The Twilight Zone – Jordan Peele / Bölüm 1: The Comedian

Genel olarak yeniden çevrimleri oldukça tehlikeli bulurum. “Kahramanlarınla tanışma” düsturu gibi belki de, hayal kırıklığıyla sonlanabilir zira bu tanışmalar. Yeniden çevrim / remake dendiğinde, eğer sevdiğimiz bir filmse, “acaba nasıl yapmışlar, ne güzeldi orijinali” diyerek yaklaşırız ve izledikten sonra da – en azından ben – çoğunlukla başta söylediğimiz cümleyi tekrarlarız: Evet, orijinali daha güzelmiş.

Burada önemli nokta, bizi etkileyen bir filmi veya diziyi, hayatımızın belli bir döneminde izlemiş olmamızdır. Dolayısıyla beğendiğimiz bir yapım, hayatımızın o döneminin damgasını da taşır üzerinde. Yani “ben o diziyi severim” cümlesi hiçbir zaman sadece diziyi kast etmez. “Hayatımın o dönemi ne güzeldi” veya “hayatımın çok kötü bir dönemiydi ve o diziyi izleyerek bulduğum huzuru hiç unutmam” anlamlarını da içerir. İşte tam da bu sebepten ötürü, yeniden çevrimlerin işi çok zor. İnsanların duygularına, anılarına üstün gelemezsiniz ki.

Rod Serling’in The Twilight Zone (1959-64) dizisine yakışır şekilde konudan saparak başladım gibi yazıya. Hemen konuya dönelim, ancak bu yazının Digiturk‘de 14 Ağustos 2019’da ilk bölümü yayınlanan Jordan Peele’in The Twilight Zone dizisinin ilk bölümüyle ilgili çok sayıda spoiler barındırdığını söylemeyi de ihmal etmeyelim.

Get Out ve Us gibi iki başarılı yapımdan sonra Jordan Peele’ın 1950’lerin The Twilight Zone fenomenini canlandırma arzusunu ve bu eski diziye olan saygısını kesinlikle takdir ediyorum, keşke hayatımızda Rod Serling’in The Twilight Zone dizisinden daha çok olsa, bölümlerin üzerine düşünsek, yeni fikirlere gark olsak.

Ancak Peele’ın dizisinin The Comedian adlı bu ilk bölümünü üzülerek söylüyorum, orijinallikten uzak buldum. Sebep ise, iki sözcükten oluşuyor: Death Note. Bu bölümü Alex Rubens yazmış ama, daha çok Tsugumi Ohba’nın bir fikrine dayanıyor sanki. Ohba, daha sonra animesi de yapılan ve oldukça ünlü olan Death Note mangasının yazarı. Manganın merkezinde bir Shinigami’nin (Ölüm Tanrısı) yeryüzüne yanlışlıkla düşürdüğü kara kaplı bir defter bulunmakta. Eğer birisi bu deftere az çok yüz hatlarını bildiği bir kişinin ismini yazarsa (yazarken o kişiyi düşünmelidir), o kişi kısa süre içinde hayatını kaybeder.

The Comedian bölümünde de, stand-up komedyeni Samir Wassan (bu rolde Kumail Nanjiani çok başarılı) tanıdığı insanlar arasından kiminle ilgili bir espri yapıp onun ismini söylerse, o kişi yeryüzünden silinip hiç varolmamış gibi oluyor. Dizinin bir noktasında Samir bu isimleri kara kaplı bir deftere yazmaya başlayınca, Death Note çanları çalmaya başladı haliyle.

Bunun dışında bölümün hemen başındaki ipucu da çok açık eder nitelikteydi kanımca. J.C. Wheeler karakteri (Tracy Morgan bu rolde muhteşem) çok güzel bir şekilde komedyenlerin ikilemini açıklıyor: “Eğer özel hayatından birisini esprilerine alet edersen, onları kaybedersin. Sonsuza dek kaybolurlar”. Ama Alacakaranlık Kuşağı izliyoruz ve bu evrende bu kadar açık verilmemeli, bu sözler Morgan’ın ağzından çıkarken kendimi spoiler yemiş gibi hissettim.

Bir diğer nokta da J.C. Wheeler karakterinin komedyen Samir Wassan’a bir barda usulca sokularak başarının sırrını vermesi. Bu da bana biraz meşhur blues şarkıcısı Robert Leroy Johnson (1911-1938) mitini hatırlattı. Efsaneye göre Johnson Missisippi’de, 61. ve 49. otoyolların kesiştiği noktada Şeytan’a ruhunu satarak muhteşem bir blues şarkıcısı ve gitaristi olmuş. Bu hikâyenin J.C. Wheeler kullanımını hatırlatmaması oldukça güç.

Son olarak da elbette bölümün kapanışındaki The Shining göndermesi var. Wassan’ın fondaki duvar fotoğrafında yerini alması, Kubrick’in 1980 yapımı filminde Jack Torrance’ın eski dönem fotoğrafları içinde yerini aldığı tüyler ürpertici sahneyi hatırlatıyor.

Evet uzun lafın kısası Rod Serling’in yaratıcılığından oldukça uzak, daha çok farklı mitlerin birleştirildiği eklektik bir Frankenstein canavarı var gibi ortada ama yine de diğer bölümleri izlemeyi sürdüreceğiz, örneğin birkaç gün içinde Digiturk’de yayınlanacak olan 2. bölümü Jordan Peele yazmış, bakalım neler ortaya çıkacak.

Orijinal The Twilight Zone dizisinden bahsettiğimiz yazımız.

H. Necmi Öztürk

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s