Dünya Film Festivalleri arasında birçok açıdan özel bir konumda bulunan Cannes Film Festivali’ni yıllardır bireysel olarak, uzaktan takip ediyorduk ancak ilk kez geçtiğimiz yıl kurucu yazarımız Burcu Meltem Tohum, akredite olmaya hak kazanarak festivali sizler için takip etmişti. 2024’ün başında yine Dial M for Movie adına başvurumuzu yaptık ve Cannes da bizi kırmadı, arkadaşımız Burcu M. Tohum yarın Cannes’a varmış ve olabildiğince çok film izleyerek eleştiri yazılarına başlamış olacak. Dolayısıyla önümüzdeki iki hafta boyunca hem sitemizden hem de sosyal medya hesaplarımızdan, bu akşam Quentin Dupieux’nün Le Deuxième Acte filmiyle start verecek olan 77. Cannes Film Festivali (14-25 Mayıs 2024) hakkında birçok haber, yazı ve görsel paylaşacağımızın haberini vermiş olalım.

Sadece akreditasyon sahiplerinin film izleyebildiği bir festival olduğu ve akredite olsanız da sınırlı sayıda bilet peşinde koşmanız gerektiği için on günlük festivalde olabildiğince fazla filme katılım sağlamaya çalışacağız. Coppola’nın son filmi Megalopolis’e, George Miller’ın Mad Max Furiosa’sına veya Lanthimos’un en yeni filmi Kinds of Kindness’a bilet bulabilecek miyiz gerilimlerini daha yeni yaşadık, hiç hoş bir tecrübe olmasa da hepsine bilet bulabildik ama diğer seanslar için bize şans dileyin zira her sabah 7’de açılan bilet sisteminde, saat 07:10 itibariyle o günün neredeyse tüm filmlerinin altında “Complet” (Dolu / Bilet tükendi) yazıyor, şu sıralar en sevmediğimiz Fransızca sözcük. Daha fazla uzatmadan festivalin öne çıkan filmlerine geçelim.

Öncelikle ağır toplar, diğer bir deyişle “odadaki fil” konumundaki filmleri (odadaki film?) hemen aradan çıkartalım. The Godfather Üçlemesi’nin ve kronolojik olarak onu izleyen Bram Stoker’s Dracula’nın (1992) ardından Francis Ford Coppola kendi köşesine çekildi dersek pek doğru olmaz, ancak Dracula’dan sonra çektiği filmleri sayabilecek kaç sinemasever bulunabilir o da ayrı: Jack (1996), Tetro (2009) veya Twixt (2011) ya da Distant Vision (2016) ? Tabii bu dönemde öne çıkan iki filmini unutmayalım: The Rainmaker (1997) ve Youth Without Youth (2007). Uzun sözün kısası, Coppola’nın üzerine çok eğildiği ve kendisi için çok önemli bir proje olduğunu defalarca dile getirdiği Megalopolis (2024), en hafif tabiriyle biz dahil sayısız sinemasever tarafından merakla bekleniyor. Filmin oyuncu kadrosu ise tam bir yıldızlar geçidi: Dustin Hoffman, Jon Voight, Laurence Fishburne, Adam Driver, Shia LaBeouf, Aubrey Plaza, Giancarlo Esposito, Jason Schwartzman ve daha niceleri.

Diğer bir ağır top elbette sinema tarihine Mad Max coşkusunu, çılgınlığını ve ihtişamını hediye etmiş olan usta yönetmen George Miller. Geçtiğimiz Mart ayında 79 yaşına basan Miller’ın The Witches of Eastwick (1987) ve Lorenzo’s Oil (1992) gibi nev-i şahsına münhasır filmlerini de es geçmeyelim. Miller, prömiyerini Cannes’a sakladığı Furiosa: A Mad Max Saga adlı 150 dakikalık filmiyle festivale bomba gibi düştü dersek abartmış olmayız. Zaten film hem Avrupa hem de ABD menşeili sinema dergilerinin büyük bölümünün kapaklarını ve sayfalarını birkaç aydır işgal etmiş durumda, doğal olarak beklentimiz yüksek. Filmin başrollerinin Anya Taylor-Joy ile Chris Hemsworth arasında paylaşıldığını da ekleyelim.

Bu yıl 78 yaşına basacak olan ünlü yönetmen Paul Schrader da en yeni filmi Oh Canada ile Cannes’da yerini alacak efsane isimler arasında. Kendisini en çok “Taxi Driver ve Raging Bull filmlerinin senaristi” olarak tanısak da, elbette filmografisinde American Gigolo (1980) , Cat People (1982) gibi kült filmlerin ve Mishima (1985), The Comfort of Strangers (1990) gibi aykırı filmlerin de bulunduğu son derece başarılı bir yönetmen. Oh Canada’nın oyuncu kadrosunda da Jacob Elordi, Uma Thurman, Richard Gere ve Michael Imperioli gibi isimler öne çıkıyor.

77. Cannes Film Festivali’nin bir diğer önemli ismi, belki de henüz Poor Things’in (2023) yarattığı kasırga dinmeden, Kinds of Kindness (Nezaket Türleri) ile tekrar sahneye çıkan başarılı isim Yorgos Lanthimos. Poor Things ile aldığı Oscar dahil birçok ödülü belki evinde sergileme imkanı bile bulamadan tekrar sete dönen Emma Stone, bu filmde de başrolü Willem Dafoe, Jesse Plemons ve Margaret Qualley ile paylaşıyor. Yaklaşık üç saatlik süresi ve paylaşılan (aşağıda) karakter afişleri ile dahi merakımızı cezbetmeyi başaran filmin Lanthimos filmografisinde hangi noktada duracağını hep birlikte göreceğiz.

Kült filmlere imza atmış ve 81 yaşında hala iğneleyici ve ufuk açıcı üslubundan hiçbirşey kaybetmeden sinema yapmaya devam eden usta yönetmen David Cronenberg ise son filmi The Shrouds (Kefenler) ile Cannes’da yerini alıyor. Filmin konusuna kabaca baktığımızda bile (film ölülerle iletişim kurmayı sağlayan cihazlar üreten bir iş adamı etrafında gelişiyor) yönetmen koltuğunda Cronenberg’in oturuyor olması son derece mantıklı gelmekte. Kaliteli performanslar izleyeceğimizin garantisini veren oyuncu kadrosu da cabası: Vincent Cassel, Diane Kruger, Guy Pearce ve Ingvar Sigurdsson.

Festivale yirmi yıldır yönetmen şapkasıyla katılmamış olan Kevin Costner’ın en yeni projesi ise sadece Cannes özelinde değil, birçok açıdan sinemaseverleri, daha doğrusu Western severleri heyecanlandıracak türden. Cannes’da Dünya Prömiyerini yapacak Costner filminin adı Horizon: An American Saga – Chapter 1. Costner’ın yazdığı, yönettiği ve oynadığı üç saatlik filmin özelliği ise, büyük bir Western üçlemesinin ilk ayağı olması. Cannes’da prömiyerini yapacak olan üçlemenin ikinci ayağı da hemen yakın bir tarihte, 16 Ağustos 2024’te genel gösterime girecek. Serinin üçüncü ve son ayağı ise tahminen bu yılın sonunda veya 2025’in başında izleyicilerle buluşacak. Üçlemenin oyuncu kadrosu da göz kamaştırıcı, doğaüstü rollerde veya Marvel temalı filmlerde (M. Rooker gibi) izlediğimiz birçok oyuncuyu olabilecek “en insan” hallerinde, ABD’nin İç Savaş (1861-65) öncesi ve sonrasında yaşananları anlatan bir yapımda izlemek büyük keyif olacak diye umuyoruz. Öne çıkan oyuncular arasında Kevin Costner, Jena Malone, Sienna Miller, Sam Worthington, Michael Rooker, Will Patton, Abbey Lee, Thomas Haden Church, Giovanni Ribisi ve Luke Wilson sayılabilir.

Son olarak özellikle filmin saygıdeğer yönetmenleri Evan & Galen Johnson ile Guy Maddin açısından olmasa da, iki önemli oyuncusu ve ele aldığı konu açısından Cannes’da öne çıkmayı başaran Rumours’dan bahsetmek gerek. Başrollerinde Cate Blanchett ile Alicia Vikander’in bulunduğu, yan rollerde de üstad Charles Dance’in ve Takehiro Hira’nın yer aldığı yapım, genel hatlarıyla “refah seviyesi yüksek yedi demokrasi liderinin küresel kriz hakkında bir bildiri hazırlarken ormanda kaybolup hayatları için savaşmalarını” betimliyor, dolayısıyla Ruben Östlund ve Yorgos Lanthimos filmlerinin etkilerini günümüz sinemasında dahi görmeye başladığımızı söyleyebiliriz.

Bu “ağır toplar” dışında elbette Kirill Serebrennikov’un Limonov: The Ballad’ı, kendisiyle 2020 yılında Vivarium (2019) filmi üzerinden röportaj yaptığımız Lorcan Finnegan’ın The Surfer’ı (başrolde yine garip bir rolde Nicolas Cage var!), Paolo Sorrentino’nun Parthenope’si, Leos Carax’ın C’est pas moi filmi ve oyuncularıyla merak uyandıran, barollerinde Selena Gomez ile Zoe Saldana’nın oynadığı Emilia Pérez adlı film ve Barry Keoghan ile Franz Rogowski’nin başrolde olduğu Bird filmi de izleyeceklerimiz / bilet kovalayacaklarımız arasında. 77. Cannes Film Festivali’nde izlemeyi planladığımız filmlerin tam listesini aşağıda bulabilirsiniz, bol filmli günler!
H. Necmi Öztürk & Burcu Meltem Tohum









