81. Venedik Film Festivali’nin en beklenen filmleri arasında yer alan Joker: Folie à deux (2024), “beklentileri karşılamadı” dersek çok hafif kalacaktır. Beklentilerimiz yüksek olduğu halde kötü çıkan birçok film izliyoruz, bundan doğal bir şey yok zira 2000 yılından bu yana sinemanın bronz (teneke?) çağında bile değiliz, sürekli film çekilip gişede ne kadar kâr getirdiğinin hesaplandığı garip bir dönem, Martin Scorsese’nin de birçok defa dile getirdiği gibi. Elbette bir filmin kötü çıkmasını hazmedebilirim her zaman, ancak Joker: Folie à deux’nün festivaldeki sabah 08:15 seansından, 4 Eylül’deki Dünya Prömiyerinden resmen öfkeli çıktım. Öncelikle hemen altını çizelim; filmde herhangi bir olay akışı bulunmuyor. “Anlatı iskeleti” diyebileceğimiz bir yapı yok. Filmi neredeyse baştan sona, “şimdi olaylar patlak verecek!” umuduyla izliyoruz, ama olmuyor. “Neredeyse” dedim, çünkü bir noktada artık hiçbir gelişme yaşanmayacağını anladığımız için sinema salonunun mimari yapısını incelemeye falan başlıyoruz. Dolayısıyla filmin senaryo koltuğunda iki kişinin, Scott Silver ile Todd Phillips’in oturuyor olması da oldukça ilginç. Bob Kane’in adı da mevcut ancak kendisi 1940’larda DC evreninde Joker’i yaratan isim olarak yer alıyor.

Filmin kısa özetinin yer aldığı IMDb sayfası da çok umutlu: “Başarısız komedyen Arthur Fleck, Arkham Devlet Hastanesi’nde hayatının aşkı Harley Quinn ile tanışır. Serbest bırakılan ikili, romantik ve cehennemi bir maceraya atılırlar”. Keşke bu özet doğru olsaydı! Spoiler olmasın özetteki yanlışları sıralamayalım ama en azından ortada bir macera olmadığını teslim edelim. Belki özet şu şekilde güncellenebilir: “Başarısız komedyen Arthur Fleck, Arkham Devlet Hastanesi’nde hayatının aşkı Harley Quinn ile tanışır”. Filmde bolca söylenen şarkılardan şikayetçi olanlar da var, beni özellikle rahatsız etmedi ancak olay örgüsü olmayınca şarkılar da göze batabiliyor tabii. Festivalin basın toplantısında Lady Gaga’nın da dile getirdiği üzere zaten Joker: Folie à deux tam anlamıyla müzikal de sayılmaz, normalde söylenen şarkılar müzikalin olay örgüsüne dahildir, filmdeki diğer tüm karakterler tarafından kabul edilir ve ilerleyen sahnelerde söz konusu şarkılarda dile getirilen sözler filmin olay akışını etkiler. Joker: Folie à deux’de olay örgüsü olmayınca, “müzikal” türüne de giremiyor.

Senaryo neredeyse soyut bir hal aldığı için acaba Harley Quinn ile ilgili elde yeterince materyal mi yoktu diye şöyle bir araştırma yaptığımda DC animasyonlarında ilk kez 1992 yılının Eylül ayında, DC çizgiroman evreninde ise ilk kez 1999 yılında boy gösteren Harley Quinn’in, DC Omnibus edisyonlarında yaklaşık 3250 sayfaya yayılan toplu maceralarının yayınlandığını öğrendim. Joker’i ise zaten biliyoruz, DC evreninde 1940 yılından beri var olan bir karakter, maceralarının toplamı DC Batman evreninde on binlerce sayfayı dolduruyor. Dolayısıyla içerik sıkıntısı yok, oyuncular Joaquin Phoenix ve Lady Gaga harika, yönetmen Todd Phillips 2019’da son derece yetkin bir Joker çekmiş ve 76. Venedik Film Festivali’nden en iyi film ödülüyle dönmüş başarılı bir isim, filmin bütçe sıkıntısı yok, o halde nedir karşımıza bu görsel yığınını, saniyede 24 kareden toplamda boşa harcanmış 198.720 kareyi çıkartan?

Todd Phillips geçtiğimiz ay İngiliz Total Film dergisine verdiği röportajda şöyle demişti: “Joker kadar başarılı bir film çektikten sonra ne yapabilirdik ki, elden şarkı söyleyip ilk filmi kutlamaktan başka bir şey gelmezdi. Ve inanın, çok fazla şarkı var filmde!”. Bu satırları okurken daha elbette filmi izlememiştim, aklımdan da “şaka yapıyor herhalde” diye geçirmiştim, meğer “ilk filmin başarısını şarkı söyleyerek kutlayan bir ikinci film” çekme konusunda tamamen ciddiymiş. Yönetmenlerin yeni bir sendromu belki de bu, çektikleri eserin, ortaya koydukları franchise’ın ne kadar değerli olduğunu anlayamama sendromu. Wachowski kardeşler de son çektikleri Matrix Resurrections (2021) ile önceki üçlemeyi ti’ye almışlardı, Todd Phillips de bu filmde “sadece bir tane iyi Joker çekebileceğini” kanıtlamaya girişmiş gibi bir tutum sergiliyor.

Filmde resmen, 2019’daki Joker’de olup bitenlerin Arthur Fleck karakterine tek tek sorulduğu bir sahne bile var! Sorular daha sonra başka bir sahnede de tekrarlanıyor. İlk filmin Hildur Gudnadottir tarafından bestelenen efsanevi müziği bu filmde de birkaç bölümde bizi karşılayarak ilk filmin ağırbaşlılığını ve ciddiyetini hatırlatıyor. Uzun sözün kısası Todd Phillips’in Joker: Folie à deux filmini izledikten sonra büyük ihtimalle yapmak isteyeceğiniz tek şey, gidip en kısa sürede 2019 yapımı ilk Joker’i tekrar izlemek olacaktır. Yeri gelmişken ilk filmle ilgili çözümlememiz de burada. 138 dakikalık Joker: Folie à deux ülkemizde 4 Ekim’de gösterimde, şimdiden büyük geçmiş olsun.

