Grimm Kardeşler’in Kayıp Masalı: THE ROOM

Christian Volckman’ın son filmi olan The Room masalsı bir başlangıç ile izleyicileri germe özelliğine sahip; filmin ilk 40 dakikası “mutluluğu dışa vurma” üzerine kurulu. Minimalist ve İskandinav fotoğraf karelerini andıran görsellikleriyle sizi Grimm Kardeşler’in bilinmeyen bir masalına götürme özelliğine sahip. Yönetmen her ne kadar gizemli bir girizgâh oluşturmuş olsa da filmin 40. dakikasından sonra aynı gizemin sizi sarıp sarmalayacağının sözünü veremiyor çünkü film genel hatları itibariyle bu zamana kadar yaratılmış olan kurgu evrenlerinin bir haritasını çiziyor.

The One I Love’ın Alternatif Versiyonu

Şu günlerde Forum des images’da gerçekleşen L’Étrange Festival kapsamında izleme şansı bulduğumuz filmin geneline baktığımızda, başrollerinde Elisabeth Moss ve Mark Duplass’ın yer aldığı Charlie McDowell filmi The One I Love’ın (2014) hikâye kurgusuna çok benzediğini söyleyebiliriz. Ancak Volckman’ın yönetmiş olduğu The Room, ne yazık ki The One I Love’ın kötü bir versiyonu olarak kendini gösteriyor.

Bunun alt tabanını oluşturan en büyük neden ise yönetmenin elindeki sözüm ona “orijinal hikayesi”ni dram, komedi ve gerilim öğeleriyle beslemeye çalışmış olması. The Room filmini aslında absürd bir film olarak da değerlendirmek mümkün. L’Étrange festival’in genel seçkisi bu tip filmler üzerine yoğunlaşmış olsa da yine de izleyici olarak filmin orijinal bir hikâyeden çıktığını söylemek güç.

L’Etrange festival’e katılan The Room ekibi.

Tüm Arzuları Gerçekleştiren Kapı

Christian Volckman’ın The Room filmi için başlangıçta da “unutulmuş, terk edilmiş bilindik bir masal” imasında bulunmuştuk, bu film aslında birçok masala ve çocuklar için yapılmış olan kurgulara konuk olabilir. Mesela Alaaddin’in Sihirli Lambası; hani üç dileğiniz olur da bir anda hepsi gerçekleşir ya işte bu filmde de tam anlamıyla Alaaddin’in sihirli lambasına benzer, metaforik bir gönderme bulunmakta. Filmde bu göndermeye kadar her şey orijinal ve hoşmuş gibi tınlasa da sonrasında başka filmlerle olan benzerliği var olan muhtemel orijinal fikri çürütmeye yetiyor.

Mesela 2017, Netflix yapımı The Ritual, Volckman’ın The Room filmi ile görsellik ve karelerin geçişleri anlamında benzerlik taşıyor. Bunlara ek olarak son zamanlarda adından sıklıkla bahsedilen Jordan Peele’in 2019 yapımı US filminin hikayesiyle de yakın bir yapı çizdiğini söyleyebiliriz. Belki The Room gerek görsel alt tabanı gerekse absürtlükleriyle L’Étrange festival için biçilmiş kaftan olabilir ancak eminim ki daha önce birçok kez The Room’u başka yönetmenlerin başka filmlerinde izlemişizdir.

Christian Volckman’ın Yaptığı Ev

The Room’un başrollerinde Olga Kurylenko, Kevin Janssens ve Francis Chapman gibi isimler yer alıyor. Volckman, bu film ile ütopik bir evren yaratmaya çalışmış; bu açıdan filmi bilim kurgu türünde de değerlendirebiliriz. 2018 Netflix yapımı olan The Haunting of Hill House ile de benzerlikler taşıyan The Room evreninde daha önce izlediğiniz ve deneyimlediğiniz birçok evrenin izlerine rastlayabilirsiniz.

Burcu Meltem Tohum

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s