THIS CLOSENESS – ‘Garip’ Görünenlere Bir Şans Verirsek Bir Şey Kaybetmeyiz

2021’de çektiği ilk uzun metraj olan Actual People ile adını duyuran çiçeği burnunda yönetmen Kit Zauhar’ın geçtiğimiz yıl çektiği ikinci uzun metrajı This Closeness (İç İçe, 2023), Mubi Türkiye’de gösterimde. Filmi yeni izlemiş olarak siz okuyucularımıza bu yazıda This Closeness’ın kısa bir analizini yapmaya çalışacağım. Yazı spoiler içerecektir, şimdiden iyi okumalar dilerim. Konudan hızlıca bahsedelim: Philadelphia’da bir oda tutan Tessa (Kit Zauhar) ve Ben (Zane Pais) çifti için başta her şey normal gözükse de tuhaf görünen gizemli ev sahipleri Adam (Ian Edlund) ile tanıştıklarında hayatları bambaşka noktalara evrilecek, bu tanışma ikisinin de hayatında yeni kapılar açılmasına vesile olacaktır.

Zane Pais & Kit Zauhar

Tessa ile Ben, Ben’in lise arkadaş buluşmalarıyla dolu bir hafta içinde geldikleri yeni evde ilk baştan itibaren bazı küçük aksiliklerle karşı karşıya kalıyorlar. Kaldıkları odanın içinde takılı kalmış klimanın odayı ciddi anlamda soğutuyor ve onun oradan hemen sökülemiyor oluşu bunlardan ilki. Ancak asıl olanı ev sahipleri Adam’la tanışmalarıyla başlıyor. Adam genel anlamda bizim tarafımızdan, filmde de kendisine karşı çokça kullanılan ‘weird’ yani tuhaf, garip gibi yakıştırmalara, yaftalamalara hayatı boyunca maruz kalmış ve hala da maruz kalmakta olan içine fazlasıyla kapanık, kendi odasında bilgisayar başında çalışan asosyal ve aslında gerçekten de tuhaf davranışları olan, biraz ürkütücü olduğu kabul edilebilecek bir karakter.

Ian Edlund

Film ilerledikçe –ki bunu her seyirci rahatlıkla söyleyebilir, içinden geçirebilir- Adam’ın cinsel taciz, saldırı vb. gibi suçlar işleyebilecek bir potansiyele sahip olduğundan dem vurulabilecek anlara şahit oluyoruz, irkiliyoruz ve diriliyoruz. Yönetmen Zauhar özellikle buralarda, filmin geneline de yayılan çok başarılı bir ışık kullanımı ve zoom, dar açı kamera açılarıyla mekânın yalnızca 2 oda 1 salonluk bir ev olmasına karşın müthiş bir atmosfer yaratılmasını sağlıyor. Adam’ın odasındaki pastel maviye çalan renklerle TessaBen ikilisinin genel anlamda beyaz, griye çalan renk paletindeki oda içi uzamları karakterlerin ruh hallerini anlatmada oldukça başarılı oluyor.

Ian Edlund

Öte yandan Ben’in lise aşkı olan, ancak şu anda yalnızca arkadaşlığa evrilmiş olan Lizzy (Jessie Pinnick) ile ilişkisi de filmdeki önemli duvarlardan birinin yıkılmasına öncülük ediyor. Filmin ortalarından itibaren Tessa & Ben ilişkisinin ne kadar kırılgan olduğunu da öğreniyoruz. Aslında onların da kusursuz olmadığını, birbirlerine belli sınırlar koyarak ilişkilerini hiç de kolay olmayan bir şekilde, psikolojilerini hayli zorlayıcı şekilde devam ettirdiklerini görüyoruz. İşte Lizzy de tam olarak bu çizginin aşılmasının önünü açıyor. Ayrıca onun sayesinde Tessa ile Ben’in kişilik olarak da birbirlerinden hayli farklı insanlar olduklarını, sadece basite indirgenebilecek davranış farklarının değil hayatı yaşayışlarının da çok farklı olduğunu görüyoruz.

Kit Zauhar

Ancak filmin değindiği en önemli konulardan birisi, insan ilişkileri. Yukarıda değindiğimiz üzere Tessa’nın Ben’le ilişkisi haricinde bir de hepsinin Adam ile olan ilişkileri kesinlikle masaya yatırılmaya değer. Adam genel toplum normları göz önüne alındığında direkt olarak dışarıda bırakılabilecek, dışlanacak ve toplumda kabul görmeyecek bir karaktere, kişiliğe sahip. Yıllardır içinde bastırmakta olduğu cinsellik dürtüleri bir yana insan ilişkilerinde de son derece duygusuz ve hissiz görüntüsü, tanıştığı kişide ilk başta çok da haksız olmayan bir ürperti yaratabiliyor. İşte burada Tessa ile Ben’e önemli bir parantez açmakta fayda var. Ben ilk andan itibaren, toplumun genel kısmının uygulayacağı şekilde Adam’ı hemen ötekileştirme yoluna gidiyor.

Zane Pais

İçine düştüğü kibir ve sahip olduğu sosyal statünün de yaratmış olduğu duygusal körlükle Ben bu yolu seçerken Tessa başka bir yol deniyor. Aslında Tessa da Adam’a bayılmıyor ancak onu önce bir insan yerine koyuyor, önemsiyor ve onunla sohbet ediyor, dinliyor. Yapmakta olduğu telepatik müzik videolarına onu da davet ediyor, hatta Adam’ın üzerinde de bunu bizzat deniyor. Adam’dan, Tessa’nın dokunuşları sonrasında cinsel bağlamda bir aşırılık beklesek de böyle bir şey olmuyor, sadece birisinin, herhangi birisinin dokunuşuna, samimiyetine ihtiyaç duyduğunu görüyoruz buralarda. Filmin başından itibaren bilinçli olarak Tessa ile Ben’in odasına açık perdeden vuran ışık, finalde Adam’ın internetten tanıştığı kadınla yaşadığı cinsel birliktelikle beraber onun etrafına örülü olan veya belli sebeplerle kendisinin ördüğü tüm duvarların yıkılmasını sağlıyor. Çünkü o ışık artık Adam’ın da odasına vuruyor, ilk kez perdelerini açıyor ve odasındaki pastel koyu renkler dağılıyor.

Kit Zauhar, Ian Edlund

Film boyunca özellikle Tessa’nın hayali bir arkadaş olarak düşündüğü gerçek ev sahibi Lance ile Adam’ın ilk defa telefonda konuştuğunu gördüğümüzde onun Adam için kendisinin ihtiyacı doğrultusunda yarattığı bir hayali arkadaş değil, gerçek bir insan olduğunu da öğreniyoruz. Ve bu telefon konuşmasındaki en önemli detay da Adam’ın bu konuşmayı gayet yayılarak ve rahat bir şekilde, beyaz bir tişört ve şortla salon koltuğunda yapıyor olması. Daha önce hiç tercih etmediği açık renkler tercih ederek kendi karanlık yönünü artık üzerinden attığına ikna oluyoruz ve sosyalliğinin de arttığının bir ispatı oluyor bu aynı zamanda.

Adam’ın yaşadığı bu devrimsel uyanış finalde Tessa & Ben ilişkisine de yansıyor. Evden aceleyle ayrılırlarken Tessa’nın bir şey söyleyecekvari son bakışı ise dönüşümünün tamamlandığına, Ben’le yollarının artık tamamen ayrı olduğuna bizi ikna ediyor. Aslında içimizde bir şüphe olarak da okuyabileceğimiz bu son sahne oldukça farklı okumaya gebe, zengin ve akıllıca bir bitiriş. Burada yönetmen ve senarist Kit Zauhar’ı ne kadar tebrik etsek az. Keyifli seyirler.

Deniz Kuş

Bir Cevap Yazın