İranlı yönetmenler Maryam Moghadam ile Behtash Sanaeeha’nın yazıp yönettikleri My Favourite Cake (En Sevdiğim Pastam, 2024), senenin en büyük sürprizlerinden birisi olmasının yanında her daim gücünü koruyan İran Sineması’nın yeni incisi olarak göze çarpıyor. Lili Farhadpour ve Esmaeel Mehrabi ikilisinin başrollerde adeta ışıldadığı film, eşini kaybettikten sonra 30 yıldır yalnızlıkla boğuşan, kendisine yaşamak ve mutlu olmak için bir amaç arayan 70 yaşındaki Mahin (Farhadpour) ile yine onunla aynı yaştaki taksi şoförü Faramarz’ın (Mehrabi) ilişkilerini anlatıyor.

My Favourite Cake aslında ne anlatmak istediğini isminde de söylemiş bir film. Yönetmenler Moghadam ile Sanaeeha, İran’da yaşamış oldukları iklimden mütevellit havayı kusursuzca soluyarak ortaya bu filmi çıkartıyorlar. Sosyolojik bağlamda hayli güçlü olmasının yanı sıra genel olarak romantik komedi janrına sığdırabileceğimiz My Favourite Cake, özetle birbirini bulması gereken iki insanın romantik bir tek gecelerine odaklanıyor ancak öncesinde elbette bu geceyi sebeplendirecek olan üç günü seyrediyoruz. Bu üç günde neredeyse Faramarz’a hiç yer verilmiyor. Her ne kadar başrol karakterlerden birisi olsa filmin ana karakterinin Mahin olduğunu yönetmenler bize bu şekilde net olarak gösteriyorlar.

Yazının buradan sonrası filmi izlemeyenler için spoiler içermektedir.
Mahin’in evinde başlıyoruz filme. Son derece soluk diyebileceğimiz bir renk paleti eşliğinde dağınık bir yatak odasında uyuyan Mahin, telefonunun çalmasıyla istemeye istemeye uyanıyor. Telefondaki kişiye rutinini bozmamasını defalarca kendisine hatırlatmış olduğunu, sabaha karşı anca uykuya dalabildiğini, öğlen saatlerinde tam olarak uyandığını öğreniyoruz. Bu kısa sahne bize Mahin’le alakalı olarak oldukça fazla ipucu veriyor aslında. İstemeye istemeye yaşıyor diyebileceğimiz 70 yaşındaki Mahin, evine davet ettiği arkadaşlarına çok belli etmese de aslında yaşlılığından ve 30 yıla varan yalnızlığından hayli dem vuruyor. Belli etmediği halde artık bu döngüyü kırmak da istiyor.

Sonrasında kendisinin İran İslam devrimi öncesindeki hayatına dair de bir şeyler öğrenmeye başlıyoruz. Bindiği taksideki genç taksiciye radyoda çalan şarkıyla başlayan muhabbetlerinde geçmiş İran’a dair duyduğu özlemi anlatması, o zamanın sosyal gece hayatından dem vurması ve parkta gezerken ahlak polisinin elinden kurtardığı genç kıza da yaptığı öğütlerle Mahin’i tam anlamıyla geçmişte yaşayan bir İranlı olarak okuyoruz. Ama bunun haricinde son derece isyankar bir yönünün de olduğunu, bunun yadsınamayacağını ve onun istediğinin bu jenerasyonda değil, kendi jenerasyonunda olduğunu da tahmin etmeye başlıyoruz. Taksici ve diğer genç kıza içini dökmesi sonrasında Mahin için hayatın muhakkak geçmişle birlikte kendisini bulacağını düşünürken emekliler lokantasında gördüğü Faramarz her şeyin kökünden değişmesine neden oluyor.

Faramarz’ı tanımamasına rağmen taksisinde yolculuk etmeye onu hemen ikna edebilmesi Faramarz’ın da Mahin’de bir şeyler bulduğunu bize ufaktan çıtlatırken tam bu esnada başlayan sağanak yağmur da aslında çiftimizin birbirleriyle ilgili duvarları yıktıklarını, bu iki insanın buluşmasının amiyane tabirle mukadderat olduğunu bize söylüyor. Yağmurun gördüğü görev bununla da kalmıyor aslında. Birbirlerini tanımamalarına rağmen takside ettikleri son derece uzun ve samimi sohbetin adeta su gibi, yağmur gibi akması sağanak yağmurun metafora dönüşmesinin de önünü açıyor.

Eve gelişimizle birlikte sinematografi ve ışık kullanımında da önemli değişiklikler yaşanıyor. Filmin açılışındaki loş ve soluk ışığın yerini, evde bozuk olduğu için çalışmayan lambaları Faramarz’ın tamir etmesiyle birlikte adeta ışıltı alıyor. Ev bu andan itibaren ışıl ışıl parlarken Mahin’in kıyafetlerindeki değişim de göze çarpıyor. Son derece beyaz ve tonlarında, göz alıcı elbiseleriyle adeta yeniden nefes almaya başlayan Mahin’le birlikte Faramarz da geçmişiyle ilgili sırları kendisiyle paylaşıyor. Zamanında askerlik yapmış olduğunu ancak sonradan savaşın yanlışlığını anlayıp ayrıldığını, ancak bunun karşısında kendisine devletten para ödenmediğini öğreniyoruz. Askerlik sonrasında da kısa süreli yaptığı müzisyenlik dolayısıyla Faramarz’ın derdinin fark edilmek olduğunu rahatlıkla anlıyoruz. Mahin tarafından fark edilen ve yabancı bir hayata, yabancı bir eve davet edilen Faramarz adeta sonsuz güzellikteki bir ormana geliyor aslında.

Eve gelişleri sonrasındaki bahçe sekansları, bahçedeki çiçek ve bitkilerin bolluğu karakterlerin an itibariyle yaşadıkları aydınlanma ve rahatlamayı gözler önüne sererken ikisinin de adeta hayata yeniden başladığının işaret fişeğini yakıyor. Evin içindeki büyümekte olan bitkinin önünde selfie çekmeleri de birbirleriyle ilgili hayal ettikleri geleceğin, büyümekte olan bir bitki gibi kök salmasını istediklerini bize anlatıyor adeta.
Aşağıdaki paragraf filmin sonunu açık etmektedir.
Bu şekilde My Favourite Cake, adından da anlayacağımız üzere başından sonuna doğru pastanın dilimlerini bize gösteriyor. Önce eksiksiz bir şekilde Mahin’i tanıtıyor, anlatıyor ve derdini söylüyor, sonrasında ise Faramarz ile karşılaşarak hayatlarının değişimine şahit oluyoruz. Pastanın dilimleri birer birer tamamlanırken finalde Faramarz’ın sürpriz diyebileceğimiz vefatı Mahin için yeni hayatının başlangıcına dönüşüyor. Faramarz’ın ölümü sonrasında ilk defa akşamdan sabaha kadar deliksiz uyku uyuması ve sabah da gayet normal şekilde uykudan uyanması Mahin’in artık bir amaç edindiğinin ve bunun bilincinde olduğunun kanıtı olarak göze çarparken aynı zamanda yaptığı son pastadan Faramarz’ın ağzına koymasıyla da aslında tam olarak amacına ulaşmasını sağlıyor. Faramarz’ın vefatıyla yaşadığı büyük şok ve acı yerini kabullenmeye, yaşama isteğine, soruların cevaplanmasına bırakıyor.

Sonuç olarak My Favourite Cake derdini son derece yalın bir dille ve minimal bir sinemayla anlatırken İran toplumuna ama en çok da İran’ın X kuşağına dair, yani Devrim (1979) öncesini de görmüş olan kuşağına dair çok şey söylüyor. Son derece güçlü sosyolojik yapısını kusursuz bir romantik komediyle de tamamlayarak 2024’ün baştan sona kadar içten tebessüm ettirip güldüren filmlerinden biri olmayı rahatlıkla başarıyor.

