Kendi imkanlarımızla ilk kez 2020’de, sonrasında ise akredite olarak, bu yıl dördüncü kez katıldığımız Berlinale’de The Only Living Pickpocket in New York, The Weight ve Rose ile Queen at Sea’nin yanısıra, İlker Çatak’ın Sarı Zarflar filmi de favorilerimiz arasındaydı, biz de Berlin’den artık ayrılma vaktimiz geldiğinde, son anda Sarı Zarflar’da Ezgi karakterini canlandıran Leyla Smyrna Cabas ile kısa bir söyleşi yapma şansı yakalayınca hemen değerlendirdik. Kendisine bize vakit ayırdığı için çok teşekkür ediyoruz. Berlinale’den Büyük Ödülle, Altın Ayı ile dönen Sarı Zarflar ülkemizde 27 Mart itibariyle gösterimde, mutlaka izleyin deriz. Keyifli okumalar! – Röportajın kapağında yer alan Leyla Smyrna Cabas fotoğrafı: © Jens Koch, Berlinale.

Film ekibine dahil olma sürecinizle ilgili detayları paylaşabilir misiniz? Sizin için nasıl bir deneyimdi?
Film ekibine dahil olma sürecim tamamen tesadüfen gelişti. Ceren Sena Akdeniz (casting direktörü), Ezgi rolü için 14-15 yaşlarında, Almanya’da çekilecek filmde yer alabilecek, vize sorunu olmayan ve yabancı dil bilen bir oyuncu ararken; annem ve babamın da arkadaşı olan Dot Tiyatro’nun kurucusu Özlem Daltaban’a danışmış. Özlem de benim oyunculukla ilgilendiğimi bilmeden beni önermiş. Sonrasında İlker’le ve ekiple tanıştım; İpek Bilgin’le kısa bir çalışma sürecimiz oldu ve okuma provaları yaptık. Tüm bu süreç benim için çok heyecan vericiydi. İlk kez bu ölçekte bir prodüksiyonda yer aldığım için her şey yeniydi. Hem kamera önünde hem de set ortamında, ekip arkadaşlarımla iletişim kurarken çok şey öğrendim. Sarı Zarflar’ın her aşamasından büyük keyif aldım. Benim için hem çok öğretici hem de unutulmaz bir deneyimdi.

Karakterinize nasıl hazırlandınız?
Karaktere hazırlanırken İpek Bilgin’le çalıştım. Dört kez buluştuk; beni açmaya ve role yaklaştırmaya yönelik egzersizler yaptık. Sadece oyunculuk açısından değil, genel olarak hayatıma da katkı sağlayacak çok şey öğrendim. Ayrıca Ezgi’nin geçtiği sınav sürecini o yıl ben de yaşıyordum. Filmi, LGS’ye girdikten 2-3 hafta sonra çektik. Bu yüzden karakterin sınavla ilgili yaşadığı stres ve duygular benim için çok gerçekti. Hatta çekimler sırasında hâlâ o sürecin içindeydim. Bu da rol yapmaktan çok, hissettiklerimi doğrudan yansıtmama yardımcı oldu.
Filmin çekim mekânları her ne kadar Almanya’da olsa da senaryonun mekânsal çatısı İstanbul ve Ankara üzerine kurulu. Bunun karakterinizin çizimi ve karakterinize hazırlanma bakımından olumlu ya da olumsuz etkileri oldu mu? Biçimsel yenilik diyebileceğimiz bu tekniği bir oyuncu olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
Filmin Almanya’da çekilmesi de benim için bir zorluk yaratmadı. Aksine, anlatılan hikâyenin yalnızca Türkiye’ye ait olmadığını, dünyanın farklı yerlerinde de benzer durumların yaşandığını vurgulayan güçlü bir tercih olduğunu düşünüyorum. Bu yönüyle oldukça yaratıcı bir yaklaşım.

Oynadığınız filmle uluslararası bir festivale ilk kez mi katılıyorsunuz yoksa Ayçıl Yeltan’ın Fidan’ıyla da bir festival koşturmacası yaşamış mıydınız? Genel olarak Berlinale ve festival deneyiminizi bizimle paylaşabilirseniz çok seviniriz. Berlinale sürecinde festival filmlerinden izleme şansınız oldu mu? Eğer olduysa bir favoriniz var mıydı?
Ayçıl Yeltan’ın Fidan filmi Altın Portakal Film Festivali’nde açılış yaptı ve bu benim için büyük bir heyecandı. Film birçok uluslararası festivale de katıldı ancak ben okulumu aksatmamak için bu sürece dahil olamadım. Berlinale ise katıldığım ilk büyük uluslararası festivaldi. Oradaki deneyimim, daha önce yaşadığım her şeyden çok farklıydı. O heyecan, mutluluk ve “bunu biz yaptık” hissi gerçekten tarif etmesi zor bir duyguydu. Ne yazık ki 18 yaş altı olduğum ve filmlerin yaş sınırları henüz netleşmediği için festivalde başka film izleyemedim; sadece Sarı Zarflar’ın gösterimine katılabildim.
Oyunculuk kariyerinin nispeten başında bir sanatçı olarak ileride oynamayı arzuladığınız bir karakter var mı? Buna sevdiğiniz herhangi bir filmdeki (ya da filmlerdeki) karakterler üzerinden de örnek verebilirsiniz.
Şu an için özellikle oynamak istediğim spesifik bir karakter yok. Ama mümkün olduğunca farklı roller deneyimleyerek kendimi geliştirmek istiyorum.

Eğer elinizde bir fırsat olsaydı Sarı Zarflar filminde hayat verdiğiniz karaktere eklemek ya da ondan çıkartmak istediğiniz bir özellik olur muydu?
Eğer elimde öyle bir imkân olsaydı bile Ezgi karakterinin hiçbir özelliğini değiştirmek istemezdim.
Sizi oyunculuğa iten, size ilham veren bir oyuncu ya da bir film var mı?
Beni oyunculuğa yönlendiren tek bir kırılma anı olmadı. Hatta Sarı Zarflar’ı çekerken bile oyunculuğa devam etmeyi planlamıyordum. Ama film izlemeyi, izlediğim filmler üzerine yazılar okumayı, yeni yönetmenler keşfetmeyi ve onların anlatım dillerini incelemeyi çok seviyorum. Kamera önünde kendimi rahat hissettiğimi de fark edince, bu alanda ilerlemeye karar verdim.
Teşekkürler.
Sorular: Burcu Meltem Tohum

İlgili okumalar:
- Sarı Zarflar (eleştiri, Burcu Meltem Tohum)
- Fidan (inceleme, Baran Barış)
