SEVERANCE (Sezon 1, Bölüm 9: The We We Are) – Başlangıç Noktasının Antinomisi

Sezonun ilk bölümü “The You You Are” (Asıl Olduğun Sen) ile başladığımız yolu “The We We Are” (Gerçek Biz) ile kapatıyoruz. Bu anlamda yazımızın başlığında da belirttiğimiz gibi ilk sezon başlangıç ve son nokta olmak üzere bir çatışkı, yani durumun antinomisini yaratıyor. Öte yandan oldukça bireysel bir dışavurumu olan sezonun ilk bölümüyle karakterlerin tekil olarak içsel (innie) ve dışsal olanı (outie) deneyimlemelerine tanık olmuştuk. Bu türden bir deneyim hali sezonun sonlarına doğru toplu bir deneyime dönüşüyor. Dr. Ricken Lazlo Hale’in (Michael Chernus) The You You Are kitabı, tüm sezon boyunca bir nevi kılavuz olarak kullanılıyor, öyle ki kitabın başlığı dahi herhangi bir durumdan veyahut bir kişiden kuşku duyabilmek için yeterli itki potansiyeline sahip. Öte yandan kitabın içerisinde bireyin benliğini sorgulayabilecek, varoluşa yönelik soru kalıpları bulunmakta. Bunlar doğrultusunda tüm bölümleri takiben bir noktada Lumon’un hali hazırda bir varoluş kalıbıyla oynadığı şüphesine kapılabiliyoruz. Elindeki nesneleri bu anlamda bir şekilde karakter yapısına büründüren Severance, yalnızca özne ve yüklemini Lumon’un zeminine inşa etmiyor. Aynı zamanda öz-sezgiyi etkileyebilecek unsurlarını da etrafa serpiştiriyor.

Kendi Düşüncenin Bir Zemini Olarak Tasarlanmak

Sezonun başlangıç noktasını düşündüğümüzde her bir karakterin varoluşsal bir soru sormaktan uzak olduklarını söyleyebiliriz. Sezon finali olan The We We Are, soru sormayı tetikleyen orijinal kitap üzerinden tam olarak izleyiciye bir özet geçer nitelikte karşımıza çıkıyor. Öte yandan kitap dışında Lumon’un kontrol odasındaki makinenin tuşları da nesnesel olarak bir karakter kadar ağırlığa sahip dışavurumlar sunuyor. Özellikle karakterlerin dışarıyla olan bağlantının ana merkezi haline gelen butonlar bir anlamda meşhur asansörün kırmızı ışığı gibi göz alıyor. Klasik koşullanma haliyle bağlantılı olan hem kitabın hem de Lumon’un içerisinde işleyen sistematik düzenin her bir yansıması, aynı bedende iki halin olanaklarını ve sınırlarını keşfetmemize izin veriyor. Final bölümüyle beraber Helly Riggs’in (Britt Lower) dışsal’ı (Eagan’ın öz kızı) ile olan tanışıklığın vermiş olduğu ipuçları Lumon’u bir anlamda bilimsel bir deneyin kazanı olarak gösteriyor. Ancak karakterlerin öznelerinin biçim olarak iki farklı yakada denemiş oldukları an’ları bir diğer benlik tam olarak kucaklayamıyor. Bu da deneyimin kendisini salt, pür halinden keskin bir şekilde ayırıyor. Buna bağlı olarak olması gereken “deneyim”in kendisinden keskin bir şekilde söz edilebilir mi konusu bir anlamda serinin doğrudan ikinci sezonuna aktarılıyor.

Patricia Arquette – Mark ona işyerindeki adı olan ‘Bayan Cobel’ ile seslendikten hemen sonra.

Temsil Edici Öğelerin Transcendental Özneleri

Bir nevi karakterlerin gölgesi haline gelen dışsallık durumu kendi gerçekliği içerisinde belli bir rutinde dolanıp dururken içsel olanın dışsala üstün gelmesiyle koşulsuz bir “dışarıda” kalma zorunluluğunu da ortaya çıkarıyor. Bu şekilde dışarıdaki “karanlık”, Lumon’un içindeki ışık sistemiyle bir bakıma aydınlanıyor. Bu türden bir zıtlık durumunun ise izleyici üzerinden çoktan potansiyel bir yanlılık yapısı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan Irving Bailiff’in (John Turturro) elindeki Lumon’a yönelik şikayetleri barındıran belgeleriyle aydınlık olarak tanıtılan mekânın görünmez karanlığına da ışık tutabiliyoruz. Öte yandan her halükârda belli bir direnişin oluşturması gereken değişiklik, en azından karakterler üzerinde uzun süreli olarak kendini gerçekleştiremiyor. Burt Goodman’ın (Christopher Walken), Irving üzerindeki itki görevi olan ve onu düşündürmeye zorlayan yapısı sezon boyunca sentetik bir bağın Lumon içerisindeki diğer departmanlarda da gelişmesine izin veriyor.

John Turturro

Bir mekâna bağlanmanın koşullu olumlaması bu bağlamda koşulsuz bir zorunluluğa evriliyor. Aynı şekilde dışsal’a bağlı olarak açığa kavuşturulan karakterler arasında Helly, büyük bir rol oynuyor. Yerleştirilen çiplerle karakterlerin düşünme ve beyinlerinin çalışma mekanizmasına da etki eden Lumon’un o karakteristik iç tasarımı, sadeliği en zengin şekilde sunan nadir set yapısını yansıtıyor. Mekânın tasarımına karakterlerin giymiş oldukları kıyafetlere kadar etki eden bu stil duruşu Severance’ı yine dizi dünyasında ön plana çıkaran önemli detaylardan. Bu türden bölümlenmiş bir yaşamı gösterilmeye değerli kılabilecek, her bir detayı en ince şekilde düşünülmüş olan serinin göstergesel olarak detaylarını buralarda saklaması ve karakterlerine yansıtması zengin bir kompozisyonu da elimize bırakıyor.

Britt Lower

Sonsuz Çoklukta Türdeş Olasılık

Final bölümüyle beraber Helly’nin This Is Your Life adlı tabloyla karşılaşması bir bakıma sezonun ilk ve son bölüm adlarını da şekillendiren ve izleyiciye sürekli mesaj veren yapıda simgesel bir yansıma taşıyor. Dylan George’un (Zach Cherry) kendisini bir başkasının gerçekliği için bir anlamda İsa’nın çarmıha gerilmesini andıran bir pozisyonda fedakâr etmesi ise manidar bir yaklaşım. Buna bağlı olarak final bölümünde tüm olayların eş zamanlı gelişmesi ve buna şekil veren sinematografinin güçlü yapısı bizi 2025’e dek soluk soluğa bıraktı. Serinin ikinci sezonunun şekillenmesi normalde beklenenden çok daha fazla sürdü. Bu da doğal olarak ardımızda neyi bıraktığımıza yönelik bazı tartışmaları beraberinde getirdi. Sezon boyunca göstergesel olarak birden fazla imgenin anlatının içerisine yerleştirilmesine rağmen kompozisyonunda hiçbir dengesizlik sorunuyla karşı karşıya gelmeyen Severance, içerisinde olduğumuz odanın dışında da bir akışın olduğunu özgün bir şekilde ele alıyor.

Başlangıçta tamamen bir kimlik sorunsalı olarak ilerleyen akışın içerisine hem sunduğu varoluş felsefesi hem de etik çalışma biçimiyle kendi ideasının hâlâ peşinde olanseri, bir gece yarısı akla düşen, bizi uykumuzdan eden hayatlarımızın “oluşturulmuş” tablosuna selam ediyor. Kier Eagan’ın (Marc Geller) başka Lumon’ların da varlığına gönderme yaptığı bu evrende varoluşun temel ilkesine dayanarak varlık yapısı kimi zaman patolojik kimi zaman zorunlu olarak mümkün kılınmaya çalışılıyor. Buna rağmen sezonun finalinde hepimizin kulaklarını çınlatan Mark Scout’un (Adam Scott) “O yaşıyor!” haykırışı hâlâ zihnimizin bir yerlerinde yankılanıyor. Bu hafta AppleTV+’ta yayınlanmaya başlayacak olan ikinci sezon ile Severance’ı bölüm bölüm incelemeye devam edeceğiz. Takipte kalın!

Burcu Meltem Tohum

Zach Cherry

SEVERANCE 1. Sezon (9 Bölüm, 9 Eleştiri Yazısı – Burcu Meltem Tohum)

Bir Cevap Yazın