SEVERANCE (Sezon 2, Bölüm 1: Hello, Ms. Cobel) – Dürtü ve İstenç Karışımı: Simgesel Gerçeklik Kokteyli

Üç yıllık uzun bir aradan sonra izleyicilerinin karşısına geçtiğimiz hafta ikinci sezonuyla çıkan Severance, hem dışlanmış hem kendi halinde içselleşmiş yeni karakterleriyle kimlik kavramına daha bilinçli bir yaklaşım sunmaya çalışıyor. Temelde serinin ruhuna hayat veren ana karakterler olan Mark Scout (Adam Scott), Dylan George (Zach Cherry), Helly Riggs (Britt Lower) ve Seth Milchick (Tramell Tillman) gibi isimler ikinci sezon itibariyle ilk sezonun ağırlaşmış yükünü omuzlarında taşıyorlar. Karanlık bilimkurgu tarafı ağır basan Severance, bir bakıma klasik anlamda yaşam ile alışılmışın dışındaki hayat arasında gelgitler yaratan koşulsuz bir dürtünün formülünü imliyor. Kurumsal çalışma kültürünün belli duvarlar içerisine sıkışıp kalması kimi zaman alaycı bir yaklaşımı da beraberinde getirirken, bazen de ilelebet aynı ortama mahkûm olmanın koşullu bir ödülünü de sunuyor. Bu mahkûmiyet durumunun, çoktan içerisinde olanlara tanıklık ettiğimiz aynı mekânda gerçekleşmesi ancak aynı zamanda kendisini eski sistemden ayırarak yenisine geçmeye odaklaması, sezonun içerik olarak yeniliklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Sarah Bock, Adam Scott, John Turturro, Zach Cherry, Britt Lower

Kasıtlı Olarak Zihin ve Beden Arasına Örülen Bariyer

Salt bir taşıma aracı olarak kullanılmaktan çok uzak olan asansörün varlığı, fizyolojik olarak dışarıdan gelen etkilere karşı içeride olanı korusa da, yeni sezonun girişinde fark ediyoruz ki Mark ve diğerleri artık ortak bir bilinç doğrultusunda ilerliyor gibiler. Bu durum bir anlamda karakterlerin zihin yapısını yeniden canlandırırken diğer yandan artık “hissedememe” durumu büyük bir olay olmaktan çıkıyor. Buna karşılık olarak ise “hissedebilme” durumunu “gizleme” eylemi doğuyor. Bu da bir anlamda dışarıda olan akışın bir hastalık gibi içeriye sızmasına izin veriyor. Buna en iyi örnek, Helly’nin bir yalan sarmalı başlangıcını zar atar gibi herkesin gözüne sokması. Bu şekilde artık belli bir hissin getirmiş olduğu gizemli yarı var olma biçimi, dışarıdaki hayatın akışına daha temiz bir alt taban hazırlıyor ve içerisi giderek dışarının virüsünü kaparak dışarısı daha steril bir hal kazanmaya başlıyor. Bu türden bir operasyonun içerisinde gönüllü ve “artık” bilinçli bir denek gibi karşımıza teker teker çıkan karakterler, benliklerinin zihinlerini uyuşturamıyor. Bir anlamda kompozisyon, bir mekânın içerisinde ilk sezon boyunca kurmuş oldukları yaşam tarzında sıkışıp kalmayı tercih eden karakterleri, zamanın hiç geçmediği bir algı içine yerleştiriyor.

Sarah Bock

Tanışmak Bir Oyundan İbarettir

Tamamen yeni karakterlerle de tanıştığımız bir bölüm olan ikinci sezonun ilk bölümü, bir şekilde bir şirkette alışıldık durumu ters-yüz edip karşımıza yetkili biri olarak çocuk karakter Huang’ı (Sarah Bock) getiriyor. Yaşına göre Severance’ı deneyimleme nedeni hiç net olmayan bu karakterin ikircikli yansıması mekânda adaptasyon sorunsalını tekrar akla getiriyor. Duygusal olarak sadece birbirlerine kenetlenen ana karakterlerin birbirlerine olan yakınlığı yabancı/yeni karakterlerin varlığıyla daha da güçleniyor. Kullanılan mekân/alan açısından dışarıyı hiçbir şekilde arkasına aldığı bir fon olarak kullanmayan bölüm, alıştığımız cazın eğlenceli yanlarını sunmak yerine bir labirentin içerisine sıkışıp kalmayı yasallaştırmaya çalışıyor. Bu da yeni karakterlerin gelip geçiciliğine selam ederken Lumon’un duvarlarının onların bedenleriyle yeni bir katman kazanmasını sağlıyor. Bölüm, adı itibariyle de yeni bir başlangıcın işaretini alevlendiriyor: Eğer Lumon labirentinde bir hamster deliği açmak istiyorsak bu ancak eylemin kendisini yasallaştırmaktan geçiyor. Bunun için elbette anlatıya işlenebilecek yeni bir giriş gerekecekti. Her ne kadar yeni sezon önceki sezonun aksiyon yapısına göre yavaş başlamış olsa da çalışanların değiştirilmesi, yeni sistemin inşa edilmesi izleyici ile anlatının arasına mesafe koymada başarılı da oluyor.

Adam Scott, Britt Lower

Boğaza Takılan İlksel Yabancı Beden

Bölüm boyunca Milchick’in (Tramell Tillman) “poker suratını” takınarak etrafta dolaşması izleyiciye her şeyin belli bir noktada kontrol altında olduğunu ima ediyor. Ancak diğer yandan Lumon yönetimindeki değişiklikler belli açıdan temel tehditleri de peşinden getiriyor. Keanu Reeves’in sesinin eşlik ettiği Lumon tanıtım videosu ise tarz ve biçim olarak renkli ve sevimli öğeler kullanarak izleyiciyi “tedirgin” ederek rahatsız etmeyi başarıyor. Öte yandan Reeves’in sesinin yumuşaklığı ise görünmez bir güveni temsil ederek tüm ekibi kendi kanatları altında toplamaya çalışıyor. Bu video ile beraber tanıklık ettiğimiz şirketin başka versiyonlarının da olduğunu keşfediyoruz; bu da izleyicinin aklına bir anlamda ayrık olmanın bulaşıcı bir hastalık gibi etrafa yayıldığı fikrini getirebilir. Karakterler arasında yeni sezonla beraber gözümüze hemen herkesin bulundukları ortama alışık oldukları ancak her zamankinden daha yorgun hallerinin yansımaları çarpıyor. Bu durumda görülen gündüz düşünden ayrılmak istemeyen Lumon’un ayrıkları, belli bir senfoninin ritmine kapılmış gibi mesainin bitmesini artık arzulamıyorlar. Bu durağan eylem biçiminin dönüm noktasını oluşturan Mark’ın etrafındakileri etkileme biçimi tamamen anti mücadelenin beden almış hali olarak etrafta dolanıyor. Bu şekilde kendisi için bir konfor alanı açan Mark, etrafındaki herkesi de bunun bir parçası haline getiriyor.

Tramell Tillman, Alia Shawkat, Stefano Carannante, Bob Balaban

Rüyamdaki Uçurumdan Kurtar Beni

Bölümün hemen açılış sahnesinde adeta kendi varoluşunun bir haykırması olarak koridorlarda koşan Mark, kendi içseli (innie) içinde bir içsel edinmiş gibi bölümün sonlarına doğru bu haykırış ceketini üzerinden atıyor. Öte yandan bir Eagan yansıması olarak etrafta ajan gibi dolaşan Helly’nin bir çırpıda yıktığı güven duvarı örtülebilir gibi durmuyor. Dahası Mark’ın Cold Harbor (Soğuk Liman) üzerine çalışması, Casey’in (Dichen Lachman) Gemma olarak kısa süreliğine ekranında belirmesi ve buna bağlı olarak dışsal olanda varlığın sönmesi ancak içselde onun belli bir formata dönüşmesi, izleyicilerin teoriler üretmesine olanak veriyor. Bu da Helly’yi Mark üzerinde mikro veriye dönüştürerek asıl amaçlanan makro veri Casey’e yönlendiriyor. Dolayısıyla tamamen hassas bir veri bütününe dönüşen Lumon şirketinin ekranlarında turlayan numaralar sadece bir numara görseli olmaktan çıkıyor ve bir anlamda varoluşsal bir harita çiziliyor. Bilinci hassaslaştıran bir akışa sahip olan bu durum serinin donuk ve henüz çözülmemiş bir hakikati olarak duyuları harekete geçiriyor. Öte yandan Cold Spring Harbor adının 1890’da Amerika Birleşik Devletleri’ndeki genetik ve kalıtım konularında araştırma yapmış olan bağımsız bir projenin merkezi olduğunu düşünecek olursak Severance’ın henüz kestiremediğimiz ancak az çok tahmin edebildiğimiz amacına daha da yaklaşabiliriz.

Burcu Meltem Tohum

SEVERANCE 1. Sezon (9 Bölüm, 9 Eleştiri Yazısı – Burcu Meltem Tohum)

SEVERANCE 2. Sezon (10 Bölüm, 10 Eleştiri Yazısı)

Bir Cevap Yazın