81. Venedik Film Festivali 28 Ağustos’ta Başlıyor!

Tüm festival filmlerinin açıklandığı 23 Temmuz’daki Basın Toplantısı’nda dile getirildiği üzere “Dünya’nın en eski film festivali” olan Venedik Film Festivali, 28 Ağustos – 7 Eylül 2024 tarihleri arasında kapılarını tüm Dünyadan sinema severlere ve sinema emekçilerine 81. kez açmaya hazırlanıyor. Bu sene 77. kez düzenlenen Cannes ve 74. kez düzenlenen Berlin ile birlikte film festivallerinin “üç büyükleri” arasında yer alan Venedik Film Festivali elbette köklü bir festival ancak neredeyse yüz yıldır Dünya sinema sahnesine kattıkları düşünüldüğünde, değerli meziyetleri arasında yaşı belki de en sonda gelecektir. Sitemizin ortak kurucusu ve değerli yazarı Burcu Meltem Tohum yaklaşık 5 yıldır Rotterdam, Berlinale, Cannes, PIFFF, Paris Étrange Festival ve tabii ki Venedik film festivallerine tek başına akredite olarak katılıyor, ancak ilk defa bu sene Venedik Film Festivali hem Burcu M. Tohum‘u hem de bu satırları yazan H. Necmi Öztürk‘ü akredite basın olarak kabul etti, festival yönetimine ve tabii ki bu gururda büyük pay sahibi olan siz sevgili okurlarımıza teşekkürü borç biliriz. Dolayısıyla bu sene, 81. Venedik Film Festivali‘ndeki filmler hakkındaki yazılarımızı bir değil iki koldan sizlere ulaştırmaya çalışacağız.

The Room Next Door (Julianne Moore & Tilda Swinton)

Peki bu sene öne çıkan filmler arasında neler var? Önce bir itiraf, Robert Eggers‘ın Nosferatu‘sunu Venedik‘te izleme şansımız olur mu acaba diye umduk uzunca bir süre ancak henüz herhangi bir haber yok. Öte yandan Nosferatu‘yu gösterime gireceği Aralık ayında, dolayısıyla kış mevsiminde izlemek de daha doğru sanki. Bu bağlamda Venedik’e yetişmemesi belki de iyi bile oldu. Gelelim bu yılki festivalde gösterileceği kesin olan filmlere. Önce hızlıca Yarışma Bölümü‘ne değinelim, özellikle de “tanıdık oyuncuların” konuk olduğu yapımlara:

Yukarıdaki listede bulunan tüm filmlerde ya yönetmenler, ya oyuncular ya da her ikisi birden Dünya sinema tarihinde az çok iyi bir noktada oldukları için dikkatleri üzerlerine çekiyor elbette ancak Altın Aslan ödülünü hangi filmin alacağını kestirmek, özellikle de filmleri izlemeden imkansız. Listeye dahil etmediğimiz filmlerden de hem kişisel olarak hem de ödülle bağlantısı açısından ilgimizi çeken Campo di Battaglia (Gianni Amelio), Love (Dag Johan Haugerud), April (Dea Kulumbegashvili), Leurs enfants après eux (Ludovic & Zoran Boukherma) ve Harvest (Athina Rachel Tsangari) başlıklarını sayabiliriz. Yarışma Dışı bölümünde ise aşağıdaki başlıklar öne çıkıyor:

  • Beetlejuice Beetlejuice, Tim Burton
  • Horizon: An American Saga Chapter 2, Kevin Costner
  • L’Orto Americano, Pupi Avati
  • Phantosmia, Lav Diaz
  • Maldoror, Fabrice du Welz
  • Broken Rage, Takeshi Kitano
  • Finalement, Claude Lelouch
  • Wolfs, Jon Watts

Burada Beetlejuice Beetlejuice elbette merakla beklediğimiz ana akım filmlerden biri, tabii milyonlarca insanın çocukluğunu baştan aşağı etkileyen 1988 yapımı Beterböcek ile yarışmak baştan kaybetmekle eşdeğer, yönetmen Tim Burton olsa ve orijinal kadronun çoğu korunmuş olsa bile. Bekleyip göreceğiz, umarız yanılırız. Kevin Costner‘ın dört filmlik Horizon serisinin ikinci ayağının Venedik‘te gösterilmesi son derece sevindirici, zira Costner‘ın kendi cebinden yüzbinlerce USD yatırım yaptığı ve buna rağmen Ağustos ayında ABD’de planlanan genel gösterimi dağıtım şirketlerince iptal edilen bir yapım söz konusu. Bu noktada serinin 3. ve 4. ayakları beyazperdeye taşınabilecek mi kestirmek zor. Listede doğal olarak Takeshi Kitano yapımı Broken Rage en merak ettiklerimiz arasında, Claude Lelouch ise bende (Öztürk) en ufak bir merak uyandırmıyor, ne var ki 1966’da çektiği Bir Kadın Bir Erkek filminin etkisi bazı sinefillerde hala sürüyor olsa gerek, o nedenle de Venedik‘te beklenen yapımlar arasında.

Festivalde gösterilecek klasik yapımlardan bir kesit

Bahsetmemiz gereken bir diğer başlık da Klasikler Bölümü, her festivalde “birkaç” klasik filme yer verilse de, Venedik Film Festivali bu konuda kesinlikle başı çekiyor. Bu sene 18’i kurgu 9’u da belgesel olmak üzere toplam 27 yapımı seyircilerle buluşturacak olan festival, her zaman olduğu gibi bu yıl da sinemanın neredeyse herşeyini kendi geçmişine borçlu olduğunun ve restorasyon çalışmalarının öneminin farkında. Yukarıdaki listede yer almayan belgesellerden de mutlaka bahsetmemiz şart, zira her biri çok değerli sinemacıları veya sinema olaylarını konu edinmekte:

  • Miyazaki, l’esprit de la nature (Leo Favier)
  • “I Will Revenge this World with Love” S. Paradjanov (Zara Jian)
  • Le cinéma de Jean-Pierre Léaud (Cyril Leuthy)
  • From Darkness to Light (Lurie & Friedler)
  • Chain Reactions (Alexandre O. Philippe)
Le cinéma de Jean-Pierre Léaud

Festivalin Orizzonti (Ufuklar) ve Orizzonti Extra bölümlerinde de farklı sürprizlerin, aykırı filmlerin bizleri beklediğini de hatırlatalım. Bunlar arasında Türkiye’den de iki film bulunmakta; Murat Fıratoğlu‘nun “Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri” ile Türker Süer‘in “Gecenin Kıyısı” filmleri. Son olarak bu sene festivali vuran dizi rüzgarından da bahsetmek gerek, ne de olsa 7 – 8 bölümden oluşan ve dizi formatında ilerleyen dört yapım 81. Venedik Film Festivali‘nin konuğu:

  • Disclaimer (Alfonso Cuaron), 7 bölüm, toplam 329 dk.
  • Los Anos Nuevos (Sorogoyen, Cano, Fabra), 10 bölüm, toplam 450 dk.
  • Families Like Ours (Thomas Vinterberg), 7 bölüm, toplam 345 dk.
  • M. Il Figlio Del Socolo (Joe Wright), 8 bölüm, toplam 412 dk.
Cate Blanchett (Disclaimer)

Yazımızı festivalden dokunaklı bir özel gösterim haberiyle sonlandıralım, hem güzel hem de hüzünlü bir ayrıntı bu. 81. Venedik Film Festivali, filmdeki rolü ile izleyen herkesin kalbini, çekimleri takip eden günlerdeki hazin ölümü ile de (elzem olan doktor muayenesini “çekimler bittikten sonraya” ertelemişti hep) tüm sinemaseverlerin sevgi ve saygısını kazanan Massimo Troisi‘nin başrol oynadığı 1994 yapımı klasik filmi Özel Gösterim (Special Screening) başlığı altında gösteriyor: Il Postino (Postacı). Michael Radford ile Massimo Troisi‘nin yönetmenlik koltuğunu paylaştığı filmi izlemediyseniz mutlaka izlemenizi tavsiye ederiz, konusu, çekimleri, replikleri, oyunculukları ve her ayrıntısıyla muhteşem bir yapım. Massimo Troisi‘ye buradan saygılarımızı tekrar gönderelim, bol filmli günler.

Burcu Meltem Tohum & H. Necmi Öztürk

Bir Cevap Yazın