğini ve atmosferini alışılmadık bir şekilde ele alan Rosebush Pruning, hikâyesinin anlatım biçimini üçüncü tekil şahsa atıyor. Anlatıcının aile bireyleri arasında doğrudan anahtar bir görev oynaması ise teknik anlamda anlatının akıştaki sorumlusunu doğrudan işaret ediyor. Kimi zaman anlatım biçimi bağlamında tanrısal bakış yaklaşımları mevcut olsa da, yönetmen bunun kendisini direkt olarak gerçekleştirmesine izin vermiyor. Mekân kullanımı film boyunca hayli izole bir durumda, bu da karakterlerin çizimiyle ilgili sağlam bir ipucu. Öte yandan karakterler de kendi içlerinde izole haldeler. Her ne kadar çoğu sahnede ailenin hep beraber olduklarını görsek de hepsinin kendi bireysel yalnızlık biçimleri adeta onları birbirine yapışık tutan yegâne faktör oluyor. Bir nevi aile arasındaki görünmez bir ritüele de işaret eden bu durum, tabiri caizse yalnızlığın senfonisi gibi. Bu anlamda hem teknik hem de görsel düzlemde filmde doğrusal orantı mevcut. Özellikle mekân kullanımında ellerindeki sahadan pek ayrılmayan ailenin gezdikleri yerler aracılığıyla çizdikleri harita, bir vücudu simgeliyor. Dolayısıyla film boyunca karşımıza çıkan cinselliğe dair koku, doku ve hemen hemen her şey, filmin anlatısının ana çerçevesini oluşturuyor. Öyle ki tamamen izole olan yeşilliğin içerisine hapsolmuş olanlar, bir anlamda bedenlerinin de içerisine hapsolan bireylerin görünmez tablosunu işaret ediyor. Bu bağlamda bedenin tüylerini anımsatan ormanın işlevsel yanı, anlatıda dekoratif bir araca dönüşüyor.

Pamela Anderson

Gerçeklikten Uzak Masalsı Kurgunun Kurbanları

Kurban kavramıyla kurban etme eyleminin hem metaforik hem de gerçek anlamda birbirleriyle buluşması Katalonya’nın içine hapsolmuş evdeki zenginliğin monotonluğunu renklendiriyor. Bu şekilde evi kendi içerisine hapseden ormanın sınırları, filmin sınırlarında işaret edilen bedenle başlıyor ve yine bedenle bitiyor. Filmin çekim teknikleri kimi zaman oldukça modern bir reklam tadında, özellikle şarkıların kullanımı ve onların tercih edilme durumu bunu net bir şekilde çerçeveliyor. Kim ki bu bedensel arazinin sınırlarından taşarsa o kişi oyundan tamamen çıkıyor ve ormanın kurtlarına yem oluyor. Bu anlamda Rosebush Pruning bir dönüşüm trajedisi de sunuyor. Karakterleri bu doğrultuda şekil alırken filmin tonu da aynı değişimleri takip ediyor ve bu şekilde kimi zaman baskın kimi zaman durağan olan senaryonun dinamiği artıyor. Müzik ve görsel anlatımın resmedilme hali filmde başlangıçtan itibaren mevcut olan trajedinin yansıtılması düzleminde komedi unsurlarını da destekliyor. Bunun dışında büyük marka isimlerinin peşi sıra filmde izleyicinin önüne defalarca kez serilmesi filmin neredeyse büyük bir kısmını hedef alırken görsel olarak filmin anlatımını yavaşlatmış oluyor. Bu da filmde birden fazla görsel anlatım biçimi olduğuna ve içerik çeşitliliğine göndermede bulunuyor.

Callum Turner, Lukas Gage, Riley Keough

Dikenleri ve İğneleri Kurguda Manipüle Aracı Olarak Kullanmak

Oyuncuların ve onlar için çizilen karakterlerin kimyası doğrusal bir şekilde yakalanmış, bu anlamda da neredeyse tüm karakterler zıt renkler barındırsalar bile genel tabloda uyum içindeler. Buna karşın karakterler arasında küçük mesafelerin bulunması, söz konusu tablonun dikkat çekici yansımalarını destekliyor. Düz bir anlatımdan ziyade filmin kendi içinde dengesiz bir akışı var; cinsel olanı fonetik bir geçiş gibi ele alıp bunu aileyi kutsal kılan ve aileyi birleştiren etmen olarak vurguluyor. Aynı şekilde kullanılan müzikler arasında da bir uyumsuzluk mevcut, buna rağmen filmin seyri elle tutulur bir şekilde sekteye uğramıyor. Bu faktörü en iyi şekilde sırtında taşıyan, anlatımın bizzat kendisi olması Rosebush Pruning’in hikâyesinde sanki her zaman daha fazlası gelecekmiş gibi hissettiriyor. Rosebush Pruning, yönetmenin önceki filmleri gibi tuzlu, terli, sıkışmış hissettiren bir çatı sunmazken, aynı şekilde izleyicinin eline doğrudan şeker de uzatmıyor.

Burcu Meltem Tohum

FIREBRAND (Karim Ainouz) film eleştirisi için tıklayın.

Bir Cevap Yazın