Dizinin 14 Şubat’ta AppleTV+’ta yayınlanan beşinci bölümünün adı da yine ikili bir anlam, daha doğrusu çok yönlü tek anlam içeriyor. Bölümün adını birebir kullanan karakter Ricken Hale (Michael Chernus) elbette sadece içsellerin okuması için planlanan yeni kitap projesini kast ediyor: İçsellerin daha iyi çalışmasını sağlayacak bir Truva Atı. Öte yandan, hem dizide hem de özellikle bu bölümde, tabiri caizse Truva atından geçilmiyor: Kendi dışsalını şirkete Helly R. Olarak gönderen Helena Eagan (Britt Lower), Asal Reghabi’nin (Karen Aldridge) yardımlarıyla Lumon’a farklı bir yoldan entegre olarak bir başka Truva atına dönüşme çalışması içinde olan Mark S. (Adam Scott) ve Seth Milchick’i (Tramell Tillman) isimsiz olarak Lumon’a şikayet edenler (büyük ihtimalle Miss Huang veya Natalie Kalen) derken gözden kaçırılmayacak bir köstebek enflasyonu söz konusu. Miss Huang’ın (Sarah Bock) Milchick’e “Bir soru söyleyebilir miyim?” (May I say a question?) şeklindeki sorusu ise akla Huang’ın şirket adına gizlice çalışan bir android / cyborg olması ihtimalini dahi aklımıza getirmedi değil.

“Sadece tesiste ölenler için cenaze yapılmıyor mu?”
Miss Huang’ın Milchick’e sorduğu bu soru yalnızca kendi içinde değil, bölümün açılışı açısından da dikkat çekici, zira üçüncü bölümde Felicia’nın (Claudia Robinson) Burt’e (Christopher Walken) bahsettiği duruma bizzat tanık oluyoruz: “Eskiden ihraç edilenler katına [exports hall] teslimatı biz yapardık ama artık bir adam gönderiyorlar”. Bölümün açılışında bu “adam” ıslık çalarak Felicia’nın departmanına gelip gerekli şeyleri teslim alıyor (belki de Irving’in -John Turturro- kafasını karpuzdan oymak için gerekli malzemeleri aldı), daha da ilginci kameranın ısrarla bu kişinin yüzünü göstermemesi. Bu da bize doğal olarak, saç rengi ve boyu yakın olduğu için, ilk sezonda sistemden atılan Petey (Yul Vazquez) karakterini düşündürdü. Bedeninin duruşu Petey’ninkinden farklı ama yine de bir ihtimal, zira “ihraç edilenler katında” Petey’nin görevli olarak çalıştırılıyor olması karanlık da olsa mantıklı bir seçenek. Irving (Turturro), Petey (Vazquez) ve Ms. Casey (Dichen Lachman), bu üç kilit karakterin de yolları ihraç edilenler katından geçiyor gibi, bu sezonda olur mu bilemeyiz ancak bu “exports hall” ile ilgili her yeni bilgi, Macrodata Refinement (MDR) ekibinin gerçekte ne yaptığını, Cold Harbour’ın ne olduğunu öğrenmemiz açısından altın değerinde.

Helly R. ile Helena Eagan arasındaki Uçurum
Bu bölümde, Helena Eagan’ın (Britt Lower) MDR çalışanlarından “iğrenç hayvanlar” (They’re fucking animals) şeklinde bahsedişine tanık oluyoruz, dahası ayrıklar katını kast ederek “oraya asla tekrar gitmem” diye de özellikle belirtiyor. Dolayısıyla Helena’nın içseliyle dışsalı arasında, hem karakter özellikleri hem de hayattaki konumları (biri işçi diğeri ise patron) açısından büyük farklar var. Ekibin geri kalanı için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil, yani tabii ki ayrı kişilikleri var ancak içselleriyle dışsallarının hayatları birbirinden Helly R.’ınkiler kadar kopuk değil. Bu noktada Helena’nın, içseli Helly R. üzerinde de tam bir kontrolü olmadığını hatırlatalım, hatta bu durum tam anlamıyla kadın bedeninin meta olarak kullanılması üzerinden kendini gösteriyor: Mr. Drummond (Olafur Darri Olafsson) toplantıda Helena’nın gözlerinin içine bakarak “Helly R. olmadan Mark S. Cold Harbour’ı tamamlamaz, Mark’a Helly’yi vermeliyiz” (We must give him her) diyor ve Helena’nın itirazlarına karşın, Drummond “Babanızın [Kier Eagan] da isteği bu yönde” diye ekleyerek Helena’nın içselinin tekrar MDR’a dönmesi gerektiğinin altını çiziyor. İlk sezonda Helena’nın içseli intihara kalkışmıştı, ikinci sezonda da Irving Helena’yı az kalsın boğacaktı, dolayısıyla Helena’nın içsel konumunda ayrıklar katına gitmek istememesi çok normal.

“Ben Helena değilim! Ben, benim!”
Helly’nin, yani Helena’nın içselinin Mark’a safça söylediği bu cümle, dizinin bellek konusundaki duruşunu da oldukça net bir şekilde ortaya koyuyor. Aynı şekilde Helena’nın (onlar iğrenç hayvanlar), Milchick’in (tasmayı sıkılaştırıyorum), Miss Huang’ın (kendilerini insan gibi hissetmemeliler) ve Drummond’ın (onlara gerçekte oldukları gibi davranmak gerek) da belirttiği gibi, içsellerden “başkaları” olarak, dahası “aşağı yaratıklar” altmetniyle bahsediliyor. İnsanın kişiliğini oluşturan, hatta çocuklukta karakterinin temel yapıtaşlarının oturmasını sağlayan en önemli etmenlerden birinin bellek olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi net bir şekilde ortaya koyuyor, dahası kısa süreli bile olsa kafa travması nedeniyle amnezi yaşayan hastalarda ciddi karakter değişikliklerinin gözlemlendiği de bilinen bir gerçek. Aynı şekilde yaşlılık veya hastalık nedeniyle yaşanan uzun süreli unutkanlık dönemlerinde de hastalar eski alışkanlıklarını bırakabiliyor, mizaçları değişebiliyor. Dolayısıyla Severance’ın kamera arkası ekibinin de tezlerini bu olgu etrafında geliştirmiş olmaları son derece doğal; içseller ile dışsallar arasındaki farklar oldukça belirgin.

Trajedinin Yapısı
Öte yandan tıpkı George Stevens’ın, A Place in the Sun’ın senaryosundaki cinayet sahnesini değiştirmesi gibi (Dreiser’in romanında erkek kızı bilerek, plan yaparak öldürür ve bu erkek açısından trajedi şeklinde ele alınamaz, filmde ise kız kazara ölür ve bu, trajik bir ortam doğurur); Severance’ta da bu bellek ayrımının, “ayrışma” işleminin bilinçli olarak yapılmış olması, aksine dizideki trajik öğeyi hafifletiyor ve karakterlerin bu tür “ben de insanım!” çıkışlarına seyirci olarak kayıtsız kalma eğilimimizi artırıyor. Lumon şirketi önceden belirlediği insanları kaçırıp onları zorla ayrıştırma işlemine tabi tutsaydı, o zaman Helly’nin “ben de ayrı bir bireyim” çığlığı daha anlamlı olabilirdi, en azından naçizane, benim açımdan. Sonuç olarak bu bölümün en öne çıkan “mesajlarından” (eğer mesaj kaygısı varsa) biri, bellek farklılıklarının karakteri de belirlediği ve aynı bedeni paylaşsalar da aslında her ayrıştırılmış bireyin iki ayrı insana ev sahipliği yaptığı. Bu noktada bireyin her iki versiyonunun da “hayatta kalma” ihtimali var mı veya bu mümkün mü, bunu büyük olasılıkla üçüncü sezonda öğreneceğiz.

Sonuç
Yazımızı sonlandırırken Irving’den (J. Turturro) bahsetmeden olmaz elbette, Irving ile Burt’ün (C. Walken) dışsallarının buluşması kesinlikle kayda değer bir başarı, bu da ilk sezonun sonunda gerçekleşen, daha sonra Lumon’un “Overtime Contingency” (Mesaide Yaşanan Olağanüstü Hal) şeklinde tanımladığı ve Helly, Mark ile Irving’in dış dünyaya içsel formunda çıkabilmelerini sağlayan kalkışma sayesinde olmuştu. Tabii ne Irving ne de Burt ayrık katında olan bitenler hakkında bir şey hatırlayabiliyorlar ancak bu iki dışsalın buluşmasından ileride her zaman ilginç bir bilgi veya değişik bir olay akışı doğabilir. Mark’ın Asal Reghabi ile, Lumon’un çalışanların beynine entegre ettiği ayrıştırma çipini etkisiz kılma çalışmaları ise yavaş da olsa devam ediyor, ne var ki dizinin söz konusu ayrıştırmanın geçersiz kılınmasına işaret eden sahnelerde içsel bellek ile dışsal belleğin “birleşmesine” dair imgeler paylaşmak yerine her iki versiyona ait olan görüntüleri eşzamanlı olarak üst üste bindirmeyi seçmiş olması da düşündürücü. Ne de olsa bu durumda ayrık katındakiler Matrix’teki gibi sadece zihinsel uyaranlarla mı içsel ve dışsal deneyimlerini yaşadıklarını sanıyorlar sorusu kendini gösteriyor. Biz de daha fazla spekülasyona girmeden sözü burada keselim, diğer bölümün yazısında görüşmek üzere.

SEVERANCE 1. Sezon (9 Bölüm, 9 Eleştiri Yazısı – Burcu Meltem Tohum)
