SEVERANCE (Sezon 1, Bölüm 8: What’s for Dinner?) – Sentetik Birliğin İşlenemez “Zorunlu” Tasarımı

Kökensel veya transcendental koşul ne olursa olsun her daim üzerine basılan zeminin bir anlamda “gerçeklik” kuvvetinden yoksun bir profil çiziyor olması seri boyunca tüm Lumon çalışanlarının üzerine karanlık bir perde savururken, diğer yandan özünde sahip olunmayan ancak deneyimleyerek gerçekliğe kavuşturulan bir karakter yaratımı da, ana gerçeklikten besleniyor. Bilincin tüm sezgi verilerini öncellemeye gayret gösteren ilk sezonun sondan bir önceki bölümü, bir anlamda gerçekliğe atılması beklenen ilk adımın küçük emarelerini taşıyor. Dolaylı bir şekilde bölüm boyunca nesnelere atfedilen özellikler genel olarak sıradan bir ofis ortamında nesne olma durumu üzerinden, mekân içerisindeki karakterler üstünde güç oyunlarının başlatıldığını gösteriyor. Severance’da bu güç oyunu daha çok bireyin içsel’ine (innie) yönelik bir yaptırıma işaret ediyor.

Adam Scott, Zach Cherry, Britt Lower ve John Turturro

Karakterler arası aynı deneyim dengesini koruyabilmek adına geliştirilen bir ofis ortamı kutlamasına yönelik hazırlık, ayrıca ofis içerisindeki pozisyon dengeleri üzerinde yapılan değişiklikler, birçok kez dışsal’a (outie) yönelik göstergelerin simgeledikleriyle oynuyor. Kuşku duyulan düşüncenin olanaklı kılınması için ise deneyimin kendisine başvurulduğu noktada salt deneyim, kendi yasasını yaratmaya başlıyor. Bölümün tam açılış sekansında karşımıza çıkan, doğal yaşamı sembolize eden ağaç ve kuşun gösterge olarak vurgulamış olduğu “özgürlük” kavramına doğrudan bir atış yapıyor ve bunu bizzat deneyimleyen Irving Bailiff’in (John Turturro) uzay ve zamanı kavrayış biçimi, zorunlu olarak kendi sezgilerinin sınırlarını yokluyor. Öte yandan kendimizi jenerik akmadan önce aynı karakterin atölyesinde bulmamız ve o atölyenin yaratıcılık varlığını besleyenin sadece Irving’in içsel’i oluşunun da çağrışım kuralı çerçevesinde bölümün akışını, sezon finali öncesinde dengelediğini söyleyebiliriz.

John Turturro

Öznelerin Hiçbir Deneyimi Nesnelerinin Kölesi Olmayacaktır

Serinin bölümleri bir şekilde toplu deneyimlerin ardından gelen öncül işaretlere dayanarak durumu olumluyor ve bunu yaparken düşündüğümüzün az önce düşündüğümüz şey ile tam olarak aynı olma halini yakalamaya çalışıyor. Tüm sezon boyunca süren bu anlama / anlamlandırma koşuşturması Lumon bünyesinden yeni bir üretim halinin var olmayan boşluğunu dolduruyor. Buna göre içsel (innie) ve dışsal (outie) olan dışında tam da bu iki halin dengesini üzerinde tutan bir bağıntı, bir anlamda üçüncü bir hal ortaya çıkıyor. Sezonun başlangıcında içsel ve dışsal olan o denli bir şekilde kendisini hem ölçülü hem de rahatsız etmeden alışıldık kılıyor ki bu ikisi arasında doğan bağıntı her iki kutbu da zıt yönde etkiliyor.

Adam Scott ve Dichen Lachman

Böylelikle karakterlerin bir yolunu bulup kendi benliklerine ulaşarak bir şekilde onların Nirvana noktasını yakalayabilecekleri sezgisi, bir hayal çuvalının içinde kendine yer buluyor. Bu, Lumon’un kötü anlamdaki reklam çalışması olarak da düşünülebilir. Bu şekilde özellikle Mark Scout’un (Adam Scott) geçmişinde yaşadığı travmadan ötürü seçmiş olduğu yol, başlangıçta olumsuzlananı taçlandırmış oluyor. Bu da anlatıda ulaşılmak istenileni var olduğu noktada değersizleştirerek, onun bir küf gibi giderek uzay ve mekânın içerisinde boğulmasına olanak sağlıyor.

Tramell Tillman

Olan Biten ile Olan’ı Türdeş Bir Cisme Dönüştürme

Her şeyin dayanağı kalıcı olandan yanadır şeklinde değerlendirecek olursak içsel olanın dinamiği tek bir sistemin parçası olduğundan ve özellikle korunaklı bir alanda kendisini var etmeye çalıştığından, onun kalıcılığı bir anlamda kendi çalıştığı sistemin sınırlarına dayanıyor. Bu da kalıcılıktan uzak bir kompozisyon çiziyor. Öte yandan dışsal olanın varoluş biçimi ise içsel olanın sınırları içerisinde belli bir unutma portresi çizdiğinden Lumon çalışanlarının kalıcı olma halinin gidişatı daha çok ikinci sezonun anlatımı içerisinde belirlenecek gibi görünüyor. Yine seri boyunca aracı olarak karşımıza kilit noktalarda çıkan test katının varlık biçimi, son derece gizemli bir yapıya sahip. Burası da Irving’in dışsal’ının sezgileri doğrultusunda yaptığı çizimlerde herkesin ortak ve aynı zamanda isimsiz öznesi olarak karşımıza çıkıyor.

Bunun dışında bölümler boyunca karakterlerin görsel olarak da herhangi bir değişime uğramamış olması, kullanılan asansörün stabilize halini olması gerektiği gibi aktarıyor. Bu şekilde zihinlerini ikiye bölmüş olan çalışanlar, her gün aynı mekânda kendilerini en iyi halleriyle buluyor. Lumon’un çalışanlarına sunduğu bu özel paket sürekli çıkılmayı bekleyen ancak bir türlü tenezzül edilmeyen merdivenleri anımsatıyor. Bu şekilde tıpkı asansörün mekanizması gibi tek koldan bir işlevselliğe kucak açılmış oluyor.

Zach Cherry

Kiplik Görevinin Kip Aracılığıyla Olanaklı Kılmaya Çalıştığı Yalnızlık

Motörhead‘in The Ace of Spades şarkısıyla bölümü “kazanma” ve “kaybetme” üzerinden dengelemeye çalışan ve test katı asansörünün kırmızı ışığını sürekli olarak gözlerimize doğru çalan What’s for Dinner? bölümünün adına kaynaklık eden cümle yine Irving’in ağzından çıkıyor. Bu anlamda bölüm boyunca bir anahtar görevi gören Irving, dinlediği şarkı ile de içerisinde bulunduğu sistemin oyun yapısına göz kırpıyor. Bu, karanlık bir bakış açısını beslerken diğer yandan bilincin kontrolü elinde tuttuğunun da bir gösterisi haline geliyor. Öte yandan Casey’nin (Dichen Lachman) oyun dışı bırakılması ve onun Mark ile olan son görüşmesinde doğanın tasvirini temsil eden dekorasyonun odanın içerisinde olmadığı ayrıntısı da önemli.

Britt Lower

Buradaki sekans tıpkı başlangıçta Irving’in içinde olup solusa dahi özlem duyduğu doğanın kendisine de bir gönderme barındırır. Helly Riggs’in (Britt Lower) 80’lerden kalma bir bilgisayar ekranında, sanki zor bir oyunda seviye atlıyormuşçasına başarılı olması ve ekip ile bir araya gelmesi ve bunun bir kutlamaya dönüşmesi adeta sadece belli kurallara göre toplumda kendilerine yer bulabilen bireylerin varoluşunu andırıyor. Bu da Lumon’daki durağanlığa-sıkışmışlığa hizmet ediyor ve buna bağlı olarak bünyeler üzerinde bir nevi ağrı kesici niyetine kullanım alanı oluşturuyor. Böylece bölüm boyunca hissedilen dar alanın kuvveti daha da baskın hale geliyor.

The Four Tempers tablosu

Son olarak, daha önce ikinci bölümde gördüğümüz The Four Tempers (Dört Mizaç) tablosunun, bir dans gösterisi şeklinde Dylan’ın (Zach Cherry) gözleri önünde canlanmasından da bahsetmek gerek, tabii Dylan tüm gösteriyi izleyemezdi orası ayrı konu. Severance evreninde Kier Eagan’ın bulduğu söylenen (aslında Hipokrat’ın dört ruh hali önermesini de andıran) dört mizacı hemen sıralayalım:

Tablonun tam adı “Dört Mizacı Ehlileştiren Kier Eagan”, bununla ilgili elbette birçok hipotez üretilebilir ancak en başta Macrodata Refinement (Makroveri Geliştirme) ekibimizin de dört kişiden oluştuğu düşünülürse her bir karakterin bir mizacı karşıladığı söylenebilir:

  • Woe – Irving
  • Frolic – Helly
  • Dread – Dylan
  • Malice – Mark
Woe (sol arka), Dread (sağ arka), Frolic (Dread’in önünde) ve Malice (en önde, uzanmış)

Öte yandan “kötülüğe eğilimli” mizacı tam olarak hiçbir karaktere oturmuyor. Yazımızı sonlandırırken en önemli çıkarımı da unutmayalım, ekipçe kararlaştırdıkları planı gerçekleştirmesi gereken Dylan, dans gösterisinden erken ayrılarak tüm ruh halleriyle barışık, hatta hepsini aşmış olduğunu da sağlam bir şekilde kanıtlamış oldu. Sezon finali incelememizde görüşmek üzere.

Burcu Meltem Tohum

SEVERANCE 1. Sezon (9 Bölüm, 9 Eleştiri Yazısı – Burcu Meltem Tohum)

Bir Cevap Yazın