James Cameron Cephesinde Neler Oluyor?

Bu soruyu gerçekten de yönetmenin yapıtlarına duyulan hayranlıktan kaynaklanan saf bir merakla soruyor olmayı çok isterdim. Mesela “Mike Leigh şu sıralar ne üzerine çalışıyor?” gibi. Ama bu sorunun kafamızı kurcalama sebebi, Cameron’ın üst üste yaptığı açıklamalar: “Avatar 3’ün çekimlerine başladık, sırada 4 var bakalım” vs. Tamam ama, Avatar 2 ortada yok? İlk Avatar’ın üzerinden tam 10 (yazıyla on) yıl geçmesine rağmen, Avatar 2’nin gösterim tarihi sürekli değişiyor. En güncel tarih, 2021. 

Bu yazıyı kaleme alırken yaptığım minik araştırma sonrası şaşkınlığım bir kat daha arttı, çünkü James Cameron dendiğinde aklımıza elbette Terminator I-II ve Titanic geliyor, üçü de başarılı yapımlar, hatta T2 sinema endüstrisini ve popüler kültürümüzün sinema ayağını şekillendirmiş bir sinemasal olgu. Ben de “kim bilir başka ne filmleri vardır?” Dürtüsü ve heyecanıyla IMDB’ye saldırdım. Eeee… Pek bir şey bulamadım! Durum şöyle:

  • Piranha II (1981)
  • Terminator (1984)
  • Aliens (1986)
  • Abyss (1989)
  • Terminator 2 (1991)
  • True Lies (1994)
  • Titanic (1997)
  • Avatar (2009)

“Sekiz film bayağı iyi” diyeceksiniz belki, ne var ki yukarıdakilerden bazıları sinema tarihinde iz bırakmaktan hayli uzak. Aralarındaki en silik filmler de Piranha 2, Abyss ve True Lies gibi görünüyor. Ayrıca Aliens’ın, kanımca orijinal Alien quadrilogy’sinin en kötü halkası olduğu konusuna girmeyeceğim bile. Arabaların tekerlekleri altında ezilen Xenomorph kafatasları falan… Tamam sustum. 

Öte yandan, ilk filmini 1981’de yönettiğine göre, 38 yıllık bir yönetmenlik kariyeri için 8 film tehlikeli şekilde az. Bir de kimseyi kırmak istemem ama, ne bileyim François Truffaut hayatında 8 film çekse, ya da Vittorio De Sica veya Luchino Visconti kariyerlerini 7-8 filmle kapatsalar, yapılan işin düşünsel yanının ağır bastığı bariz olacağı için, anlayışla karşılar, saygı duyarız. Öte yandan daha çok action yönetmeni olarak görünen James Cameron söz konusu olduğunda, bu rakam son derece düşündürücü. 

Sonuç olarak Cameron, Terminator, Titanic ve Avatar dışında pek bir şey üretmemiş. Avatar konusuna ise biraz daha yakından bakalım: Çıktığı dönemde bile güzelim animasyon Avatar: The Last Airbender ile isim hakları savaşıyla gündeme gelen Avatar filminin sinema tarihinde “önemli” bir noktada bulunmasının tek sebebi var: Teknoloji. Yani CGI, 3D ve IMAX. Ve bu açıdan da evet, başarılı bir film. Ancak senaryoya baktığımızda, yani senaryoyu gerçekten incelediğimizde, son derece sıradan (klasik casus filmi iskeleti) bir yapıya sahip olduğunu ve klişelerle dolup taştığını fark etmemek imkânsız. 

Her neyse, elbette birçok yönetmen “keşke sadece T2 gibi bir kültürel fenomen beşiği çekip ölsem, sadece o filmle anılsam” demiştir hayatında. Yani Cameron’ı “az film çekmekle” suçlayıp sinema hapishanesine atacak değiliz. Avatar, Terminator ve Titanic, daha ne olsun? Doğru, tamamen katılıyorum. Ancak bu noktada devreye yine ertelenme abidesi Avatar giriyor. Çünkü “Cameron cephesinde neler oluyor?” sorumuzun temelinde biraz da bir türlü gösterime giremeyen Avatar’lar var. IMDB’deki şu tabloya anlam veremediğimiz için galeyana geldik biraz da.

Tablonun sağındakiler fütürist filmlerin geçtikleri yıllar değil, “potansiyel” gösterim tarihleri. Birçok kaynak (Empire ve Total Film dergileri ilk aklıma gelenler) bu gecikmeler silsilesine sebep olarak sürekli gelişen teknolojiyi ve doğrudan 3D olarak, IMAX kameralarıyla film çekmenin zorluğunu gösteriyor. Ve bu da pekâlâ doğru. Günümüzde pek çok üç boyutlu filmin sonunda optimized for 3D viewing yazısıyla karşılaşıyoruz veya optimized for IMAX gibi. “Optimized”, yani “sonradan üç boyutlu hale getirilmiş” veya “IMAX’e uygun hale getirilmiş” filmler bunlar. Dolayısıyla gerçek anlamda üç boyutlu değil. Bu sonradan yapılan dönüştürmeler de elbette çok meşakkatli olmalarının yanısıra, istenen / beklenen sonucu da vermiyorlar. 

IMAX salonları konusu da ülkemiz için ayrı bir sorun, çünkü çok az yerde var, hatta bildiğim kadarıyla Türkiye’de sadece 2 salonda (İstanbul ve Ankara) IMAX salonu bulunuyor ve filmler devasa IMAX kamerasıyla çekilmedikleri sürece, yapılan bu “optimizasyon” aynı etkiyi bırakmıyor. Christopher Nolan yine bu noktaya çok önem vermiş ve Dark Knight’ı doğrudan IMAX kameralarıyla çekmişti. 

Sonuç olarak evet, sürekli gelişen teknoloji meselesi pek de gerçeklikten uzak değil, Cameron da bir mükemmeliyetçi olarak süreci sürekli uzatıyor olabilir. İlk Avatar’ın senaryosundaki sıradanlığa karşın, günün birinde Avatar 5’i izleyebilecek miyiz, merakla bekliyoruz. 

Öte yandan tüm bu “boşa çıkan beklentiler ağı” içinde Cameron’ın bir de yepyeni bir Terminator filminin prodüktörlüğüne soyunması ve “T2’nin esas devam filmi, bu son yayınlanacak olandır!” gibi iddialı açıklamalar yapması da gözden kaçmıyor. Hatta Cameron’ın eski eşi Linda Hamilton da muhteşem bir açıklama yaptı buna ek olarak: “T2’den sonraki Terminator filmleri hiç akılda kalmıyor değil mi?” şeklinde. 

Elbette Terminator: Dark Fate’de Linda Hamilton’ı efsanevi Sarah Connor rolünde tekrar izlemek büyük bir keyif olacak. Cameron’ın bu filme hem yazar hem de yapımcı olarak sahip çıkması da bizi heyecanlandıran başka bir etmen. Yönetmen koltuğunda ise Deadpool’dan (2016) tanıdığımız Tim Miller bulunuyor.

Dediğimiz gibi, genel olarak James Cameron cephesinde neler olup bittiğinin ayrıntılarına vakıf olmasak da, en azından elimizde, yakın gelecekte beyazperdede izleyeceğimizin kesinleştiği bir “T3” var. Cameron’a birçok konuda el çabukluğu enerjisi yolluyoruz. Şimdiden keyifli seyirler.

H. Necmi Öztürk

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s