THE PHOENICIAN SCHEME: Bulmacada Çizgiyi Kesen Noktayla Kendini Gerçeklikten Mahrum Bırakmak

78. Cannes Film Festivali’nde yarışma kategorisinde yer alan Wes Anderson’un son filmi The Phoenician Scheme (Fenike Planı, 2025) bir aile bağı dramını statik görüntü kompozisyonuyla kendi tonunu hiç bozmadan aktaran bir yapım. Her zaman olduğu gibi Anderson tarzıyla inşa edilmiş olan son derece estetik set tasarımı, bazı sofistike ayrıntılarla zenginleştiriliyor. Bağlantıları açısından iç içe geçirilmiş anlatı biçimleri filmin görsel estetiğinin yanısıra içerik estetiğine de sıradan bir bakış açısından çok daha yoğun başka bir kapı aralıyor. Filmin senaryo koltuğunda Wes Anderson’ın yanı sıra, kendisinin daha önce birçok projede beraber çalışmış olduğu Roman Coppola bulunuyor. Kayıp bir aile portresine olabilecek en mizahi yolla ulaşmaya çalışan The Phoenician Scheme, adeta esrarengiz bir yolculukta sırt çantasında bulundurulması gereken haritaya benziyor. Filmin eksi yönlerinden bahsetmek güç olsa da Anderson’ın bu filminde de filmografisine farklı bir ton kazandırmamış olması filmdeki tek olumsuz dışavurum olabilir. Öte yandan The Phoenician Scheme dediğimizde emin olun ki sizi klasik, biçemiyle neredeyse klişelişmiş bir Wes Anderson filmi bekliyor olacak.

Benicio Del Toro & Mia Threapleton

Kendi Üniformasından Yelpaze Yapan Terzi

78. Cannes Film Festivali’ndeki Dünya prömiyerini takiben kısa bir süre sonra genel gösterimde izleyiciyle buluşacak olan The Phoenician Scheme’in başrollerinde Benicio Del Toro (Zsa-zsa Korda), Mia Threapleton (Liesl), Michael Cera (Bjorn Lund), Willem Dafoe (Knave), Tom Hanks (Leland), Bryan Cranston (Reagan), Scarlett Johansson (Hilda), Bill Murray (Tanrı), Benedict Cumberbatch (Nubar) ve Charlotte Gainsbourg (ilk eş) gibi büyük isimler yer alıyor. Filmde oyuncular arasında dikkatimizi en çok çeken kişi Kate Winslet’ın da kızı olan Mia Threapleton oluyor. Hem canlandırmış olduğu karakter bakımından hem de Anderson’un sinematik evrenine uyan yansımasıyla film için oldukça doğru bir tercih olmuş. Basın toplantısında filmin setine her gün gitmek için sabırsızlıkla bir sonraki günü de beklediğini belirten Threapleton’ın gelecek vaat eden performansı dikkat çekiyor. Köşeli yüz tiplemesiyle kimi zaman filmde melek imgesi olarak karşımıza çıkan oyuncu, filmi ortak noktaya bağlayan bir merkezi nokta gibi kullanılıyor. Setin göstergesel yapısı, karakterlerin kostüm ve karakter bakımı açısından dışavurumcu yansıması, mekânların tasarımı ilk etapta her Anderson filminde olduğu gibi izleyiciyi ana mevzuya yaklaştırmaktan ziyade, ağır adımlarla uzaklaştırıyor. Diyaloglar eşliğinde ana anlatının açılması ancak filmin ortalarında gerçekleşiyor. Bunun dışında eğer ki Wes Anderson filmografisi içinden herhangi birkaç filmi aynı gün içerisinde peş peşe izliyorsanız, yönetmenin bir filminin bitmesinin hemen ardından The Phoenician Scheme’i açmış olmanız herhangi bir kompozisyon değişikliğine yol açmayacaktır.

Benicio Del Toro

Renklerin Uyumu Karmaşıklığın Bütününü Gölgeliyor

Kilise, devlet, casuslar, isyancılar vb. kategorilere ayrılan yapısıyla filmin politik yönü ağır basıyor. Buna ek olarak patlamaların gerçekleşmesi ve kurgusal dramın adeta kendi içinde devrimsel bir ton taşıması, filmi bir anlamda yönetmenin diğer filmlerinden başka bir yere ufak bir farkla yerleştirebilir. Yozlaşmanın ve şiddetin biçimlerini en yumuşak tonlarla aktaran Wes Anderson, The Phoenician Schemeile kendi sinemaseverlerinin anlayabileceği türden nüanslar sunuyor. Gizli operasyonların takla atması, politik oyunların üst seviyeye çıkması ve suikast planlarının kendi halinde belli bir oyunun içinde dönüp durması küçük resimde dikkat dağınıklığı yaratsa da büyük resimde bir aile planlamasına işaret ediyor. Kendisine has bir sinema grameri oluşturan Wes Anderson, tasarlanmış olanın kronik alfabesini sunuyor. Görsel düzlemde oturtmuş olduğu estetik özen, bu filmde de anlatının içerik bakımından geride kalmasına neden oluyor. Renk tonu olarak kullanılan pastel geçişler ve geometrik olarak belli bir düzene oturtulmayı bekleyen görsel anlatı maksimum gücünü kullanmasa da senaryonun öne geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu da filmi her ne kadar yenilikçi bir kategoriye sokuyor gibi gözükse de film, kendi yenilik kavramı içerisinde yeterince parlayamıyor.

Benicio Del Toro

Gerçeklikle Etkileşime Girme Çabası

Oldukça pitoresk karakterlerin ve siyah-beyaz kısa çekimlerin araya karışmasıyla, simetrik çekimlerin de yardımıyla izole ve birbirinden bağımsız sahnelerin karşımıza çıkması Anderson’un kontrollü anlatım akışını destekliyor. Büyük bir soygun yolculuğunun içsel huzur arayışı içerisinde kimi aşamada bir tür hac yolculuğuna dönüşmesi karanlığa doğru açılan bir gece yarısı perdesini anımsatıyor. Tehlike ve bireyler arasındaki bağlılığa işaret eden filmin nabzını sürekli yüksek hızda tutan ritim, birçok kılıkta karşımıza çıkarak The Phoenician Scheme’in mimarının sessiz yakarışı oluyor.

Burcu Meltem Tohum

Bir Cevap Yazın