ALIEN: ROMULUS – Kaliteli Bir Alien Quadrilogy Kolajı

Kötü Ruh (2013) ve Nefesini Tut (2016) filmlerinden tanıdığımız Fede Alvarez’in yönetmen koltuğunda oturduğu Alien: Romulus (2024), geçtiğimiz günlerde tüm dünyada gösterime girdi. Karşımızdaki prodüksiyon kalitesi yüksek, heyecan / gerilim dozu da yine yükseklerde seyreden, Hollywood’un meşhur “entertainment” vaadini yerine getiren bir yapım olsa da, filmin çıkış noktasını merak etmemek elde değil. Büyük ihtimalle prodüktörlerden biri olan üstat Ridley Scott’ın da oturduğu masada yapılan beyin fırtınasında tam olarak neler konuşuldu acaba? Bunu merak ediyorum çünkü karşımızdaki yeni ve orijinal bir eser değil. 1979 yılında, 45 yıl önce Ridley Scott’ın Alien filmi ile başlayan serinin yedinci filminden nasıl bir orijinallik bekleyebiliriz derseniz bir noktada haklısınız ancak geçmiş yıllarda birçok defa gördüğümüz gibi, herhangi bir seri içine orijinal filmler katmak imkânsız değil. Örneğin Christopher Nolan’ın Batman üçlemesi, bu döneme dek çekilmiş onlarca filmden tamamen ayrı bir noktada duruyor, aynı şekilde Terminator 2: Judgement Day (1991), Terminator: Salvation (2009) Evil Dead Rise (2023), Star Trek: The Next Generation (1987-94) gibi film ve diziler yer aldıkları franchise / seriye orijinallik bağlamında çok şey katan yapımlar olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla orijinal bir film beklemek gerçekdışı bir tutum değil.

Cailee Spaeny & David Jonsson

Çekimler başlamadan önce ne konuşulduğuna dair bir tahmin yürütmem gerekirse, “1979-1997 arasında çekilmiş olan 4 Alien filminden en akılda kalan sahneleri yeni bir oyuncu kadrosuyla (Ian Holm’un canlandırdığı ilk filmdeki android hariç) tekrar çekelim” demiş olmalılar. Bu durum Picasso’nun “çalacaksan en iyisinden çal” sözü veya “orijinal dörtlemeye saygı” gerekçesiyle açıklanabilir ancak sonuç değişmiyor, film başlangıçtan sonuna dek müthiş kaliteli, sofistike bir şekilde çekilmiş bir Alien Quadrilogy kolajı olarak öne çıkıyor. Film, ilk filmle arasında yaklaşık 45 yıl olduğu için, yeni nesilde bir “reboot” etkisi yaratabilir, bugün 15-25 yaş aralığındaki izleyiciler Alien: Romulus filminden misal 2034 yılında, “izlediğim hiçbir şeye benzemiyordu” şeklinde bahsedebilir, filmi nostaljiyle anabilirler, haklı da olurlar. Ancak Alien serisine hâkim olan, tahminen 35 yaş ve üstü seyirci kitlesi için Alien: Romulus, ilk dört filmi tanıtan, 119 dakikalık bir fragmandan öteye geçemiyor. Filmde yer alan ve ilk dört filme “gönderme yapan” sahneleri hızlıca listeleyelim.

Listede saydığımız 16 madde ile ilgili aslında asıl rahatsız edici olan, bu göndermelerin Alien: Romulus içindeki sunuluş şekilleri. Bir film serisi içinde önceki filmlere elbette gönderme yapılabilir, ancak bu göndermeler sahnelerin neredeyse birebir aynısı olunca “kopya” kavramı akla geliyor. Örneğin 1979 yapımı ilk filmde Sigourney Weaver’ın hiç ses çıkartmamaya çalışarak, gözleri mekikte saklanmış olan Alien’a dikilmiş vaziyette uzay giysisine girmeye çalışması, kusursuz ve gerilim dolu bir sahnedir. Romulus’ta Cailee Spaeny bu sahnenin aynısını canlandırınca ilk filmin hayranlarının heyecan duyması nasıl beklenebilir? Aynı şekilde insansı bir yaratığın ortaya çıkışını da Kay’in (Isabela Merced) hamileliğini öğrendiğimizden beri bekliyorduk. Bir başka nokta da, bu 16 “göndermenin” de Romulus’ta, gönderme yaptığı filmlerdekine benzer bir zaman diliminde gerçekleşmiş olması. Açılıştaki sesler Alien’da da açılıştaydı, insansı yaratık Alien Resurrection’da da son sahnelerden birindeydi, facehugger ilk Alien’da da filmin ilk çeyreğinde karşımıza çıkıyordu, vs. Bu zamansal ayrıntılar önemli zira film zamanı bağlamında saydığımız tüm bu benzerlikler kronolojik sırayla Romulus’a yerleştirilince, Alien serisine hâkim olan seyircide sanki daha önce izlediği bir filmi tekrar izliyormuş gibi bir izlenim uyanabiliyor.

Cailee Spaeny

Peki Alien: Romulus’ta hiç mi yenilik yok, onlardan bahsetmeyi de ihmal etmeyelim. Öncelikle Cailee Spaeny’nin başarıyla canlandırdığı Rain karakterinin android Andy (David Jonsson) ile kurmuş olduğu arkadaşlık hem günümüzde tartışılan konular bağlamında güncel, hem de yeni. Aynı şekilde Andy’nin sürekli (üstelik güzel) espriler yapması ayrıntısı da hoş ve yenilikçi, belki 1980’lerdeki Star Trek dizisinin Data’sını (Brent Spiner) akla getirebilir ama karaktere ve ikiliye belli bir derinlik kattığı kesin. Bunlar dışında elbette Andy’nin Rain’e yaptığı “yerçekimi üzerine bir kitap okuyorum, kitabı bir türlü elimden bırakamıyorum” esprisiyle geçiş yapılan, yerçekimsiz ortamdaki sülfürik asit sahnesini anmak gerek. Bu da kesinlikle yenilikçi, hatta öyle ki önceki 6 filmde hiç yapılmamış olması neredeyse şaşırtıcı. Hem fikir düzleminde hem de görsel olarak filmdeki en akılda kalıcı sahnelerden birisi. Bunların dışında Weyland-Yutani şirketinin madencilik kolunda hangi noktada olduğunu açıkça gösteren giriş sahnesi de evren yaratma bağlamında oldukça etkileyici ve yapım kalitesiyle göz dolduruyor.

Yazıyı sonlandırırken bu ayki İngiliz Total Film dergisindeki Fede Alvarez röportajından da bahsetmem gerek, zira derginin 34. sayfasındaki ayrıntı beni çok şaşırttı. Alvarez, Zoom üzerinden Total Film ekibine retorik olarak şu soruyu yöneltmiş: “Hangi filmi daha çok seviyorsunuz? Alien (1979) mı yoksa Aliens (1986) mı?”. Bu soruyla ilgili şöyle bir sorun var, Ridley Scott’ın Alien filmi sanatsal bir duruş sergileyen derinlikli bir film iken, James Cameron’ın Aliens’ı ise… keşke hiç çekilmeseydi. Birbiriyle bu kadar alakasız iki filmi karşılaştıran ve röportajın devamında “her ikisi de aynı derecede şaheserdir” (!) diye ekleyen Alvarez bir yana, okumaya devam edince sette şaka yollu en çok sorulan soruyu da şok içinde Spaeny’den öğreniyoruz: “Bugün Alien mı yoksa Aliens mı çekiyoruz? Hangi filme odaklanarak çekim yapacağız? Çünkü ikisinin tonu o kadar farklı ki!”. Bu alıntı üzerinden oyuncu Cailee Spaeny’yi tebrik etmek gerek, zira Alien ile Aliens’ın birbirinden çok farklı iki yapım olduğunun pekâlâ farkında. Keşke Alvarez de farkında olsaydı.

Cailee Spaeny

Sonuç olarak başta söylediğimizi tekrar edelim, Alien: Romulus, yukarıda alıntıladığım röportajın ayrıntılarında yönetmen ve ekibin de bir anlamda itiraf ettiği gibi, özgün bir Alien filmi değil. Keşke sette dolaşan “bugün hangi filmi çekiyoruz?” sorusuna ekipten biri (yönetmen?) çıkıp da “Alien: Romulus’u çekiyoruz” deseydi de 45 yıllık seri, finansal olarak şişirilmiş kaliteli bir kolaj yerine, yeni bir sinemasal mücevher kazansaydı.

H. Necmi Öztürk

Bir Cevap Yazın